YEREL
Giriş Tarihi : 03-09-2021 11:28   Güncelleme : 03-09-2021 11:28

Sol Parti bütün koşullarda siyasete devam ediyor

Sol Parti İl Başkanı Sercan Dede, Özgürlük ve Dayanışma Partisinin Sol Parti sürecine evirilmesi ve Türkiye’nin güncel sorunlarına dair değerlendirmelerde bulundu.

Sol Parti bütün koşullarda siyasete devam ediyor

“En kitlesel Sol Hareketi ÖDP’

Özgürlük ve Dayanışma Partisinin isim değişikliğine gidilme sürecinden bahseden Dede, “Özgürlük ve Dayanışma Partisi 2019 yılında bir isim değişikliği ile Sol Parti adını aldı. Uzun bir yenilenme sürecinin bir parçası olarak isim değişikliğine gidildi. Özgürlük ve Dayanışma Partisi doksanlı yıllarda bir nevi Türkiye’nin toplumsal muhalefetinin güçlendirilmesi, parçalı bir halde olan toplumsal muhalefet hareketlerinin bir araya getirilmesidir. En önemlisi de 90’lı yılların başında çözülen bir Sovyetler vardı. Sovyetlerin çözülmesinin ve dağılmasının ardından tüm dünya Kapitalizmin hegemonik saldırısıyla karşı karşıya kaldı. Kapitalizmin üstünlüğü birçok yerde meşrutiyet kazandı. Buna karşı Solu ve sosyalizm düşüncesini savunmak o dönem çok önemliydi. ÖDP’de bu ihtiyaç üzerine kurulmuştur. 12 Eylül öncesi Türkiye’de mücadele eden büyük gelenekler ve farklı fraksiyonlar bir araya gelmişti. Bu bakımdan Özgürlük ve Dayanışma Partisi önemli bir çıkıştı. ÖDP, 12 Eylül sonrası Türkiye Sol’unun yakaladığı önemli bir başarıdır. ÖDP’nin eksikleri, başarısızlıkları oldu ama seksen sonrasına baktığımız zaman en kitlesel Sol Hareketi ÖDP’dir diyebiliriz” ifadelerine yer verdi.

“ÖDP, toplumsal muhalefetin önemli bir parçasıydı”

ÖDP’nin doksanlı yıllarda ülkede barışın ve demokrasinin etki alanını bir türlü genişletemediğini ve dolayısıyla ayrışmaların yaşandığını söyleyen Dede, “Kuruluş sürecindeki oluşan dalgadan ötürü ÖDP çok uzun yıllar devam edemedi. Bundan hem bizim eksiklerimiz hem de nesnel nedenlere bağlı başarısızlıklar oldu.  ÖDP’nin içeride sürdürdüğü tartışmalar sonrası bölünmeler ve ayrışmalar yaşandı. Doksanlı yıllar çalkantılı dönemlerdi. Susurluk skandalının görüldüğü dönem, Güneydoğuda savaş silahlarının sürekli konuştuğu, mafya ve çetelerin karanlık faaliyetlerini basından dinlediğimiz yıllardı. ÖDP bu anlamda sürekli aydınlık için bir dakika karanlık eylemiyle, temiz siyaset, temiz toplum sloganıyla çok kitlesel ve önemli çıkışlar yakalamıştır.  ÖDP toplumsal muhalefetin önemli bir parçasıydı. ÖDP sokakta etkili olmasına rağmen Sol Parti gibi emeğin, özgürlüğün, barışın ve demokrasinin etki alanını ülkede bir türlü genişletemedi ve ayrışmalar yaşadı. O dönem hem ÖDP içinde hem ÖDP dışında sola dönük bir çeşit ideolojik saldırılar vardı. 2010 referandumuna giden süreçte kendine sosyalist, aydın, diyen bir grup, AKP’nin Türkiye’de darbelerle hesaplaşacağını söyledi. AKP’nin ülkede demokratikleşme sürecini başlatacağını ifade etti ve bu şekilde bir süreç başlattılar. Örgütlere dönük çeşitli ideolojik saldırılar vardı. Fakat ÖDP içerisinde bunun önemli bir karşılığı oldu. Kazandığımız kongre sonrası başka bir politik düzlemde yolumuza devam ettik. ÖDP, eksiğiyle, hatasıyla, doğrusuyla, Türkiye Sol siyaseti için önemli bir kuruluştur” diye konuştu.             

