YEREL
Giriş Tarihi : 07-08-2021 10:52   Güncelleme : 07-08-2021 10:57

Yeşil Artvin Derneğine Ziyaret

Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka ve Genel Başkan Yardımcısı Necla Kaçan, “YaşamHak” projesini tanıtmak için Artvin’e geldi.

Yeşil Artvin Derneğine Ziyaret

Nazlıaka program kapsamında Yeşil Artvin Derneği’ni ziyaret ederek Cerattepe’deki son durum hakkında bilgi edindi.

CHP’li Nazlıaka ve Kaçan’a Yeşil Artvin Derneği ziyaretinde Parti İl Başkanı Ahmet Biber, Kadın Kolları İl Başkanı Ayşe Yavuz Dinç eşlik etti.

Yeşil Artvin Derneği Başkan Yardımcısı Nursal Bülbül, Türkiye’nin her tarafı yangınlarla yok olurken Artvin’de Cerattepe mücadelesini vermenin ne kadar haklı olduğunun ortaya çıktığını belirterek, “Doğayı farklı bir şekilde katleden madenlere karşı bu mücadeleyi yapmamızın ne kadar haklı olduğu da ortaya çıktı. Çevreyi çocuklarımızın emaneti olarak görüyoruz. Diyoruz ki bu emaneti gelecek nesillere bozmadan teslim edelim. Bu doğrultuda mücadele vermeye devam ediyoruz. Derneğimiz 1995’ten beri bu mücadeleyi yürütüyor. Başarılı olduğumuz alanlar var ama ne yazık ki iş zor kullanmaya gelince gücümüz zor kullananlara karşı yetmiyor” dedi.

Cerattepe bölgesinde maden çalışmasının devam ettiğini ama şu an kapalı işletme yapıldığını dile getiren Bülbül,  “Biliyoruz ki bizi daha büyük tehlikeler bekliyor. Çünkü orada açık işletme yapılmasını gerektiren bir altın madeni var. Ayrıca Artvin’in genelinde yüzde yetmiş iki civarında bir maden ruhsat sahası var. Bu demektir ki oradaki damar bittiğinde ne yazık ki başka alanlara açılacaklar ve Artvin’in geneli maden sahası olacak” diyerek Artvin’in yaşanmaz hale geleceğini ve bunların olmamasını dilediklerini, ayrıca çevreyi gelecek nesillere şu anki şekilde teslim etmek istediklerini vurguladı.

Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Bedrettin Kalın, Cerattepe mücadelesinin hukuki boyutunu ve Artvin’de maden işletmeciliğinin son durumunu anlatarak, “Yıllardır Cerratepe bölgesi de dahil olmak üzere Artvin’in tümünde üç yüz yirmi beş maden ruhsatı olduğunu söyledik. Biz üç yüz yirmi beş deyince insanlar buna inanamıyor. Son zamanlarda Tema ağırlıklı bir çalışma var. Tema, il il maden ruhsatlı olan alanları, illerdeki durumunu ve ne kadar alanı kapsadığını hesaplamaya çalışıyor. Üç yüz yirmi beş tane ruhsata ilişkin bilgileri de on yıldır istiyoruz fakat maden işletme dairesi bize bu bilgileri vermiyor. Aslında ruhsat bilgilerini veriyorlar ama çok ciddi paralar karşılığında veriyorlar. Yaklaşık on dört tane ilin bu şekilde maden ruhsat alanlarını ve doğa maden ilişkisinin bilgilerini çıkardılar. Bu illerden birisi de Artvin’dir. Biz yıllardır üç yüz yirmi beş ruhsat alanı var derken şimdi beş yüz yirmi beş maden ruhsatıymış. Yani gördüğümüz bu küçücük il de beş yüz yirmi beş maden ruhsatı var. Tüm il yüz ölçümünün yüzde yetmiş ikisine denk geliyor. Bir ilin yüzde yetmiş ikisinin maden ruhsatlarıyla ruhsatlandırılmış olması inanılmaz bir durumdur. İlçeler bazında bakarsak Merkez ilçesi ve Murgul’un yüzde doksan ikisi ruhsat alanıdır. Arhavi ve Hopa’da yüzde seksen altı, Şavşat yüzde kırk sekiz civarlarındadır. Toplam da yüzde yetmiş iki oluyor” dedi.

