YEREL
Giriş Tarihi : 29-07-2021 10:58   Güncelleme : 29-07-2021 10:58

SUÇLU DOĞA DEĞİL

Geçen hafta Arhavi ve Rize’nin ilçesi Fındıklı’da meydana sel felaketi ve heyelan sonrası Arhavi Pilarget Derneği açıklama yaptı.

SUÇLU DOĞA DEĞİL

DİLAN ŞAHİNBAŞ

Arhavi Pilarget Doğa ve Yaşam Derneği Başkanı Hazım Kurdoğlu yaşanan sel ve heyelan sonrası bir kişinin yaşamını yitirdiği felaketle ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Meydana gelen sel ve heyelan sonrası bölgede incelemelerde bulunan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Dereleri beton kanallara almamızın faydalarını bu sellerde gördük” sözlerine karşı Hazim Kurdoğlu, "Derelerin beton kanallara alınarak daraltılmasına karşı mücadele etmeseydik bugün ölümlerin 100’ü bulması söz konusuydu" demesi üzerine açıklama yapan Kurdoğlu, Kapisre Deresi kavaktan aşağısında yer alan ve belediye sınırları içindeki Boğaziçi Mahallesi’nin iyileştirmeye ihtiyacı olduğunu ve hem derneğin hem çevre kuruluşlarının buna karşı herhangi bir itirazı olmadığını belirtti.

Yaşanan felaketten önce Arhavi halkına dernek olarak ‘Vadilerimizdeki derelerde yapılacak olan beton kanallar, ağaçların katledilmesi, taş ocakları, HES’lerin zararları, olası yağmurların oluşturacağı zararların neler olacağı ve bunlar karşısında neler yapabiliriz' şeklinde bir çağrıda bulunduklarını belirten Kurdoğlu, “Bu çağrı ile ilgili toplantımızı bayramın 3.günü yapacağımızın duyurusunu yapmıştık ancak, bizim toplantımızda tartışacağımız ve söyleyeceklerimizi yaşanan sel ve heyelan felaketi ile doğa bizlere toplantıyı gerçekleştirmeden önce bir kez daha söyledi. Doğaya dokunana doğa dersini verdiğini yaşadığımız bu felaketle bir kez daha gördük" dedi.

Yaşanan facianın nedenlerini sermaye olduğunu, esas ana gündem maddesinin bu olması gerektiğini söyleyen Kurdoğlu, “Son 15 yıldır Doğu Karadeniz’in her bölgesi delik deşik edilmişti. Efendim HES'ler maden ocakları, yayla yolları söyleyeyim, taş ocakları, patlatılan tonlarca dinamitlemeler ve en büyük özellikle çok daha büyük harflerle söylemek istiyorum orman kıyımı. Ağaçların ormanlarımızın vahşi kesimi, özellikle bizim Arhavi bölgemizdeki tarihi Balıklı Dağları’nın aşırı plansız orman kesimidir. Ağaçların katledilmesidir. Bunların hepsi bir bütün uzun vadeli, bilimsel, bir etüt edilerek bilimi öne alarak bu çalışmaları gerçekleştirmek gerekir Doğu Karadeniz Bölgesi’nde. Bunların çözümü tabii günübirlik politikalarla halledilecek konular değil. Uzun vadeli bu bölgeyi masaya yatırmak lazım" diyerek doğa tahribatının sonucu facia yaşandığını işaret etti.

Doğu Karadeniz coğrafyasının maalesef bu doğa olaylarına maruz kalan bir bölge olduğunu aslında doğanın bir suçu olmadığını ifade eden Kurdoğlu,  “Doğa kendi mecrasında ilerliyor. Dikkat ettim bu derece yoğun yağan bir yağmur karşısında bizim Pilarget havzası ve köylerdeki derelerde müdahale edilmediği süre içerisinde dere kendi yolunda ilerliyor. Herhangi bir yıkım çok ufak, çok ufak tefek yerler de kaymalar falan var. Bunlar da bu kadar yağış gayet normal. Çünkü yüzyıllardır bu dereler bu doğa bu şekilde idame ediyor kendini. Rant uğruna doğanın talan edildiğinin ve doğa bize dokunmaz yeter ki insanoğlunun vahşi egosuna yenilmesin tabi ki derenin içerisine yapı izni verip de derenin içerisinde binalar yıkılacak sonuçta can gidecek” dedi.

Devletin bu dere yataklarını beton kanallara alarak daraltmak yerine bu derelerde yapılaşmalara asla izin vermemesi gerektiğini açıklayan Kurdoğlu,  “Politik ilişkilerin sonucunda der yataklarına yapılaşmalara izin vermenin bedelini canlarımızla ödüyoruz. Bu ölümlerin sorumlusu yasalara aykırı bir şekilde dere yataklarına yapılaşmaya izin verenlerdir. Başta Kavak HES olmak üzere bölgemizde taş ocakları, patlatılan dinamitler ve benzeri çalışmalar sonucunda Arhavi’nin kimyasıyla yani doğanın ruhu ile oynadılar” diyerek Kamilet vadisinde yaşananları unutmadıklarını, Kamilet vadisinin aylarca neden çamur aktığını yeniden seslendirmenin çokta doğru olmadığını çünkü Arhavi’de yaşanan doğa katliamını duymayan kalmadığını vurguladı.

Kurdoğlu açıklamasını şu ifadeleri kullanarak sonlandırdı:

“Sonuç olarak biz köylerimizde özellikle cennet vadimiz Plarget Havzasında 6 kilometrelik ‘ara dereler daha hesaplanmamıştır’.

Rant uğruna derelerin betonlaşmasına HES projelerine, Taş ocaklarına, dinamitlerle doğanın tahrip edilmesine, derelerin israfına karşıyız. Yalnız lokal olarak 5-6 noktada sanat duvarları yani taş duvarlarla tahkimat yapılabilir. Bunun haricinde yapılacak herhangi bir imalata hukuki olarak mücadelemiz devam edecektir.”