“Sol Parti, salgının bütün koşullarında siyasete devam etti”

Sol Parti’nin kurulmasının pandemi dönemine denk geldiğini ama siyaset yapmayı durdurmadıklarını ve çalışmalara devam edildiğini söyleyen Dede, “Toplumun tanıdığı edebiyatçılar ve sanatçıların bizimle yol yürümesi bizleri mutlu etti.  Sol Parti, isim değişikliğinden sonra binlerce üye kazandı diyebilirim. Henüz yeterli değil ama yüzde kırk oranında üye sayısını artırdık. Sol Parti, pandemi koşullarına rağmen elliye yakın ilde örgütlenme çalışmalarını tamamladı. Bu koşullarda Sol Parti önemli bir çıkış yakaladı. Sol Parti olarak pandemi döneminden önce kurulduk. İsim değişikliğinden iki ay sonra dünyadaki en büyük salgınla karşı karşıya kaldık. Bizim için büyük bir şansızlık oldu. İlk zamanlarda herkes gibi zorlandık, evlerde kaldık. Kitle buluşmalarını ve toplantıları gerçekleştiremedik. Pandemi bizi büyük oranda etkiledi. Ülkede ihtiyaç olarak gördüğümüz bir manifesto yayınladık. Manifesto, laikliği, bağımsızlığı savunan, çevre talanına son diyen, eğitimde tarikatlara, camialara hayır diyen bir bildiridir. Biz bu manifestoyu yayınladıktan sonra bu böyle gitmez Türkiye’nin bu düzenini değiştirelim diyerekten çeşitli örgütlenmeler ve toplumsal mücadeleler gerçekleştirdik. İlk değiştirme çalışmamızda Artvin’le örgütlü olduğumuz bütün ilçelerde açıklamalar düzenledik. Bildiriler dağıttık, toplantılar düzenledik. Diğer illerde de yapabileceğimiz ölçüde bunları yaptık. Salgın var diye siyaset durmadı. Siyaset devam ettiği için halkın acı sorunlarının üzerine giden bir mücadele tarzımız oldu. Pandemi döneminde aşı, maske, hijyen derken sağlık çalışanlarının ihtiyaçlarını karşılanmasına dönük talepler vardı. Esnaflar da bu dönemde çok zorluk yaşadı. Bu anlamda örgüt olarak birçok manada ses çıkardık. Sol Parti, salgının bütün koşullarında siyaset üretmeye çalıştı ve siyasete devam etti. Bugün de gerçekleştirilen Sol buluşmalarla Sol’un başka bir siyaset ve farklı bir seçenek olduğunu topluma anlatmaya ve göstermeye çalışıyoruz.  On beş gün önce Kafkasör’de ve Şavşat’ta Sol buluşma gerçekleştirdik. Önümüzdeki günlerde Trabzon’da gerçekleştireceğiz. Sol Parti bu çalışmalarıyla siyasete devam ediyor” dedi.

“Sol Parti siyasetin bütün alanlarında etkili olacak”

Sol Parti’nin siyasetin bütün alanlarında etkin olmaya çalışacağını söyleyen Dede, “Sol Parti, siyasetin olduğu her platformda Sol’un sesini yükseltmeye çalışacaktır. Seçim yeterliliğini bir dönem ÖDP’de alamamıştık. Sol Partinin kuruluş süreciyle birlikte yeniden seçim yeterliliğini aldık. Sol Partinin millet ittifakıyla ortaklaştığı şey, bugünkü Türkiye’nin düzeninden rahatsız olmak ve AKP’nin bu ülkeden gönderilmesi gereken bir parti olduğunu düşünmemizdir. AKP’nin yerine ne geleceğini ya da AKP’yi gönderirken izlenilecek siyaset noktası da millet ittifakıyla ortaklaşamadığımız bir konudur. Sol Parti bugün ki haliyle millet ittifakının bir parçası olmayacak. Sol Parti seçimlere giderken, AKP iktidarını ve bugün ki siyasal İslamcı rejimini sona erdirme ve geriletme sorumluluğu ile hareket edecek. Sol düşüncelerin etkili olması adına ve diğer alanlarda olduğu gibi seçim alanlarında da mücadele edecektir” diye konuştu.

“Ülke olarak her anlamda kriz içerisindeyiz”

Türkiye’nin içinde bulunduğu sorunlara değinen Dede, Sol Partinin buna yaklaşımını değerlendirerek, “Türkiye’nin içinde bulunduğu durum ortadadır. Herhangi bir yurttaş sokağa çıktığı zaman durumun ne olduğunu zaten görüyor. Siyasal kriz, ekonomik kriz, kültürel kriz derken her anlamda bir kriz içerisindeyiz. Hayatımızın ve siyasetin içinde bir yangın var. AKP, MHP bloğunun oluşturduğu bir yangın var. Bu yangını söndürmedikleri gibi söndürmek isteyenlere de ne yazık ki engel oluyorlar. Ülkedeki durum, doğal felaketlerle gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Bugün kime sorsanız ülke için dert yanıyor. Sokağa çıktığım zaman ülkede mutlu bir insan göremiyorum. Herkes ülkenin gidişatından endişeli bir halde. Herkes gelecek kaygısı yaşıyor ve çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalmış bir durumda. Halk, sofrasına nasıl ekmek koyabileceğinin kaygısını yaşarken iktidar ve onun yanındaki bir grup azınlık sürekli şatafat içerisinde yaşıyor. Bugün ülkede ciddi manada işsizlik ve yoksulluk sorunu var. Derinleşen ekonomik kriz ve pahalılaşan bir hayat var” ifadelerine yer verdi.