Bu sayıları izah etmenin veya açıklamanın mümkün olmadığını, merkez alanında yüzde doksan ikiden yüzde sekiz civarında bir alan kaldığını belirten Kalın, “Atatürk’ün heykelinin bulunduğu Atatepe’de dahil olmak üzere kırmızı sınırlar içerisinde kalıyor ve buranın tümü ruhsat alanıdır. Sınırı tutmaya çalışıyoruz. Yirmi beş yıldır süren mücadele onları burada sınırlı tutabiliyor. Otuz iki hektarlık alan da kaldılar buranın henüz dışına çıkabilmiş değiller. Biz şunu da biliyoruz ki açık işletme altın madenciliği aşamasına da geldiler. Çünkü bakır altta bitiyor üstündeki altın ürün geliyor. Dolayısıyla altını açık işletme ile yapmaları gerekiyor. Bunun hazırlıklarını da yapıyorlar. Önümüzdeki sonbahar veya ilkbahar çok kötü günlerin yaşanacağını tahmin edebiliyoruz. Böylelikle mücadele dönemi başlayacaktır. Bazıları Cerratepe bölgesi Artvin şehir merkezine biraz uzak buraya giriş ve çıkışları da yasakladıkları için ne yapıldığını çok gören yok pekte bir şey olmuyormuş havasındalar. Bu durum o şekilde değil. Şu an da hem havamız hem de sularımız kirleniyor” diyerek ruhsat alanlarının tümünün yaşama geçirilmesinin bir kâbus olduğunu vurguladı.

Kalın sözlerinin devamında şu ifadeler yer verdi;

“Parti ve Kadın Kolları olarak şahsi çabalarını biliyoruz ama Kadın Kolları Başkanı olmanızın bir artısı olması lazım. Kadın Kollarının daha iyi çalışıyor ve bizim yanımızda daha sağlam duruyor olması açısından sizin bir farkınızı hissetmek istiyoruz. Kadın Kolları bu mücadele de olmuşlardır ama bazen bazı zayıflıklar hissedebiliyoruz. Bu haritayı hala ciddiye almayan, anlayamayan bir mantalitenin olduğunu biliyoruz. İş birliklerinden medet umanlar, çıkarları için bu mücadeleyi yan çizenlerin de var olduğunu biliyoruz. Hem HES mücadelesinde hem madenler mücadelesinde gördük ki kadınlar her zaman mücadelenin en önündeler. Bundan sonra da öyle olacaklar.”

Kalın’ın konuşmasının ardından Aylin Nazlıaka, her Artvin ziyaretinde mutlaka Yeşil Artvin Derneğini ziyaret etmeyi çok önemsediğini bildirerek, “Çünkü bu dernek bundan 26 yıl önce ihtiyaçtan dolayı ve direnişi örgütleme amacıyla kurulmuştur. Bu dernek ve bu derneği destekleyen insanlar, Cumhuriyet Halk Partisinin örgütlü yapısı bu sürece destek veren birçok siyasi oluşumlar ve Sivil Toplum Örgütleriyle birlikte Cerratepe 32 hektarlık alanı şu an kapsayacak derece de daha büyük bir zararın önlenmesi söz konusu olarak bugünlere gelebilmiştir. Bizim idealimiz ve bizim arzumuz hiçbir hektarın ve bir metre karesinin zarar görmemesiydi. Yine de 26 yıl boyunca direnmek, kararlılığı ve örgütlü mücadeleyi sürdürebilmek herkesin başarabileceği bir şey değildir. Ben şu sözü sloganlaştırmak istiyorum, “Artvin diye yazılır mücadele diye okunur” Artvin halkının kararlılığı, azmi ve örgütlenmeye verdiği önem çok ön plandadır. Cerrattepe Türkiye’deki tüm doğa direnişlerine de örnek oluşturmuştur” dedi

