YEREL
Giriş Tarihi : 02-09-2021 10:19   Güncelleme : 02-09-2021 10:19

YENİ ADLİ YIL BAŞLADI

2021-2022 Adli Yılı Açılış Töreni Artvin Barosu tarafından Milli İrade Meydanı’nda bulunan Atatürk Heykeli önüne çelenk koyularak başladı. 20 Temmuz 2021’de başlayan adli dün sına erdi. Adli yıl açılışıyla birlikte tüm adliyeler ve yüksek yargı kurumları tam kapasiteyle çalışmaya başladı.

YENİ ADLİ YIL BAŞLADI

Artvin Barosu, 2021-2022 Adli Yılı Açılış Töreni’ni programı kapsamında Milli İrade Meydanında bulunan Atatürk Heykeline çelenk koydu. Törene Artvin Barosu Başkanı Ayla Varan, Artvin Barosu Sekreteri Nur Elçin, Baro Saymanı Elif Oya Gültekin ve Baro avukatları katılım gösterdi.

Baro Başkanı Ayla Varan yaptığı konuşmada, yeni adli yılın,  avukatlara, yargıçlara, savcılara, yargı çalışanlarına, ülkeye ve ülke hukukuna yararlı olmasını diledi ve “Yeni Yargı Yılı’nın açılışında,  mesleğim ve meslektaşlarım adına konuşmanın benim için hem büyük bir onur, hem de ağır bir sorumluluk olduğunun bilincindeyim. Bugün burada yaptığım açılış konuşmanın duygusal bir değeri ve anlamı olduğunu belirtmek isterim. Bu gün aramızdan ayrılmış olan, birlikte görev yaptığımız avukat, yargıç, savcı meslektaşlarım ile adliye çalışanlarını saygı ile anıyorum. Onların insani yanları ve saygın hukukçu kimlikleri ile yüreklerimizde bıraktıkları anıları unutmuyor bir kez de buradan ışıklar içerisinde olmalarını ve Allahtan rahmet diliyoruz” dedi.

Ülkedeki siyasi rejimin niteliğinin göstergesi

İnsanların ve ülkenin ortak faydası için çalışanların başında gelen hukukçuların, devletin en temel işlevlerinden birisi olan adaletin sağlanması için sadece başarılı ve özverili çalışmalarını değil, aynı zamanda tüm insanlar için ve insanların ortak iyiliği uğrunda çalıştıkları için yargıçlara, savcılara, onlarla birlikte adaletin gerçekleşmesine katkı yapan avukatlara ve adliye çalışanlarına sonsuz teşekkürlerini sunarak konuşmasına devam eden Varan, “Yargı erkinin kurucu unsurlarının temsilcileri ve uygulayıcıları olan yargıçların, savcıların ve avukatların nitelikli, donanımlı, bilgili ve sorumlu olmaları, hiç kuşku yok ki aldıkları hukuk eğitiminin yeterli, düzeyli, kaliteli olmasına bağlıdır. Ülkemizdeki hukuk öğretim ve eğitiminin yapıldığı hukuk fakültelerinin ve mezunlarının günümüzdeki durumuna ve standartlarına bakıldığında bu konuda ciddi ve halen daha  radikal bir reforma gereksinim olduğu açıktır” diyerek ceza yasalarının bireyin hak ve özgürlüklerine çok etkili biçimde müdahale eden yaptırımları içerenin yasalar olduğunu, bir ülkedeki ceza yasasına egemen olan felsefe, değer, ilke ve tercihlerin, o ülkedeki siyasi rejimin de niteliğini gösterdiğini vurguladı.

