YEREL
Giriş Tarihi : 07-06-2022 14:14   Güncelleme : 07-06-2022 14:14

Yaşam Alanları, Doğa Tehdit Altında

Yaşam Alanları, Doğa Tehdit Altında

Yeşil Artvin Derneği: Artvinlilere yaşam alanı bırakmamaya kararlılar.

Yeşil Artvin Derneği 5 Haziran Dünya Çevre Günü’yle ilgili açıklama yaptı: “Ne yazık ki her 05 Haziran Çevre Günü açıklamasında olduğu gibi bu açıklamada da; hem küresel hem ulusal hem de il bazında sürekli artış gösteren çevre sorunlarından ve buna bağlı olarak doğal kaynaklarımızın kirlenmesinden, yaşam alanlarımızın bozulmasından, bitki ve hayvan varlıklarımızın yok edilmesinden bahsetmek zorunda kaldık.”

Yeşil Artvin Derneği  5 Haziran Dünya Çevre Günü'ne dair yazılı bir açıklama yayımlayarak 1972 yılından beri her yılın 5 Haziran’ında kutlanan Dünya Çevre Günü’nün Çevre Günü veya Haftası, kutlanmaktan ziyade, çevredeki kirli ve çirkin şeyleri hatırlanma, doğada kaybedilenleri ise anma gününe dönmüş olduğunu belirtti.

“Bugünün anısına yine ilgili-ilgisiz birçok kurum ve kuruluş ile yetkili-yetkisiz birçok kişi 05 Haziran Çevre Günü için yalan-yanlış, içi doldurulamayan ve klişelerle dolu açıklamalarını okuyacak veya duyacaksınız” denilen açıklamada bu açıklamaları yapan yetkili-yetkisiz cenahın, yıllardır kirletilmeye devam edilen akarsuları, kaçak kuyularla kuruyan yeraltı su kaynaklarını, buna bağlı kuruyan gölleri, daha fazla kirliliği kaldıramayan ve bu nedenle can çekişen Marmara Denizi’ni, bu çağda bile doğru sulamayı beceremeyip tuzlaşmasına ve verimsizleşmesine neden olunan binlerce hektarlık toprağı, özellikle kışın nefes alınamayan büyük şehirlerin kirli havasını ve gözler önünde yanan veya madencilik, taş ocakçılığı, yeşil yol, beş yıldızlı otellere peşkeş çekilen ormanları ve betona boğulan şehirleri ilgilendiren çevre sorunlarını ertesi gün unutacakları ifade edildi.

GEZİ BU ÜLKENİN GELECEĞE UZANAN ELİDİR

Çevrenin ve doğal kaynakların talanını resmi rakamlarla ve her türlü görsellerle (fotoğraf ve videolarla) kanıtlayan bazı çevre dostu vatandaşları ile bazı sivil çevre/toplum kuruluşlarının ise en basitinden yatırım düşmanlığı ile suçlanmakta olduğu belirtilen açıklamada “Hatta Gezi Parkı olaylarında, amaçları sadece şehrin nefes alabileceği yeşil alanların betona veya AVM’ye dönüşmesini önlemek olan doğa tutkunlarının, türlü hukuki/siyasi oyunlarla cezaevlerine gönderildiklerine de şahit olduk bu ülkede. Oysaki gezi bu ülkenin aklı, vicdanı, geleceğe uzanan eli, sorumluluk bilinci ve yurttaş olma sorumluluğudur” ifadeleri kullanıldı.

TAKDİRİ İLAHİ DENİLEREK ALLAH’A HAVALE EDİLİYOR

Küresel ölçekte karşı karşıya kalmaya başlanılan ve hatta yakın zamanda çok daha ağırlarının yaşanılacağı iklim değişimine bağlı felaketlerin (Doğu Karadeniz’de yaşanan sel, taşkın ve heyelan olaylarının) aslında bir uyarı niteliğinde olduğuna dikkat çekilen açıklamada “Ancak, biz doğanın kurallarını ve sınırlarını öğrenmek yerine geri kalmış toplumların yaptığı gibi aslında kendi elimizle sebep olduğumuz doğa felaketlerini ‘takdiri ilahi’ diyerek Allah’a havale etme yolunu seçiyoruz. Bu nedenle de Allah’ın bize akıl ve düşünce yetisini boşuna vermediğini dahi idrak edememenin acı sonuçlarını diğer tüm konularda olduğu gibi çevre ve doğa konularında da yaşıyoruz” denilerek gelecekte çocuklara nasıl bir Dünya bırakılacağı ile ilgili yapılan karamsar senaryoların yaşanmasının kaçınılmaz olduğu vurgulandı. Türkiye özelinde de çevre sorunlarının her geçen gün artmakta ve etkilerin de katlanarak çoğalmakta olduğunun altı çizilen açıklamada özellikle son yıllarda, ormanlar, akarsular, meralar, sulak alanlar ve deniz kıyılarının üzerinde sürekli değiştirilen mevzuatlarla firmalara daha fazla imtiyaz ve tahsisler verildiğinin görüldüğü ifade edilerek “Buna karşılık, sözde hayati öneme sahip doğal kaynakları ve dolayısıyla bizleri ve diğer canlıları koruma amaçlı olarak hazırlanması gereken Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporları ise etki sınırları kaldırılarak veya daraltılarak neredeyse ‘ETKİSİZ’ raporlar haline getirilmiştir” denildi.