Mevcut iktidarın bu yüzden Cerrattepe ile bu kadar uğraştığını, Buradaki geri adım atmamazlığın aslında diğer doğa mücadelelerine de model oluşturduğu için burayı engellemeyi ve halkına ve millete küfreden bir mütahite burayı teslim etmeyi mevcut iktidarın göze aldığını vurgulayan Nazlıaka, “Artvin ve Cerratepe deyince bizler toprağın üstündeki cennetten bahsediyoruz onlar toprağın altına odaklanıyorlar. Biz doğa deyince doğanın yeşilliğinden bahsediyoruz onlar doların yeşilliğine odaklanıyorlar.  Şu bir gerçek asla bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz ve mutlaka kazananlar biz olacağız. Bugün doğaya verilen tahribatların doğa tarafından nasıl bir karşılık bulduğunu hepimiz biliyoruz. Arhavi’ye giderek sel felaketinden zarar görmüş olan yurttaşlarımızla buluşacağız ve dayanışacağız. Arhavi’ye yardım tırları geldi bizlerde elimizden gelen desteği vereceğiz. Artvin’deki mücadelenin her aşamasında olmak bizim için bir görevdir. Bizim için bu ülkeye karşı bir sorumluluktur. Bizler bu ülkeyi nasıl aldıysak, dünyaya geldiğimizde nasıl bir cennetin içerisinde kendimizi bulduysak bizden sonraki nesillere de böyle bir cennet devretmek zorundayız” diyerek bugüne kadar Yeşil Artvin Derneği’nin duruşu, çalışmaları ve emeği için başta yöneticiler olmak üzere tüm Yeşil Artvin Derneği üyelerine teşekkür etti.

Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanı Ahmet Biber ise böyle doğa harikası olan vilayetin maden şehri olmaması gerektiğini, bu mücadelelerinde büyük halk kitlelerini ve değişik görüşlerde insanları bir araya topladıklarını açıklayarak, “Bir mücadelenin içerisinde yanlış görüşü temsil eden bir anlayış o toplumu kapsayamazdı, toplumu bir araya getiremezdi ve direnci ortaklaştırmazdı. Hukuk mücadelelerimiz devam etti. Son dönemlerde madenlerle ilgili yasalar değişti. Şu an da Türkiye’deki maden yasası resmen sömürge madenciliğidir. Madenler çıkacak, devlete kaynaklar aktarılacak diye bir şey yok. Pakistan’da bile devletin aldığı pay yüzde on ikidir. Biz de altın olursa üç, bakır olursa yüzde iki gibi bir sayıdır. Bunu şirkette kendileri hesaplıyor ona göre bir pay veriyorlar. Maden çıkmalı diyerekten Cumhurbaşkanı ‘Ezin geçin’ lafını kullandı. Artvin mücadelecidir. Kendi devletinin güçlerine jandarmasına, polisine karşı olumsuz bir tavrı olmamıştır. Bundan ötürü orantısız güç kullanıldı ve ezildi. Ayrıca mahkemeyi kazanmış olduğumuz halde mahkeme heyeti değiştirildi ve yeniden süreçler başlatıldı” dedi.

Yeni bilir kişi heyetlerinin oluşturulduğunu, Artvin’in millete küfreden birisine teslim edildiğini belirten Biber, “Üzüldüğümüz bir şey var bugün vatandaşımızı zor durumlarda korumayan devlet, yukarıda jandarma karakolu kurmuş onu koruyor. Bizim çocuklarımız olan jandarma güçlerinin orada olmasını asla kabul etmiyoruz. Bir şirketi koruyamaz, kendi koruma güçlerini oluştursun korusun. Üstteki kaynak maden bitince aşağıya doğru gidiyor. Aşağıya gidince kapalı işletme de maliyetler artıyor. O kadar çok kazanç hırsı var ki oradaki tepeyi tümden alacak açık işletmeye çevirecek ve böylelikle maliyetler düşecek” diyerek açık işletmenin Artvin’i hemen hemen yok etmek demek olduğunu vuırguladı.

 CHP İl Başkanı Ahmet Biber konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi;

“Ormanlık alanları yok ettiğinizde Artvin’deki yaşamın normal sürme ihtimali yok. En son bilirkişinin verdiği raporun sonuç kısmı diyor ki; ‘Eğer Artvin’de yaşam devam edecekse ve tehlikesiz devam edecekse burada bu maden çıkamaz, maden çıkarsa buradaki yaşam tehlikededir’  Artvin’i gelecek nesillere doğal güzelliklerle teslim etmek istiyorsak burada madenin kesinlikle çıkmaması gerekiyor. Murgul’da damar dediğimiz bölgede resmen çukurlar oluşmuş, bir alanı tümden kaldırmışlar, oradaki doğayı mahvetmişler ve vatandaş zarar görmüş, doğa katledilmiş, bunlar umurlarında değil. Siyasi mücadelemiz yalnız iktidar olma anlayışı için değil, aynı zamanda doğayı, dereleri, ovaları, çocuklarımızı, torunlarımızı koruma mücadelesidir. İnşallah iktidar olacağız ve yanlış anlayışlara dur diyeceğiz.”

DİLAN ŞAHİNBAŞ