KÖŞE YAZARLARI
Giriş Tarihi : 04-05-2021 13:29   Güncelleme : 04-05-2021 13:31

YAŞAR KARS - DEMOKRASİ, BİRLİK VE DAYANIŞMA

Bu yıl iki bayramı da ‘salgın tedbirleri’ kapsamında uygulanan kısıtlamaların gölgesinde kutladık. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ve 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü (İşçi Bayramı) istediğimiz şekilde coşkuyla kutlayamadık.

YAŞAR KARS - DEMOKRASİ, BİRLİK VE DAYANIŞMA

Bunun en büyük nedeni, tabi ki dünya ölçeğinde her yeri etkisi altına alan salgın. 2020 yılında küresel ölçekte dünyayı saran Covid 19 Salgın sürecinin olumsuz yansımaları, 2021 yılında olanca çıplaklığıyla karşımıza çıktı ve bu durum artarak devam ediyor.

Gelişen bu süreçte, dünya ticaretinin işleyişi yapısal değişikliklere uğradı. Bu değişim üretimde ve tüketimde farklı yöntemlerin ortaya çıkmasını sağladı. Bu farklı yöntemler uygulanmaya başlandı. Otoritelerin açıklamalarına bakıldığında, tüketicinin harcama alışkanlıklarındaki reaksiyonlar, üretim yöntemlerini de etkisi altına aldı. Dijitalleşme ve teknolojik ürünlerin artarak gelişmesi,  ticaret üzerindeki bu değişimi hızlandırdı.

Bu etkileşim, fiyatlarda genel olarak artışlara sebep oldu. Özellikle üretim ve çalışma şekillerinde ortaya çıkan yapısal değişiklikler, emek ve iş gücünü olumsuz etkiledi. Bağlı olarak artan oranda işsizlik sayıları yükseldi. Dünyanın hemen her yerinde ve ülkemizde, milyonlarca insan işini kaybetti.  Artan işsizlik ve gelir dağılımındaki hızlı değişim, hane halklarının borçlarının artmasına sebep oldu.

Bütün bu süreçte, ülkemiz özel ve kamu borçları ödenemez miktarlara geldi dayandı. Bu durum, toplumda kriz ortamının kronikleşmesi algısını gün geçtikçe güçlendirdi ve bu algı artarak devam ediyor.  Kapanma (Kapatma) uygulamaları, vatandaşın ve ticaret erbabının beklentilerini ne yazık ki karşılayamadı.

Özellikle son 17 günlük kapanma, vatandaşın başının çaresine bakması şeklinde ortaya koyuldu.   Görünen o ki, dijitalleşme ve gelişen teknoloji, tarihte acı bir şekilde hatırladığımız sanayi devrimi işsizliğini çağrıştırmaya başladı.  Ülkemizde kendi emeğiyle kazanç sağlayan ve ekonomik yapının çok büyük bir kısmını oluşturan esnaf ve zanaatkârlar, bu süreçten en çok etkilenen kesim oldu. Emek piyasasında ise çalışanlar, uzun süreli işsizlik riskiyle karşı karşıya kalmış durumda.

Mevcut ve öngörülen riskler, okuyan üniversiteli gençlerimizi de içine aldı. Buna paralel olarak, ilk ve orta öğretimdeki eğitim aksamaları ülkemizi kayıp nesiller riskiyle karşı karşıya getirdi.   Ülkemiz, bu süreçte önemli bir dönemeçte ve bu viraj çok keskin. Bu süreci ancak kararlı adımlarla atlatabiliriz.

Geçmişe baktığımızda, bu tür olumsuzlukların hep örgütlü mücadelelerle aşıldığını görüyoruz. Bizim de bu anlamda çıkış noktamız tam demokrasi, hukukun üstünlüğü, ticarette fırsat eşitliği ve eğitimde kayıtsız şartsız çağdaş bir yapıya geçmektir. Bu anlamda en büyük güç yine emekçilerin elindedir. Onun için 1 Mayıs kavramının önemi bugünün koşullarına baktığımızda daha da artmıştır. Bu önem, ortaya koyulacak sarsılmaz kararlılıkla bir anlam ifade edecektir. Bu kararlılık toplumun diğer kesimlerini de etkileyecek, demokrasi ve özgürlüklerin çağdaş normlarda tesisi ile ülkemiz bu durumu alnının akıyla atlatacaktır.

Ortaya koyulacak duruş için gerekli olan tarihsel birikim mevcuttur. Yeter ki samimiyetle ve yapıcı olarak ortaya çıkılsın ve harekete geçilsin. Eğer ülkemizi dünya ölçeğinde oluşan bu olumsuz şartlardan çıkarmak istiyorsak, gençlerimizin ve çocuklarımızın yarınlarını güçlü bir şekilde inşa etmek istiyorsak, hareketsiz geçen her an kayıp zamandır. Muasır medeniyetler yarışında geri kalmaktır. Emeğin hakkını alamamaktır.  

Unutmayalım ki; ‘Şans her zaman koşullara hazır olanların yanındadır. Bastonu bile diksen yeşerecek bu bereketli topraklarda, yoksullaşmak, işsiz –aşsız kalmak, geri kalmak kader değil, kaderine razı olanlarındır.’

Bu düşüncelerle ve önümüzdeki yıl bütün bayramlarda meydanlarda olmak temennisiyle, kalbi emekten yana olan herkesin hayali olduğuna inandığım, şu cümleleri paylaşarak güzel günler diliyorum.

“Biliyorum, insanların birbirlerini sevecekleri, her birinin, bir başkasının karşısında yıldız gibi parlayacağı bir zaman gelecek. İnsanlar özgür, özgürlükleriyle yücelmiş dolaşacaklar yeryüzünde, herkes herkese karşı açık yürekli olacak, kimsenin yüreğinde kıskançlık, çekememezlik olmayacak, herkes temiz yürekli, sevecen olacak. O zaman yaşamak diye bir şey olmayacak, insanın insana hizmet etmesi, yücelmesi olacak; özgür insanlar için ulaşılamayacak büyüklük yoktur. O zaman gerçek için özgürlük için, güzellik için yaşanacak ve dünyayı yüreğiyle daha geniş kucaklayan, onu daha derinden sevenler en iyi insanlar olarak bilinecek, en özgür olanlar yaşayacak. En güzel onlar olacak. Böyle bir hayatta yücelecekler insanlar…” (Maksim Gorki –ANA)