YAŞAM ALANLARI, DOĞA TEHDİT ALTINDA

“Daha önce defalarca dile getirdiğimiz gibi Artvin’imiz, ülke genelinde doğal alanlarına en fazla müdahale edilen ve bu nedenle hem çevresel hem de özellikle insanlarımızın göçe zorlanmasıyla sosyal sorunlar açısından en fazla olumsuzlukla karşı karşıya kalan illerin başında gelmektedir” denilen açıklamada il genelinde büyük barajlar nedeni ile Çoruh Nehri tamamen yok edilirken, yeni ihalelerle izin verilen HES’ler nedeniyle de derelerin tehdit altında kalmaya devam ettiği açıklandı.

ARTVİNLİLERE YAŞAM ALANI BIRAKMAMAYA KARARLILAR

Ayrıca Çoruh Nehri nehir olmaktan, HES’ler yüzünden de derelerin dere olmaktan çıkarıldığı, geçen yıl içerisinde TEMA’nın yaptığı bir çalışmada, son yıllarda hızla artan madencilik ruhsat alanları sayısının Artvin genelinde toplamda 525 olduğu, bunun da il yüzölçümünün %72’sine denk geldiğine dikkat çekilen açıklamada “Bu ruhsatlardan en sonuncusu ise başlandığı takdirde tam bir çevre felaketine neden olacak olan Hod (Aşağı ve Yukarı Maden) Köyündeki altın madeni işletme sahasıdır” ifadeleri yer aldı. Artvin halkının karşı çıkmasına rağmen, kullanılan orantısız güç ve türlü Ali Cengiz oyunlarıyla girilen Cerattepe’de maden işleten şirketin 4406 hektar olan ruhsat alanını yaklaşık iki katına (8535 hektar) çıkardığı söylenen açıklamada “Son olarak, ülkenin doğal alanlarına bir kara bulut gibi çöken bu şirketin Ankara’da yaptığı lobi faaliyetleriyle, Kafkasör Turizm Koruma ve Geliştirme alanı sınırlarını daralttığını ve zaten iki katına çıkarıldığı ruhsat alanını daha da genişleterek Artvinlilere yaşam alanı bırakmamaya kararlı olduğu anlaşılmaktadır” denildi.

ORMAN KESİMLERİ KABUL EDİLEMEX SEVİYELERE ÇIKTI

Hem Türkiye’de hem de Artvin genelinde aşırı orman kesimlerinin artık kabul edilemez bir seviyeye çıktığına dikkat çekilen açıklamada, ülke genelinde üretim miktarının yaklaşık üç-dört katına çıkarılması emri ile hareket eden Orman Bölge Müdürlüklerinin, ülke ormanlarını korumak yerine, zaten çoğu bozulmuş olan ormanları adeta paramparça etmekte olduğu vurgulandı.

UYARILAR DİKKATE ALINMALI

Yeşil Artvin Derneği, “Artvin’in tüm ilçelerinde de ormanlarda benzer şekilde anormal bir kesim yapılmaktadır ve daha önce sıkça yaşandığı gibi yağan her şiddetli yağış, Artvin gibi yüksek eğimli ve sarp bölgelerde büyük felaketler yaşanmasına neden olacaktır” diyerek uyarılarının dikkate alınmasını talep etti.

“Ne yazık ki her 05 Haziran Çevre Günü açıklamasında olduğu gibi bu açıklamada da; hem küresel hem ulusal hem de il bazında sürekli artış gösteren çevre sorunlarından ve buna bağlı olarak doğal kaynaklarımızın kirlenmesinden, yaşam alanlarımızın bozulmasından, bitki ve hayvan varlıklarımızın yok edilmesinden bahsetmek zorunda kaldık” denilen açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı:

“Bir diğer önemli husus ise zaten günümüzde yaşanan ciddi çevre sorunlarına “küresel iklim krizi” gibi çok büyük bir dert daha eklenmiş olmasıdır ki bu da çevremizin ve doğamızın korunması gerekliliğini daha da önemli hale getirmektedir. Bu nedenle bir gün değil her gün çevre günü olmalıdır. Temiz hava, temiz su, temiz orman her günün konusu olmalıdır. Umuyoruz ki Dünyamızın, ülkemizin ve Artvin’imizin sahip olduğu eşsiz doğal alanları ve kaynaklarının bozulmadığı, tahrip edilmediği ve risk altında olmadığı günler de olacaktır. Bu umutlarla, tüm Artvin halkımızın Dünya Çevre Günü’nü kutluyor, doğası ile barışık, kirletmeyen, yok etmeyen, tam tersine koruyan ve geliştiren bir geleceğin bizleri beklediğine inanmak istiyoruz.”

DİLAN ŞAHİNBAŞ