YEREL
Giriş Tarihi : 26-11-2021 12:40   Güncelleme : 26-11-2021 12:40

Yaşasın Kadınların Örgütlü Mücadelesi

Yaşasın Kadınların Örgütlü Mücadelesi

Artvinli Kadınlar, 25 Kadım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Gününde bir dizi etkinlik gerçekleştirdi.

Kökeni Dominik’teki Trujillo diktatörlüğüne karşı mücadele eden üç kız kardeşe dayanan 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Gününde her yıl dünyanın her yerinde yapılan etkinliklerle kadına yönelik şiddet protesto ediliyor. Artvinli Kadınlar da dün bir araya gelerek gün geçtikçe artan kadın cinayetleri ve erkek şiddetini protesto etti.

Artvinli Kadınlar’ın 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’nü etkinli kapsamında öncelikle erkekler tarafından katledilen kadınlar için Halitpaşa Medyanı’nda lokma döküldü. Lokma dökme etkinliğinin ardından saat 16.30’da bir araya gelen kadınlar basın açıklaması gerçekleştirdi.

Öğretmen Alev Hanoğlu Erdem tarafından okunan basın açıklamasında kadınların dünyanın dört yanında eşitsizliği, yoksulluğu, savaşları ve şiddeti üreten erkek egemen sisteme karşı isyanını meydanlara taşımak, kadın dayanışmasının sınırları aşan gücüyle buluşmak ve itirazlarını hep birlikte daha fazla duyurmak için bir arada oldukları vurgulandı.

25 Kasım’ın 1960'da Dominik Cumhuriyeti'nde faşist Trujillo diktatörlüğüne direndikleri için katledilen Mirabel Kardeşlerin anısını devralan kadınların kadın olmanın direngenliğiyle; şiddetin kaynağı olan erkek egemen siyasete karşı çıktıklarını belirten Alev Hanoğlu Erdem, “Kadınlar her gün evde, işte, okulda, sokakta erkek ve erkek devlet şiddetine maruz kalırken ya da şiddet tehdidi altında yaşamlarını sürdürürken, ülkeyi yönetenler  bu durumu ortadan kaldırmak ve kadın kazanımlarını geliştirmek yerine, kadın düşmanı politikaların sürdürücüsü olmaya devam etmektedir” dedi.

Öğretmen Erdem basın açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi:

“AKP iktidarı tekçi, gerici ve cinsiyetçi temelde oluşturmayı tasarladığı yeni toplumsal düzenin inşası için kadın kazanımlarını zayıflatmayı temel almış, baskı mekanizmalarını tümüyle seferber ederek kadınları ev içinde ve kamusal alanda iradesizleştirmeye dönük saldırılarına hız vermiştir.  İstanbul Sözleşmesi'nin bir gece yarısı feshinden sonra şimdi de 6284 sayılı yasa gibi şiddeti önlemede etkili yasal kazanımlar hedef gösterilmekte ve eril yargının cezasızlık politikası kadına yönelik şiddetin artmasına neden olmaktadır. Bu cezasızlıktan güç ve cesaret alan erkekler "karşı koyamayacağı için hedef aldım" diyebilecek cürete sahip olupve biz kadınları akıl almaz yöntemlerle katletmektedir.   Eril yargı erkekleri türlü hallerle korurken, kadına yönelik şiddette, LGBT’li bireylereyönelik nefret cinayetlerinde ve çocuk istismarında cezasızlık uygulanmaya devam etmektedir. Erkeklerin uyguladığı her türlü şiddete cezasızlık ile kadınlara yönelik şiddet desteklenirken kadınların kendi hayatlarını savunması en ağır biçimde cezalandırılmaktadır.

Bu toplumda kadınlar olarak  şiddetin her türlüsünü yaşamaktayız. Üç beş çocuk baskısı,kadın ve aile bakanlığının dönüştürülmesi, kürtaj ve sezaryen yasaklarıyla kadın bedenine her türlü hak iddiası, kürtajı kamu hastanelerinde imkânsız hale getirme, aile irşat büroları, şiddet uygulayan erkekle arabuluculuk uygulamasını hayata geçirmeye çalışmak, boşanmayı zorlaştırma raporları, nafaka hakkını gasp etme kampanyaları, AKP’nin kadınları sistematik olarak bir erkeğe mahkûm etme çabalarını gösteriyor. Yine yasal düzenlemelerle çocuğun cinsel istismara maruz kalması durumunda somut delil aranması, evlilik yaşının düşürülerek çocuk yaşta evlikleri yasalaştırma çabaları, 5. yargı paketiyle" icra yoluyla çocuğu görme devri artık bitiyor "diyerek çıkardıkları çocuğun yararını ve kadının güvenliğini gözetmeyen değişiklikler kadın ve çocuk düşmanı uygulamalara devam etmelerinin bir sonucudur.

