KÖŞE YAZARLARI
Giriş Tarihi : 14-09-2021 11:29   Güncelleme : 14-09-2021 11:29

YAŞAR KARS

Yakın bir zamanda, asırlardır bilinen ve anlatılan bir kıssadan hisseyi okuduğumda, aslında insanın fıtratının, yaptığı hile ve desiselerin çok da değişmediğini bir kez daha iç çekerek hissettim.

YAŞAR KARS

Gün geçmiyor ki biri çıkıp toplumu aldatmak için bir şey söylemesin, herhangi bir mecra da herhangi bir konuda, akıl bulanıklığı yaratmaya çalışmasın. Başta din olmak üzere, o kadar çeşitli konu ve amaçlar doğrultusunda bu yapılıyor ki, insan hangisine ne tepki vereceğini şaşırıyor. Nasıl bir karşı refleks oluşturacağını bilemiyor.

Hep ‘acaba gerçekten öylemi’ düşüncesi topluma yaşatılıyor.

Hele şu din meselesi… Yahu bir şey kadar mı suiistimal edilir?

Laiklik ve Cumhuriyet kazanımları, bu kadar mı düşman bellenir?

Yalakalık ve dalkavukluk, bu kadar mı yüzsüzce yaşanır ve kanıksanır?

Hukuk ve adalet, bu karda mı iğdiş edilir?

Makam ve mevki koltuklarına, bu kadar mı yapışılır?

Yolsuzluk ve hırsızlık konusunda sayısız Sayıştay raporu varken, bu talan ve yağma düzeni, nasıl böyle fütursuzca devam eder?

21. Yüzyıldayız, bilim ve fen bu kadar ilerlemiş ve her geçen gün ilerlemekteyken, delilli ve ispatlı konularda bile insanlar, nasıl ve niçin çıkıp da kamuoyunu yönlendirmek için yalan söyler?

Ve bu memleketin insanları, kendi toplumuna bunu nasıl yapar?

İnsan sormadan edemiyor..!

Hani büyük yazar Balzac’ın ; “ Yalancılık meslek dalı olarak ilan edilmeli artık, çünkü çok fazla ustası var” diye bir sözü var. Doğrusu üstada hak vermemek elde değil…

Bu düşüncelerle,

Anlayan anlar diyerek, özellikle gençlerin sahte ve yalan yaklaşımlara dikkat etmelerini, doğru bilgiye ulaşmak için ellerinden geleni yapmalarını tavsiye diyor, bu kısa hikayeyi bilhassa onların dikkatine sunuyorum.

“Bir gün bir kuş Hz. Süleyman’ a gelerek kanadını bir dervişin kırdığını söyler.

Hz. Süleyman, dervişi hemen huzura çağırtır.

Ve ona sorar: ‘Bu kuş senden şikâyetçi, neden kanadını kırdın?’

Derviş kendini savunur: ‘Sultanım, bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim., yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı.’

Bunun üzerine Hz. Süleyman kuşa döner ve der ki: ‘Bak, bu adam da haklı. Sen niye kaçmadın? O sana sinsice yaklaşmamış. Sen hakkını savunabilirdin. Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun.’

Kuş kendini savunur: ‘Efendim ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez, bunlar Allah’tan korkalar, diye düşündüm ve kaçmadım.’

Hz. Süleyman bu savunmayı doğru bulur ve kısasın yerine getirilmesini ister. ‘Kuş haklı hemen dervişin kolunu kırın.’ diye emreder.

Kuş o anda: ‘Efendim, sakın öyle bir şey yapmayın’ diyerek öne atılır.

Neden diye sorar Hz. Süleyman.

Kuş sebebini şöyle açıklar: Efendim, dervişin kolunu kırarsanız kolu iyileşince yine aynı şeyi yapar. Siz en iyisi mi bunun üzerindeki derviş hırkasını çıkartın. Çıkartın ki benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın.”