YEREL
Giriş Tarihi : 14-06-2021 11:24   Güncelleme : 14-06-2021 11:24

YENİ TEHLİKE SALYA

Arhavi balıkçısını salya vurdu.

YENİ TEHLİKE SALYA

Kırk yıldır balıkçılık esnafı olan Recep Yılmaz, Arhavi’de balığın tehlikede olduğu yönünde açıklamalarda bulundu. Ayrıca Yılmaz, doğal düzenin bozulmasına ilişkin açıklamalarda yaptı.

Balıkçının özelliği

Yılmaz, işine dair şu ifadeleri kullandı “ biz balık alıp balık satıyoruz işimiz gereği tabii şu anki zamanda sıkıntılardayız. Kimse olmadığı için balık satışlarımız yok denilebilir balıklarımız akşam olunca tezgâhta kalıyor. Vatandaşımızın alım gücü maalesef şu an yok denilebilir çünkü ekonomiye göre balıkların fiyatı artık herkese pahalı geliyor “ dedi.

Hangi balık?

Yılmaz, satışını yaptıkları balıkları şu şekilde anlattı “ her çeşit balık oluyor istavrit, alabalık, mezgit vb. gibi çeşitte bir sürü balığımız var. Şu an mesela istavrit, barbun ve mezgit balığı bu mevsimde yenilebilecek en iyi balıklardır çünkü yağı tam oluyor olgunlaşmış oluyor. Sadece Karadeniz’de avlanan değil çiftlik balıklarını da satıyoruz. Somon, alabalık gibi balıklarımız çiftlik balıklarımızdır.  Lezzet açısından istavriti önerebilirim insanlara mevsimin bu döneminde lezzeti çok güzel oluyor diğer balıklara oranla “ dedi.

Deniz’de salya

Yılmaz, Deniz kirliliğine yol açan salya hakkında şu açıklamalarda bulundu “ yıllardır Denizlerimizi aslında biz kirletiyoruz buna önlem olarak bir şey alınmıyor. İstanbul gibi mega bir şehirde bu atıkların olması hayretlere düşürüyor insanı çünkü öyle bir şehirde böyle kirli atıkların denize dökülmesi hiç yakışmıyor. Şu anda zaten bunu engellemek zor ne yapacaklar bu konuda onu bile düşünmek açıkçası soru işareti oluşturuyor kafalarımızda. Mesela bu atıkların yaygın bir şekilde yer alması Karadeniz’i de ciddi oranda etkileyecektir balık zaten bitmek üzere sonar kullanan gemiler var o cihazları 3-5 sene kadar yasaklasalar balık olur. Ege’de, Marmara’da sanayinin çok olduğu yerde atıklara bir önlem almaları lazım böyle giderse gelecek nesiller balığı sadece kitaplarda veya filmlerde görecekler. Ben mesela Rusya’da, Ukrayna’da, Romanya’da falan çalıştım orada adamlar geliyor kayıktan bir damla su bile aksa ceza yazıyorlar ve az bir miktarda değil bu cezalar, biz niye yapmıyoruz onu da pek anlamış değilim “ dedi.

Eğer salya gelirse

Yılmaz, salyanın turizm açısından Karadeniz’i nasıl etkileyeceğine dair şu açıklamalarda bulundu “ burada deniz turizmi pek yok ama bizim daha çok dağ turizmi var onu da bitirdiler. MNG girdi vadilerimize bu bizi bitirdi zaten öğlene kadar beyaz çamur akıyor aşağıya doğru. Böylece balıkları zaten bitirdiler denizi de aynı şekilde etkiliyor bu para hırsı herhalde her şeyin önüne geçiyor diyebilirim. MNG holding kendisi yapmıyor bunu bizi yönetenler yapıyor MNG holdingin bir yetkisi yok artık bütün dünyayı yiyorlar böyle yaparak ne yapacaklar öbür tarafa mı götürecekler cennete yatırım mı yapıyorlar anlamış değiliz. Doğa haklarını koruyan belli bir kesimimiz var duyarlı insanlar ne kadar varsa bir o kadar hep beraber yapmamız gerekiyor. Bu duyarlı olma işini, doğayı koruma işini bütün dağları, vadileri bozmuşlar hep dünyada olmayan çiçekleri, hayvanları bitirdiler hep artık nasıl bir yönetim olacak ne olması gerekiyor bu konuda bizlerde düşünemez olduk “ dedi.

Pandemi

Yılmaz, Arhavi’de pandeminin nasıl seyir halinde olduğuna yönelik şu açıklamalarda bulundu “ şu anda sanırım Arhavi’de öyle hasta yok. Halk zaten sokağa çıkamadığı için birde maddi geliri olmadığı için balıkta almıyor alışverişte yapmıyor. Sadece zincirleme marketlerden alıyorlar ama oda mecburiyetten balığın kilosu zaten 25-30’dan aşağı düşmüyor bu durumdan dolayı herkes balıkta yiyemiyor. Ekonomik durumu iyi olanlar yiyebiliyor fakat onun dışında halkın çoğunluğu balığa hasret kaldı “ dedi.

Çay ve kota

Yılmaz, geçtiğimiz günlerde çaya yönelik yapılan yaptırımları şu şekilde anlattı “ bizim Artvin geneline baktığımız zaman geçim kaynağı çoğunlukla çay fakat Arhavi’de benim anlamadığım neden elli senedir 2. Bir fabrika daha yapılmıyor veya başka İlçelerde yapılmıyor. Milleti neden özele yöneltiyorlar anlamış değiliz milletin geçimi bu çaydır burada da neler olmuşsa hepsi çay yüzünden olmuştur. Gel gör ki bizim hükümet bir tane fabrika açamıyor 1 fabrikası var ama 2. Bir fabrikayı açmıyor hem istihdam sağlardı hem de çayını alırdı. Madem onlar kazanamıyor biz nasıl kazanmaya çalışıyoruz akıl almıyor. Seksen milyon her gün her dakika çay içiyor nasıl zarar edebiliyor ÇAYKUR çok ilginç bir durum gerçekten.  Üretim açısından 3. Sıradayız fakat tüketim açısından çayda 1. Sırada yer alıyoruz herhalde varlık fonuna aktardıkları başka sektörler zarar ediyor o zararı da vatandaştan çıkartıyorlar gibi geliyor başka bir açıklaması yok bunun çünkü ben karşımdaki çay ocağından her gün yirmi tane çay içiyorum ve misafirim geliyor günde en az elli lira ile kapatıyorum çay ocağına benim verdiğim para, nasıl zarar edebiliyorlar gerçekten düşündürücü “ dedi. a