YEREL
Giriş Tarihi : 15-04-2021 10:38   Güncelleme : 15-04-2021 10:44

SOL PARTİ: İSTANBUL SÖZLEŞMESİ BİZİM

Sol Parti Artvin İl yönetimi parti binasına astıkları İstanbul Sözleşmesi’nin iptal edilmesine tepki içeren pankartın 4 gün önce savcılık tarafından el konulmasına karşı basın açıklaması düzenledi.

SOL PARTİ: İSTANBUL SÖZLEŞMESİ BİZİM

Sol Parti binası önünde gerçekleştirilen ve parti üyesi Özlem Akyürek’in okuduğu basın açıklamasında İstanbul Sözleşmesi’ni uygulamamakta ısrarcı olduğu için her gün kaybedilenkız kadınlardan ve kadına yönelik şiddetten Ak Parti iktidarının sorumlu olduğu vurgulandı.

Sol Parti il ve ilçe binalarına asılan “İstanbul Sözleşmesi Bizimdir” pankartlarından dolayı, Artvin Merkez, Hopa ve Borçka parti il örgütlerine dönük baskı ve yıldırma politikalarına hep birlikte şahit olduklarını belirten Akyürek, “Geçtiğimiz Cuma günü emniyet güçleri il binamıza gelerek partimizde arama yapmak ve pankartımıza el koymak istemiştir. Gözaltı ve arama kararlarıyla pankartımız bir suç unsuru sayılarak alıkonuldu. Bu karara itiraz eden il başkanımız ve bir üyemiz yaka paça gözaltına alınmıştır. Savcılığın verdiği kararla emniyetin il binamıza çilingirle girmek isteyip pankartımızı alması siyaset yapma hakkımızın ihlal edilmesidir, ifade özgürlüğünü hiçe saymaktır, hukukun siyasal olarak araç haline getirilmesidir. Bu antidemokratik ve keyfi uygulamalar karşısında suç duyurusunda bulunacağız. En demokratik, en meşru haklarımızı bile elimizden almaya çalışanlara karşı mücadelemizi her noktada sürdüreceğiz. İktidarın İstanbul Sözleşmesi’ne ve kadın mücadelesine yönelik bu tavrı ülkemizdeki kadınlara yönelik tacizi, tecavüzü ve cinayetleri arttırmaktadır” dedi.

‘Tahammülsüzlüğün sebebini biliyoruz’

Artvin, Hopa ve Borçka ilçe emniyet güçlerine bir siyasal partinin binasından astığı pankartı indirmenin siyasal faaliyetlerini engellemek anlamına geldiğini ve bu yapılanın kanunen suç olduğunu hatırlatmak istediklerini aktaran Akyürek, yaratmak istenilen bu korku iklimi karşısında Sol Parti üyelerinin tüm illerde bu pankartı asarak kararlılıklarını tüm Türkiye’ye gösterdiklerini açıkladı ve ardından “Artvin’de ilk kez parti binamıza dönük bir arama kararı çıktı, siyasal ve hukuksal anlamda buna yönelik itirazımızı sürdüreceğiz. Her türlü baskı ve yıldırma politikasına karşın tek adam rejimi kararnamesini tanımayacağımızı ve İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmeyeceğimizi tüm kamuoyuna bildirmek isteriz” cümlelerini dile getirdi.

“Soruyoruz; Ülkede siyaset yapma hakkı sadece iktidar Partisine mi verildi? İstanbul Sözleşmesi feshedilmesin demek suç mu oldu? 128 milyar dolar nerede diye soru sormak suç mu oldu? Savcılar, polisler bunu sağlamak için mi görevli kılındı” diyerek Ak Parti iktidarına soru yönelten Akyürek, tarikatların, şeriatçı azgın azınlığın talebiyle tek adamın bir imzasıyla çıkılan İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmak ve kadınların gasp edilen haklarını, laikliği ve özgürlüğü savunmak için mücadele edeceklerini beyan ederek, “Şeriatçı azınlığın memleketin nefesini kesmesine izin vermeyeceğiz. Parti binalarımıza asılan ve her gün artarak çoğalan pankartlarımıza neden tahammül edilmediğini iyi biliyoruz. Ana muhalefetin 128 milyar dolar nerede diye sorduğu afişlerin neden yırtıldığını biliyoruz. O pankartlarda yazıldığı gibi, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkış tek adam rejiminin bir sonucuydu. Yaşamlarımızın nasıl baskı altına aldığının da önemli bir göstergesiydi. Bu kararın hemen ardından iktidar mensupları Montrö dahil uluslararası anlaşmalardan da aynı şekilde bir imza ile çıkılabileceği ifade etti” dedi.

