YEREL
Giriş Tarihi : 05-07-2021 11:28   Güncelleme : 05-07-2021 11:40

Sözleşme Uygulamaya Derhal Girmeli

Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi'nden resmi olarak ayrılmasının ardından açıklama yapan İyi Parti Artvin Kadın Politikaları Temsilcisi Gülbin Öngüner, “İstanbul Sözleşmesi fesih kararı iptal edilmeli ve sözleşme hükümleri uygulanmalıdır” dedi.

Sözleşme Uygulamaya Derhal Girmeli

İstanbul Sözleşmesi'nin ilk imzacısı olan Türkiye, aylardır süren tepkilere rağmen kadına yönelik şiddeti önlemeyi amaçlayan uluslararası sözleşmeden 1 Temmuz'da resmen ayrıldı İyi Parti Artvin Kadın Politikaları Temsilcisi Gülbin Öngüner, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden resmen ayrılışına dair açıklama yaptı. Öngüner  yaptığı açıklamada ülke olarak İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılmanın, özellikle kadına karşı şiddetin tırmandığı bu süreçte ağır sonuçlar doğuracak kabul edilemez bir uygulama olduğunu vurduladı.

Türkiye Cumhuriyeti adına 11 Mayıs 2011 tarihinde imzalanan ve 10 Şubat 2012 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile onaylanan “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi gereğince feshedildiğini ve 1 Temmuz itibariyle Türkiye’nin sözleşmeden resmen ayrıldığını ifade eden Öngüner, “İstanbul Sözleşmesi Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan, uluslararası hukukta şiddetin, kadın erkek eşitsizliğinin ve kadınlara karşı yapılan ayrımcılığın bir sonucu olduğunun vurgulandığı, şiddetle mücadelede bağımsız bir izleme mekanizmasına sahip ve yaptırım gücü olan ilk sözleşmedir” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin İstanbul Sözleşmesi’ni ilk imzalayan ve ilk onaylayan ülke olarak, başta kadına yönelik her türlü şiddeti önlemek ve bununla mücadele etmek için devlet ölçeğinde etkili, kapsamlı ve birbiriyle uyumlu politikalar uygulama yükümlülüğü altına girdiğini açıklayan Öngüner, “İstanbul Sözleşmesi; kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak; bu konuda uluslararası işbirliğini yaygınlaştırmak; kadına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve kadınları güçlendirmek de dâhil olmak üzere, kadınlarla erkekler arasında önemli ölçüde eşitliği yaygınlaştırmak; kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin tüm mağdurlarının korunması ve bunlara yardım edilmesi için kapsamlı bir çerçeve, politika ve tedbirler tasarlamak; kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin ortadan kaldırılması için bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi maksadıyla kuruluşların ve kolluk kuvvetleri birimlerinin birbiriyle etkili bir biçimde işbirliği yapmalarına destek ve yardım sağlamakamacı ile imzalanmış, bir insan hakkı ihlali olan kadına yönelik şiddetin önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır” dedi.

Türkiye’de kadın cinayetlerinin ve kadına yönelik şiddetin hızla tırmandığı bir dönemde, Türkiye Cumhuriyeti olarak İstanbul Sözleşmesi’ne artık taraf devlet değilim demenin ve bunu haklı bir gerekçeye dayandırabilmenin mümkün olmadığını ifade eden Öngüner, “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, özellikle Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ve yürürlükteki diğer kanuni düzenlemeler uygulamaya esas alınır” diyerek İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılmanın kadınlara karşı şiddete, insan hakları ihlaline açıkça göz yummak ve aynı zamanda; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama riski bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenleyen, 6284 sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun”u da işlevsiz bırakmak anlamına geldiğini açıkça beyan etti.

Öngüner açıklamasını, “Ülke olarak İstanbul Sözleşmesinin iptali kararı, özellikle kadına karşı şiddetin tırmandığı günümüzde ağır sonuçlar doğuracak kabul edilemez bir uygulamadır. İstanbul Sözleşmesi fesih kararı iptal edilmeli ve sözleşme hükümleri uygulanmalıdır” diyerek sonlandırdı.