YEREL
Giriş Tarihi : 05-08-2021 11:11   Güncelleme : 05-08-2021 11:11

TTB’DEN ARHAVİ RAPORU

Türk Tabipleri Birliği, Arhavi'de 22 Temmuz’da yaşanan sel felaketine dair raporu hazırladı.

TTB’DEN ARHAVİ RAPORU

TTB,  Arhavi'deki sel felaketine dair hazırladığı raporu kamuoyu ile paylaştı. 29-30 Temmuz tarihlerinde sel alanına giden TTB heyeti, raporunu, incelemelerine ve Arhavi Devlet Hastanesi Başhekimi, Acil Servis, Aile Sağlığı Merkezleri ve Toplum Sağlığı Merkezi doktorları, Arhavi Belediye Başkanı, Arhavi Doğa Koruma Platformu üyeleri ve NERO Hayvan Barınağı gönüllüsü ile yapılan görüşmelere dayandırdı.

Hazırlanan raporda sel felaketinin sebepleri, iklim değişikliği, imar planı sorunu, dere yataklarının daraltılması, HES'ler ve ağaç kesimleri olarak sıralandı. Raporda, iklim değişikliklerine bağlı nedenlere değinilen bölümde “Geçmişte 20-30 senede bir görülen yağışların, artık beş ya da on senelik periyodlar halinde görülüyor olması ki, en son 2015’de Hopa’da meydana gelen sel felaketinden Arhavi ilçesi de etkilenmiştir” denildi.

İmar planı sorununa dair ise “Boğaziçi Mahallesi yerleşkesinin büyük bölümünün dere yatağı üzerine inşa edilmiş olması ve mevcut durumdaki kot farkının yaklaşık 1,5 metre kadar dere seviyesinin aşağısında yer alması, maddi zararın önemli bir sebebi olarak göze çarpmaktadır. Dere yataklarının uygunsuz şekilde daraltılması: Akademik çevreler ile yapılan görüşmede, derelerin kenarına beton duvarların inşa edildiği, bu sebeple halkın su ile temas etmesine fiziksel bir engel yaratıldığı, aynı beton duvarların derelerin debisinde artışa da yol açtığı belirtilmiştir” ifadeleri yer aldı.

HES kaynaklı hafriyat sorununa değinilen raporda, “HES’ler yörede akarsular üzerine kurulan, fazla verimli olmayan fakat hem akarsuya ve hem de çevresine ekolojik ve toplumsal yönden olumsuz etkileri bulunan küçük elektrik santralleridir. HES inşaatlarından çıkan hafriyatın yine dere yataklarına dökülmesi ve oluşan birikimin yoğun yağış ile beraber şehrin deşarjlarını sağlayan menfezleri tıkamaktadır” denilerek,  öyle ki, dere yatağındaki birikimin fazlalığının, sel sonrası gözlemlerde dikkat çektiği, özellikle hastanenin yanındaki menfezin tıkanması,  hastane otoparkında ve askeriyeye ait bölgede suyun yükselmesine sebep olduğu açıklandı.

Arhavi Belediyesi’nin yaklaşık bir 1 önce DSİ’ye derelerin temizlenmesi konusunda dilekçe yazdığı ancak bu talebe yanıt verilmediği aktarılan raporda,  Belediyenin, hafriyat, taş ve diğer yığıntıların sel ile şehre doğru taşınmasında bu ihmalin payına dikkat çektiği vurgulandı.

Yüksek bölgelerde yapılan kontrolsüz ağaç kesimlerinin, fındık bahçeleri yerine çay ekimi için yeni alanlar açılmış olmasının toprak ve çevre yapısında zamanla değişmelere neden olduğu belirtilen raporda, "Yapılan incelemelerde, 40 yataklı olan hastanenin şu an için yatış kabul etmediği gözlenmiştir. Diyaliz hastaları Hopa ve Borçka’ya yönlendirilmektedir. Pompa ve su tesisatındaki sorunun giderilmesini takiben, su numuneleri temiz çıktığında diyaliz çalışmalarına tekrar başlanacağının öngörüldüğü tarafımıza bildirilmiştir. Yoğun yağış neticesinde zemin katta yaklaşık 50 santimetre yükseklikte bir su baskını gerçekleştiği bildirilmiştir” denildi.