‘Amaçları belli’

Parlamentonun zaten bir hükmünün kalmadığı bu rejimde; hiçbir kısıtlayıcı hukuksal normda da yer olmadığının böylece görülmüş olduğunu söyleyen Akyürek,”Amaçları ise belli… Tek adam yetkilerine dayanarak bu dinci gerici, Amerikancı ve sermayenin hizmetindeki bir karanlık dehlizde ülkeyi hapsetmek istiyorlar. Ama daha önemlisi rejim, toplumsal bir itirazın tüm kanallarını da ortadan kaldırmaya çalışıyor çünkü artık muhalefetin kalbi sadece parlamentoda değil iş yerinde, mahallede, sokakta, hayatın içinde de atıyor. İktidar tam da bunun için bunun tüm yollarını ortadan kaldırmaya odaklanıyor. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması, hepimiz biliyoruz ki bir avuç şeriatçı azınlığın aktif desteğini alabilmek için, onların talepleriyle hayata geçirildi” diyerek Sol Parti il ve ilçe binalarına yönelik tacizlerin olduğunu, yöneticilerine yönelik gözaltı uygulamalarının asıl nedeninin burada aranması gerektiğini vurguladı.

‘Başaramayacaklar!’

“O pankartlarda İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmak ve tek adam kararnamesini hükümsüz ilan etmek dert oldu iktidara. Çünkü bu yönetme biçimlerine, sermayenin çıkarlarına hizmet eden dinci bir rejimi kurmak için kullanılan tek adam yetkisine, onun üzerinde yükseldiği düzene köklü bir karşı çıkış var! Biz bu karşı çıkışı sürdürmeye devam edeceğiz. Toplumun üzerine kapattıkları dev bir kapak var sanki ama o kapağın altı fokurduyor, herkes mutsuz ve tepkili. İşte, bu kapak açılmasın diye her gün üzerine biraz daha baskı uyguluyorlar. Salgında her gün yüzlerle ifade edilecek rakamlarda insanlarımız ölüyor” diyen Akyürek hastanede yatak bulamayan, evine ekmek götüremeyen milyonların bir yanda lüks ve şatafat içinde yaşayan bir avuç iktidar sahibinin ise bir tarafta olduğunu, iktidarın artık bu açığı kapatamayacağını, o yüzden bunu kabul ederek zorbalıkla ayakta kalmaya çalıştığını söyledi ve “Bu şekilde tüm ülkenin, toplumun kaderine hile ve zorbalıkla el koyamayacaklar. Ne yaparlarsa yapsınlar bunu başaramayacaklarını göstermeye devam edeceğiz” dedi.

Ülkenin her sabah yeni bir karanlığa uyandığını, yönetme yetisini yitiren, kadroları yedikçe semiren, toplumsal desteği giderek daralan AKP-MHP iktidarının, arkasını yaslayabileceği tek zinde tabana kendini teslim ettiğini ifade eden Akyürek, “Tarikatçı, cemaatçi, şeriatçı marjinal grupların talepleri ile ülkeyi yönetmeye çalışan bu iktidar, yobazların her gün uydurduğu yeni bir Ortaçağ talebini ülkeye tartıştırmaya başladı. Bir gün Ayasofya imamının laikliği kaldırma talepleri, bir gün Akit’in hilafet çağrıları, bir diğer gün meczupların başlık parası talebi, harem selamlık istekleri gündemi meşgul ediyor” dedi ve adeta bir coşku içerisinde yapılan bu çağrıların, gerici kimliği ayyuka çıkan AKP içerisinde de destek bulduğunu açıkladı. 

‘Kadına yönelik şiddetin önünü açma beyanı’

“Siyasal İslamcı iktidar ve dayandığı marjinal taban şunu bilmelidir: Bu halk, bir avuç yobazın elinde oyuncak olacak, temel hakları her gün elinden alınabilecek bir halk değildir. 19 senedir her türlü hileyle, baskıyla, dayakla, medya gücüyle, bu halkın ilerici, laik, demokratik potansiyelini yok edememişlerdir. Kendi yaptırdıkları anketlerde dahi, buldukları destek yerlerde sürünmektedir. O yüzden Anayasa değişikliği zokasıyla iktidarda kalmanın yollarını aramaktadırlar” diyen Akyürek, halkın şeriatçı, yobaz azınlığın karanlığından elbette çıkacağını vurguladı.