Temel bir insan hakkı:  Lekelenmeme hakkı

En büyük öğreticilerden birisi olan tarihin; totaliter devletlerin, gerek kendi ideolojilerini benimsetmek, gerekse rejimlerini ayakta tutmak için ceza yasaları yoluyla ve öncelikle birey hak ve özgürlüklerini ya geniş biçimde sınırlandırdığını ya da bütünüyle ortadan kaldırdığını öğrettiğini söyleyen Başkan Varan, “Kamu adına hareket eden, suç ve suçluları toplumun huzuru, güveni ve yararı için takip eden, soruşturan, bu amaçla iddia ve ithamının dayanağını oluşturan kanıtları toplayan, gerektiğinde dava açan savcılara, insan haklarının korunması hususunda önemli görevler düşmektedir. İddianın ve ithamın dayanağını oluşturan kanıtları toplamak ve iddia etmek, savcı için nasıl bir görev ise, lekelenmemek de şüphelinin/sanığın hakkıdır. İtham edilmiş bile olsa, suçlu olduğunun kanıtlanmasına kadar kişinin suçsuz sayılacağını öngören ‘masumiyet karinesi’nin parçası ve uygulamadaki uzantısı olan ‘lekelenmeme hakkı’, temel bir insan hakkıdır” dedi.

Sadece insan hakları değil…

Ceza soruşturmalarında sadece insan haklarına değil, ceza hukukunun öngördüğü diğer temel ve evrensel ilkelere de bağlı kalınması gerektiğini belirten Varan, “Bu temel ve evrensel ilkelerin başında, hazırlık/soruşturma aşamasında yürütülen eylem ve işlemlerde hukuk devletinin öngördüğü sınırlar içinde kalınıp kalınmadığını, aşırılığa kaçılıp kaçılmadığını esas alan ‘hukukilik ilkesi’, ‘oranlılık ilkesi’ ve ‘insan onurunun dokunulmazlığı ilkesi’ gelir. Uyulması gereken bir diğer önemli ilke, yürütülen işlemlerin yasal ve ahlaki bir temele oturmasını, yani soruşturma makamlarının sanıklara/şüphelilere karşı insaflı, anlayışlı, savunmayı kolaylaştırıcı davranıp davranmadıklarını, iddia kanıtlarının yasal ve kabul edilebilir ahlaki ölçü ve sınırlar içinde toplanıp toplanmadığını öngören ‘dürüst işlem ilkesi’dir” ifadelerini kullandı.

Hukuksal aydınlanmanın sonucu

İnsanlık tarihinin ilk zamanlarında “zorbalıkla-kaba güçle” eş anlamlı olan ve o şekilde uygulanan “hak arama özgürlüğü”nün günümüzde başta anayasalar olmak üzere, yasalarla, uluslararası sözleşmelerle tanınan, düzenlenen, kullanılabilen ve güvence altında olan bir özgürlük olduğunun altını çizen Başkan Varan, “Hak aramanın bağımsız ve tarafsız bir kurum olan yargı yolu ile elde edilmesi, aşama aşama gelişen ve gerçekleşen bir hukuksal aydınlanmanın sonucudur. Hak arama özgürlüğünün kullanılmasında ve korunmasında hukuki yardımda bulunan, bu amaçla bireyin yanında yer alan, bilgisini ve zamanını hak arayan kişi veya kişilere özgüleyen hak arama/savunma mesleğinin onurlu temsilcileri ise avukatlardır” dedi.

Artvin Barosu Başkanı Ayla Varan konuşmasına, “Esasen Charles Dickens’in özlü deyişi ile “kötü insanlar olmasaydı, iyi avukatlar olmazdı.” Bütün bunları dikkate aldığımızda, savunma hakkının, bu hakkın takipçisi ve onun uzmanı olan avukatın önemi ve değeri ortaya çıkmaktadır” ifadelerini kullanarak devam etti.

3 kurucu unsurdan biri avukatlık

Avukatı ve avukatlık mesleğini bağımsız, özgür, özerk kılmak, yargılama sürecinde etkili ve işlevsel yapmanın yaşamsal değerde olduğuna dikkat çeken Varan, “Böyle olduğu içindir ki, temel insan haklarından olan adil yargılama ilkesi, Avrupa Birliği Bakanlar Komitesi Avukatların Özgürlüğü Metni, Uluslararası Avukatlar Birliği’nin Herkes İçin Hak Arama Özgürlüğüne İlişkin Uluslararası Şartı, Havana Kuralları diye bilinen Avukatların Rolüne Dair Temel Prensipler, savunmanın özgürlüğünü, bağımsızlığını, özerkliğini ve işlevselliğini öne çıkarır” diyerek avukatlık yasasındaki düzenlemeye göre, savcı ve yargıç ile birlikte yargılama faaliyetinin üç kurucu unsurundan birisi olan savunma mesleğinin kökleri kadim Yunan’a kadar gittiğini dile getirdi.