Raporda ayrıca, “Etkilenen bölümler ve ekipman” başlıklı bir bölüm yer aldı ve bu bölümde “ Diyaliz su tesisatı, vakum ve pompa sistemi, kompresör, depoda bulunan bir dizi elektronik eşyalar, yedek ekipman ve sarf malzemeleri, asansörler, mutfakta yer alan fırın ve dondurucu, yine aynı katta yer alan eczanenin etkilenmesi sonucu antibiyotik, serum setleri, antipiretikler gibi bir kısım ilaçlarla diyaliz solüsyonlarının bir kısmı kullanılamaz hale gelmiştir. Arşivde yer alan belgelerin yere yakın olan ilk sırası yükselen sudan etkilenmiştir” denilerek elektrik ve su kesintisi nedeniyle yatan 7hastanın Hopa ve Borçka’ya sevk edildiği bilgisinin alındığı ve acil servis sevklerinde sorun yaşanmadığının taraflarını bildirildiği eklendi.

TOPLUM SAĞLIĞI MERKEZİ VE AİLE SAĞLIĞI MERKEZLERİ

Raporun toğlum sağlığı merkezleri ve aile sağlığı merkezlerine dair bölümü ise şöyle:

"Sorumlu hekimlerle yapılan görüşmede şehre ikinci gün elektrik, üçüncü gün temiz su sağlandığı bazı bölgelere suyun verilmesinin beş günü bulduğu belirtilmiştir. Bazı sağlık çalışanlarının ikamet ettikleri evlerin hasarlanması sonucu ikamet değiştirdikleri bilgisi alındı.

Halk sağlığı açısından, gastroenterit vakalarında henüz olağan dışı bir artışın gözlenmediği, suların klor miktarında artışa gidildiği belirtildi. Bol miktarda hazır su şehir sakinlerine kapalı plastik şişeler ve tankerlerle ulaştırılmış, ihtiyacın giderilmesi sağlanmıştır. Sahra mutfakları ile halkın sıcak yemek ihtiyaçları karşılandığı belirtilmiştir. Düzenli olarak su örnekleri alındığı ve herhangi bir patolojik üremeye rastlanmadığı ifade edilmiştir. Sık yapılan belediye anonsları ile halkın çeşme/şebeke suyu kullanmaması gerektiği bilgisi verilmiştir.  Bu arada yapılan tetkiklerde içme suyu şebekesine kanalizasyon karıştığına dair bir bulgunun saptanmadığı belirtilmiştir.

Toplum sağlığı merkezi (TSM) COVID-19 aşılaması için gelenleri hastaneye yönlendirirken aile sağlığı merkezlerinde (ASM) COVID-19 aşıları uygulanmaya devam edilmektedir.

Hastane, ASM ve TSM kayıtlarında herhangi bir mortalite olgusu bulunmamaktadır. Bir ayak fraktürü ve travmaya bağlı kesiler ile abrazyonlar haricinde sele bağlı başka kayda değer primer veya sekonder morbidite oluşmamıştır. 

Hekimlerle yapılan görüşmelerde, hastanenin durumuna ilişkin elde edilen ön bilgiler teyit edilmiş olup, ayaktan sağlık hizmeti sunma konusunda bir sorun yaşanmadığı anlaşılmıştır. Selin yarattığı travmaya ikincil olarak, olağandışı şartlarda hizmet sunulmasının zorluğu hekimler tarafından dile getirilmiştir.

Sağlık çalışanları yaşadıkları zorlukları, ikincil travmatizasyonları ifade eden şu cümleleri kurmuşlardır:

'Hastane otoparkını su bastığında arabamız yüzerken hastane başvurularını karşılamak çok zordu, araba cidden sular altında ya da evimizi apartmanımızı su basmış; bunları düşünürken çalışmak hiç kolay değildi.'

'Apartmanda kalmak riskli dediler, oteli aradık orası da kabul etmedi, birkaç gün göçebe gibi yaşayıp nöbete gelmek zorunda kaldık.'"

DİLAN ŞAHİNBAŞ