Kadına yönelik şiddeti bitirme sözü daha hafızalarda tazeyken İstanbul Sözleşmesi'nden çıkma kararının AKP iktidarının ve siyasal islamcı gericiliğin kadına yönelik şiddeti bitirmeyi bırakalım ancak sorumlusu olabileceğini bir kez daha gösterdiğini belirten Akyürek, “Her tartışmaya açtığınızda söylediğimiz gibi kadına yönelik şiddetin sorumlusu haklarımızı gasp etmeye çalışan, yasaları ve sözleşmeleri uygulamayan iktidardır. Tüm karalamalara rağmen İstanbul Sözleşmesi kadınların yaşamlarını güvence altına alan ve doğrudan ülkemizde hazırlanmış uluslararası bir sözleşmedir; sözleşmeden çıkmak için atılan imza doğrudan kadına yönelik şiddetin önünü açma beyanıdır” dedi.

‘Ak Parti sorumludur’

Milyonların artık sırtında istemediği iktidarın köşeye sıkıştıkça saldırganlaştığını ve her gün bir insan hakkına saldırdığını aktaran Akyürek, “Unutulmasın ki kadınların yaşamlarının yanında tek adamın koltuk sevdası bir hiçtir. Her bir kız kardeşimizin yaşamı kirli koltuk oyunlarınızdan değerlidir; kadınları ateşe atmaktan vazgeçin. Söyledik yine söylüyoruz İstanbul sözleşmesi bizimdir, İstanbul sözleşmesi bütün kadınlarındır; vazgeçmiyoruz! Bütün kadınları yaşamlarımızı hedef alan bu saldırı karşısında İstanbul Sözleşmesi'ne sahip çıkmaya çağırıyoruz. Bir gece kararnamesiyle İstanbul Sözleşmesi'nden hukuksuzca çıkıldığı duyuruldu. Doğrudan Cumhurbaşkanı'nın imzasıyla alınan kararla kadınların yaşamları bir kez daha tehdit altında” diyerek uygulamamakta ısrarcı olunduğu için her gün kaybedilen  kadınlardan, kadına yönelik şiddetten sorumlusunuz AK Parti iktidarının sorumlu olduğunu vurguladı.

‘Gençler işsiz ve umutsuz’

Basın açıklamasının devamında AK Parti kongrelerinden bahseden Akyürek, “Hınca hınç dolu salonlarla övünen iktidar partisinin bakanı, kongre haberlerinden 5-10 dakika sonra aynı yayında utanmadan maske-mesafe-hijyen uyarısı yapabiliyor. “Pandemiyle mücadele sizin elinizde” diyerek gelinen noktada bir de halkı sorumlu tutuyor. Onlar pişkinlikte sınır tanımazken insanlarımız ölmeye, onlar da sefalarını sürmeye devam ediyor. Gençlerin yarısından fazlası işsiz ve umutsuz. Birçoğu iş aramaya dahi gidemiyor. İktidarın yerel yönetimi de gençlere el uzatmak bir yana, toplu ulaşıma zam üstüne zam yapmayı tercih ediyor. Bu iktidara ve iktidarın kötü kopyası olmaya çalışan düzen muhalefetine mecbur da değiliz, mahkûm da değiliz. Bu sorunlar yumağından ancak ve ancak sol değerler etrafında örgütlenerek kurtulabiliriz” dedi.

‘Haklarımızdan, hayatlarımızdan, mücadelemizden vazgeçmiyoruz’

İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasına karşı yaşamlarını savunmak için mücadele eden kadınların, din örtüsü altında sömürülen işçilerin, özgürlük isteyen gençlerin, laikliği savunan yurttaşların SOL’da birleşecek ve bu karanlığın yerine yepyeni bir ülke kuracaklarını belirten Özlem Akyürek basın açıklamasını “Kendi kaderimizi elimize alarak, Sol politikalar etrafında örgütlenerek onları yenebilir, emekten, eşitlikten, özgürlükten yana bir yaşamı mümkün kılabiliriz. SOL demek, emeğin çıkarlarını gözetmek demek, Sol demek kamuculuk demek, bağımsızlık, özgürlük ve eşitlik demek. Amacın baskı ve yıldırma olduğu zamanlarda bugün de olduğu gibi gösterilen bu güçlü dayanışma bizleri umutlu ve dirençli kılıyor. Bu karanlığın ve faşizmin üstesinden her zaman birlikte olarak ve yan yana kalarak geleceğiz” diyerek sonlandırdı.

Basın açıklamasının ardından Sol Parti üyeleri Emniyet güçlerinin el koyduğu pankartın yerine yeni “İstablul Sözleşmesi Bizim, Haklarımızdan Hayatlarımızdan Mücadelemizden Vazgeçmiyoruz” yazılı pankartı astı.

Dilan Şahinbaş