Özel meslekler için gösterilecek örnek meslek

Engizisazyon dönemlerinde ağır bir suskunluk içerisine bırakılan avukatlık mesleğinin,  Rönesans ile birlikte yeniden gelişme göstermeye başladığını söyleyen Varan, “Bu dönemde avukat, “Yumuşak, sakin, Tanrı’dan korkan, gerçeği ve adaleti seven kişi” olarak tanımlanıyordu. Yine bu dönemde Fransa’da avukatlar mesleklerini ikamet ettikleri yer dışında da yaptıkları için “adaletin gezici şövalyeleri” olarak isimlendiriliyordu. Özetle avukatlık, tarihsel olarak kamusal ve entelektüel işlevlere sahip özel meslekler için gösterilebilecek en uygun örnektir. Avukatlar, insanlığa; başkalarının hakkına, mülkiyetine, özgürlüğüne saygıyı öğreten, İnsan Hak ve Bildirgesini yazan, Kölelikten Kurtuluş Bildirgesini yayımlayan, çoğunluğun tiranlığına karşı duran, adaletsizlikle savaşan, kendini hakkaniyete adayan, eşitlik, özgürlük ve barış için mücadele eden, uzlaşmaya inanan insanlardır. Dünya tarihi bunun sayısız örnekleriyle doludur dedi.

Kurulu düzenden yana olanlar avukatları sevmez

Meslekleri gereği hayatın tam içinde olan, toplumun hemen her kesimi ile temas halinde bulunan avukatların, başka ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de pek çok sosyal sorumluluk projesinin destekçisi, kültürel, sanatsal, fikirsel veya hayır amaçlı derneklerin üyesi olduklarını da aktaran Varan, “Avukatlar ve barolar, sadece bunlar için değil, aynı zamanda hukuk devletinin yerleşmesi, toplumda hukuka aidiyet bilincinin gelişmesi, demokrasinin kurumsallaşması, özgürlükler alanının genişlemesi, insan haklarının korunması konularında da çaba harcarlar. Dünyanın hemen her ülkesinde demokrasinin ve özgürlüklerin en yakın dostu ve teminatı avukatlardır. Onun için avukatlar, totaliter yönetimler tarafından çok fazla sevilmezler. Avukatlar, statükoyla, statükonun korunmasından yana olanlarla sorunu olan bir mesleğin mensubudurlar. O nedenle, kurulu düzenden yana olanlar, onun devamından yarar sağlayanlar da avukatları sevmezler” dedi.

Yeni Adli Yıl hayırlı olsun

Artvin Barosu Başkanı Ayla Varan konuşmasını şu ifadelerle sonlandırdı;

“Sav, savunma, yargıç, yargılama faaliyetinin vazgeçilmez üç unsuru olmakla birlikte, demokratik hukuk devletlerinde yargılama faaliyetinin merkezini savunma hakkı oluşturur. Yargılama faaliyetinin merkezine savunmayı, yani avukatı koymadığınızda, onun adı yargılama olmaz, yargısız infaz olur. Yine avukatın saygınlığının olmadığı veya korunmadığı bir ülkede, yargıç ve savcınında saygınlığı olmaz. Avukatın kalitesinin artması yargıç ve savcıların kalitesinin artmasına, yargıç ve savcıların kalitesinin artması da avukatlık kalitesinin artmasına bağlıdır.

Yargıç ve savcılarımızdan tek talebimiz, Avukatın, Avukatlık Kanunu’nda yazılı olan “savunmanın yargının kurucu unsuru” olduğuna ilişkin hükmün içselleştirmeleridir. Bu yapılırsa gerisi kendiliğinden gelir.

Yeni Adli Yıl hayırlı olsun.”

DİLAN ŞAHİNBAŞ