Pandemi boyunca da ekonomik ve sosyal güvenceden yoksun bırakılırken, daha fazla yoksullaşıp, işsizleşip, güvencesiz- kayıt dışı çalışma koşullarında sömürülürken, istihdamdan kopup hane içi tüm bakım yüklerini karşılıksız olarak yüklenmek zorunda kalırken, şiddet ve istismar tehdidi altında yaşamaya zorlanırken, çözüm üretmek yerine kadına yönelik şiddeti ve istismarı meşru gören bu anlayışı, ürettiği politikaları ve uygulamalarını kabul etmiyoruz.

Şiddete, sömürüye, ayrımcılığa karşı, yaşamın özgür özneleri olma mücadelesini uzun yıllardır ve aralıksız bir biçimde sürdürüyoruz. Kadın hak ve özgürlüğüne dair bugün ne varsa kadınların yıllardır yürüttüğü mücadelenin sonucu olduğunun farkındayız.

İran’da haklarını savunduğu için cezaevinde olan kadınların, Türkiye’de, Polonya’da “İstanbul Sözleşmesi uygulansın” diyen kadınların, Belarus’ta alanlarda toplanma hakkını savunan kadınların, Amazon ormanlarında toprağına sahip çıktığı için şiddete uğrayan kadınların, Yunanistan’da Moria mülteci kampında sığınma hakkı ihlal edilen kadınların, Fransa’da sığınmacılara yardım ettiği için yargılanan kadınların yanında olacağız, Polonya’da kürtaj hakkı kısıtlanan, Suriye’de terör örgütlerine ganimet diye sunulan kadınların haklarını da savunmaya devam edeceğiz.

 

Yaşadığımız her türlü erkek-devlet şiddetinin karşısında birlikte mücadele ederek ve birbirimizle dayanışarak kazanacağımızı biliyoruz. Yılmadan ve bıkmadan yıllardır söylediğimiz gibi “kadına yönelik şiddet münferit değil, politiktir” diye haykırıyor ve bu şiddeti önlemenin en önemli yolunun da yaşamın her alanında ayrımcılığa karşı kadınların mücadelesinden ve kadın dayanışmasından geçtiğini bilerek tüm kadınları mücadeleye çağırıyoruz.

Bugün çok daha güçlü ve çok daha örgütlü olarak hayatlarımıza ve haklarımıza sahip çıkıyor 'eşitlik ve özgürlük mücadelemizden vazgeçmiyoruz isyanımızı büyütüyoruz!

Kadınları erkeğe, sermayeye ve devlete daha da bağımlı hale getirmek için her türlü krizi fırsata çevirmenin hesabını yapanlara karşı sesimizi yükseltmek hesap sormak için isyandayız!Emeğimiz, bedenimiz ve kimliğimiz üzerindeki binlerce yıllık erkek egemen sömürü düzenine karşı isyandayız! Sermayeye, ranta, savaşa aktarılan bütçeye karşı toplumsal cinsiyete duyarlı bütçe hakkımıza sahip çıkmak için isyandayız!Fetvalarıyla ne giyeceğimizi ne söyleyeceğimizi, nasıl yaşayacağımızı, erkeğe biat ve itaat etmemizi dayatarak bize sınır çizenlere karşı isyandayız!“İstanbul Sözleşmesinin fesih kararına karşı İstanbul Sözleşmesi uygulansın demek için isyandayız!Her türlü yasağa ve baskıya karşı eşitlik ve özgürlük için isyandayız!Her gün erkek devlet şiddetiyle katledilen kadınlar için isyandayız!İşsizliğe, yoksulluğa, güvencesizliğe, gericiliğe, tacize, tecavüze, istismara, kadın katliamlarına karşı isyandayız!Ölüme karşı yaşamı, savaşa karşı barışı savunmak için isyandayız!

Hakkımız olanı ancak sokaklarda olarak alacağımızı, evde, işte,sokakta, cezaevinde, okulda ve yaşadığımız her yerde mücadeleyi büyütürsek kazanacağımızı biliyoruz ve bir kez daha hep birlikte;

İstanbul sözleşmesinden vazgeçmiyoruz! Güvenceli iş güvenli gelecek talebimizden vazgeçmiyoruz! Örgütlenme özgürlüğü hakkımızdan vazgeçmiyoruz! Barış içinde yaşama talebimizden vazgeçmiyoruz! Şiddetsiz bir yaşam, eşitlik, özgürlük, adalet, demokrasi, barış, laiklik mücadelemizden vazgeçmiyoruz! Eşitlik ve özgürlük mücadelemizden vazgeçmiyoruz isyanımızı örgütlüyoruz!

Yaşasın kadınların örgütlü mücadelesi!”

Artvinli Kadınlar tarafından yapılan basın açıklamasının ardından, etkinliğe katılan kadınlar sloganlar ve şarkılar eşliğinde Cumhuriyet Caddesi’nde yürüyüş yaptı.

DİLAN ŞAHİNBAŞ