YEREL
Giriş Tarihi : 26-10-2021 13:42   Güncelleme : 26-10-2021 13:42

Sorunun varlığını kabul eden iktidara ihtiyaç var

Sorunun varlığını kabul eden iktidara ihtiyaç var

İş İnsanı Anıl Elçin, Türkiye’de yaşanan ekonomik gelişmelere dair açıklamalarda bulunarak ülkenin yaşadığı ekonomik süreçle ilgili olarak çözümün basit olmadığını ama çözüm yolunun belli olduğunu belirtti.

Ülkenin yaşadığı ekonomik süreçle ilgili çözüm yolunda bilimle ve ekonomik teorilerle inatlaşmanın hiçbir faydası olmadığını açıklayan Elçin, “Sürekli olarak ‘herkes bize düşman’ veya ‘bunlar bir oyun’ diyerek ekonomi yönetilmiyor” dedi.

Artık fanatizmi kenara bırakıp, gerçeklerle yüzleşerek harekete geçme zamanı olduğunu, Türkiye’nin çok uzun yıllardır döviz, faiz, enflasyon(tatsız üçlü) sorununu yaşadığını ve bu 3 sorunun hepsini birden çözemediğini ifade ederek, “Bu fiili durum ülkemiz ekonomisinin yapısal problemidir. Tekrar yineliyorum; çözüm bellidir ama basit değildir. 20 yıldır aralıksız görevde olan iktidar doğru politikalar ile bu yapısal problemimizi çözebilirdi” ifadelerini kullandı.

Uluslararası ekonomik kuruluşların verilerinin, ülkelerin ekonomisi hakkındaki yorumları ve açıklamalarının ilgili ülkenin uluslararası saygınlığının göstergesi olduğuna dikkat çeken Elçin, “Bu benim şahsi yorumum değildir, uluslararası teamüller bu şekildedir. Tüm ülkeler için böyledir sadece bizim için değil. Bizi sürekli kıskanan Almanya için de aynı durum geçerlidir. Peki hangi kuruluşlar bunlar? Örneğin; Dünya Bankası, OECD, DTÖ, Kalkınma fonları, Uluslararası ekonomik işbirliği örgütleri, Kredi Derecelendirme Kuruluşları, insan hakları ve demokrasi gelişmişlik endeksleri ve hatta ‘nefret’ edilen IMF v.s bu kuruluşların nezdinde saygınlık kazanmak ilgili ülkenin ekonomik selameti açısından çok anlamlı ve değerlidir. Yanlış anlaşılmasın sadece ülkemiz için değil bütün ülkeler için” diyerek ekonomi yönetiminin ciddi bir iş olduğunu, içi boş sloganlarla ekonominin yönetilmediğini ve yönetilemediğinin de görüldüğünü vurguladı.

Sorunun varlığını kabul eden bir iktidara ihtiyaç olduğunun çok açık olduğunu dile getiren Elçin, “Çünkü mevcut iktidar sorunun olmadığını iddia ediyor. Asıl sorunumuz budur. İşte tam da bu yüzden iktidar değişikliğine ihtiyaç vardır. Doktora gidince bile doktor diyor ki tedaviyi kabul edersen seni iyileştirebilirim ve tedavi olmak için hasta olan kişi birkaç evrak imzalıyor yani hastalığı kabul ettikten sonra tedavi gerçekleşebiliyor. Maalesef mevcut iktidar şu an ekonominin hasta olduğunu kabul etmek istemiyor ve sorunun çözümü noktasında yetersiz kalıyor zaten çözebilseydi 20 yıl içinde çoktan çözerdi” dedi.

“Milli Gelir hedefimiz 10.000 Doların üzerinde idi, dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girecektik ama gelinen nokta çok farklı” diyen Elçin değerlendirmesinin devamında şu ifadeleri kullandı:

“Ülkemizi şu anda yöneten AKP hükümeti 2002 yılında iktidara geldi ve iktidar süresinin ilk yıllarında hatırlarsınız yukarıda bahsi geçen kuruluşların neredeyse tamamına yakınından geçer not alıyordu ve bunu da haklı olarak iç politikada argüman olarak kullanıyor ve süreklilik arz eden bir şekilde “başarımız Avrupa ve dünya tarafından da takdir ediliyor” diyerek yoluna devam ediyordu.

Fakat gelinen süreçte bu kuruluşlardan ülkemiz ekonomi noktasında geçer not alamıyor ve aynı iktidar şimdi de “Avrupa ve dünya bizi kıskanıyor, bunların hepsi bir oyun” düşüncesi ve sloganı ile siyasi çöküşünü engellemeye çalışıyor.

Şu tatsız bilgiyi de öğrendim ve çok üzüldüm. G-20 zirvelerinde sıralamaya giren ülkelerin arasında yer alıyoruz. Ne demek G-20 ? Dünya üzerindeki en güçlü ekonomiye sahip ilk 20 ülke demek. Hani bir aralar Dünyanın en büyük 17. Avrupa’nın ise 6.Büyük ekonomisi idik ya maalesef gelinen süreçte G-20’de olmayabiliriz. Böyle bir risk var. Yer almasak ne olur demeyin, çok önemlidir.

Kısacası net ve özet olarak uluslararası ligde orta sıralardan geri sıralara düşüyoruz.

Bu yazılanlar asla felaket tellallığı değildir. Sorunun olduğunu kabul etmeden sorunu çözemeyiz. Sorun var ve herkes üzerine düşen görevi yapmalıdır, bu bunalımlı ve çalkantılı günleri atlatmalıyız.

Amacım göndermede bulunmak değil ama döviz kurlarını konuşmak, döviz kurlarını ve petrol istasyonlarının fiyat tarifelerini sosyal medyada paylaşmak belki farkındalık yaratmak adına faydalıdır fakat sorunun çözümü için yeterli değildir.

Bizler gibi sade vatandaşların yapacağı en etkili davranış sandığa giderek gereğini yapmaktır.”