YEREL
Giriş Tarihi : 23-06-2021 11:05   Güncelleme : 23-06-2021 11:05

Tulumla yeni başlangıç

Yusufeli ilçesinin 61 yaşındaki yerel sanatçısı Bahrettin Bıçakçı 2002 yılında tatlı imalatı yaptığı işletmesi iflas ettikten sonra tulum çalarak hayata tutunduğunu belirtti.

Tulumla yeni başlangıç

Tulum çalarak para kazandığını belirten Bıçakçı; “elimizden geldiği kadar çalarak tulumu tanıttık. Tulumu başka ezgilerde de çaldım. Alevi ezgilerini çaldım, divan edebiyatından, doğudan, kürtçe, ermenice, rumca hepsini öğrendim, çaldım. Ve işimi de güzel yaptığım için popüler oldum. Ve çalarak da kendimi ilerlettim. Artık Yusufeli ilçesinin yerel sanatçısı oldum” dedi.

Yusufeli’nin yerel sanatçısı olan Bıçakçı; “Ticaretle uğraştım 13 yaşında, bulaşık yıkadım, mutfak işlerini yaptım. Sonra ticaretle uğraşmaya başladım. Ticarete 27 yaşında atıldım, 42 yaşına kadar ticaretle uğraştım. İşçiler çalıştırdım, vergimi ödedim ancak ekonomik krizden dolayı battım. Tatlı üzerine imalathanem vardı. 6 kişi çalışıyordu. İstanbul-Kağıthane bölgesinde tatlı imalathanesi yaparak 15 sene işletmecilik yaptım. Ancak 15 seneyi doldurduktan sonra krizden dolayı 2002 yılında iflas ettim. İflas ettikten sonra gidip işçi olarak kimsenin yanında çalışamadım.

İflas ettikten sonra kimsenin yanında da çalışamadığım için bende tulum çalmaya başladım. Ancak ben tulumu çalarken ünlü olmak için hiçbir şey yapmadım. Metrolarda tulum çalabilmek için dönemin belediye başkanı Kadir Topbaş döneminde izin aldım. Ben ünlü olmak için çabalamadım, ancak tulumu da ülkemize tanıttım. İstanbul’da tulumu bilen yoktu. İşte bizde elimizden geldiği kadar çalarak tulumu tanıttık. Tulumu başka ezgilerde de çaldım. Alevi ezgilerini çaldım, divan edebiyatından, doğudan, kürtçe, ermenice, rumca hepsini öğrendim, çaldım. Ve işimi de güzel yaptığım için popüler oldum. Ve çalarak da kendimi ilerlettim. Artık Yusufeli ilçesinin yerel sanatçısı oldum.

Tulumu çocukluğumda çobanlığa giderken bile çalardım. Ama iş olarak 15 yıldır durmadan tulumu çalıyorum, Allah nefes verdikçe de durmadan çalacağım. Düğünler, dernekler, festivaller derken geçimimi bu işten sağlıyorum. Başka bir işim yok, tek gelir kaynağım tulumu çalarak kazandığım para. Ancak sadece Artvin’de çalmıyorum. Tulumda tanınan biri olduğum için Sinop-Erfelek, Tokat-Niksar-Erbaa, Samsun, Kars, Erzurum daha birçok ilden çağıranlar oluyor.

Pandemi döneminde çok kötü etkilendik. Hiç iş yapamadık. Ancak bu sene için düğünler var. Bu sene Ekrem İmamoğlu’nun bir projesi var. İstanbul’a o projede tulum çalmak için gideceğim. Projenin detaylarını bende bilmiyorum. Ancak davet edildim, gideceğim. Onun dışında başka illerde düğünler var onlara gideceğim. Sinop-Erfelek’te düğün var, ona gideceğim. İstanbul’da yine başka bir düğün var ona gideceğim.

Yusufeli ilçesinde düğüne 750-1000 liraya gidiyorum. Ancak Sinop-Erfelek oldu mu para sormuyorum. Çünkü orada fazla fazla veriyorlar, bizi memnun ediyorlar. Bizim Yusufeli ilçesinde bahşiş kültürü oluşmadığı için öyle çok bahşiş verilmiyor. Ancak bahşiş kültürü yok diye eli kapalı, cimri anlaşılmasın. Yusufeli insanı eli açık ve cömerttir. Ama dediğim gibi bahşiş kültürü oluşmamıştır.

Bu iş sayesinde çok fazla insan tanıdım. Önceden protokolde birini görebilmek için insanların omuzlarından bakardım, şimdi yanlarında oturuyorum. Ülkemizin protokol insanları sanatçıya önem veriyorlar. Bende bu sayede çok sayıda siyasi, bürokrat tanıma fırsatı elde ettim” açıklamalarında bulundu.