YEREL
Giriş Tarihi : 10-06-2021 23:25   Güncelleme : 10-06-2021 23:25

Şoförlük için sorumluluk gerek

30 yıldır otobüs şoförlüğü yapan Zeki Özkurt, can taşımanın büyük bir sorumluluk olduğunu ifade ederken şoförlerin sorumluluk bilinciyle şoför olmaları gerektiğini ifade etti.

Şoförlük için sorumluluk gerek

7 sene Artvin-Rize hattında minibüs şoförlüğü yaptıktan sonra 21 yıl Artvin-Trabzon hattında da otobüs şoförlüğü yaptığını belirten Özkurt, 3 sene önce otobüs şoförlüğünü bıraktığını ifade etti.

30 yıl şoförlük yaptığını söyleyen Özkurt; “ Otobüs şoförlüğünden 3 sene önce emekli oldum. Can taşımak her gün bu sorumlulukla araç sürmek çok yorucuydu. Otobüs şoförlüğü yaparken can taşıyorsun. Can taşımak büyük bir risk ve bu da şoförler üzerindeki sorumluluğu artmasına sebep oluyor. Çünkü otobüsün içi can dışı cam, onun için çok büyük bir risk var. Trafik kurallarına uymak lazım, kendi canının kıymetini bilmek lazım, çünkü kendi canının kıymetini bilirsen otobüsteki insanların canının kıymetini de bilirsin. O sebeple önce kendi canının kıymetini bilmek lazım. Direksiyonun başına geçen biri çok büyük bir sorumluluk duygusuyla direksiyonun başına geçmeli. Eğer o sorumluluk duygusunu bilmiyorsa o direksiyonunu başına geçmemeli. Çünkü otobüsteki bütün insanların canı o şoförün elinde oluyor” dedi.

Cankurtaran’da 19 Kış

Artvin-Rize-Trabzon arası şoförlük yapan Özkurt; “ Ben Cankurtaran’da 19 kış geçirdim. Her gün Cankurtaran’ı tırmanmak zorundaydım. Cankurtaran’ın derdini, sıkıntısını biz yaşadık. 19 kış geçirdim. Ama Allah’a bin şükür ölümlü kazam hiç olmadı. Cankurtaran’da bir gün sis, kar göz gözü görmüyor, yol tek şerit yukarı doğru çıkıyorum. Allah’a çok şükür çıkarken araba denk gelmedi, denk gelse durma şansım hiç yok. Böyle badireler çok atlattık. Ama can kayıplı kazam hiç olmadı. 19 sene Cankurtaran dağını tırmandım. Ama otobüsle bir kez bile otobüsle cankurtaran tünelinden geçmek nasip olmadı. Ben emekli oldum, 20 gün sonra cankurtaran tüneli açıldı” açıklamasında bulundu.

Yavaş yavaş yavaş

 Yılların şoförü olan Yavaş Osman lakaplı büyüğünün nasihatlerini anlatan Özkurt; “Bizim bir büyüğümüz vardı; Artvin’de bilen bilir, Yavaş Osman dayımız. Kendisi herkese yavaş yavaş yavaş diye nasihatte bulunurdu. Çünkü senin sürdüğün arabanın kontrolü zaten senin elinde, önemli olan karşıdaki hata ihtimaline göre araç süreceksin. Şoförün iyisi karşıdaki şoförün hatasını kabul edendir” dedi.

Ehliyeti abim vesilesiyle aldım

Şoförlüğü abisinin vesilesiyle öğrendiğini belirten söyleyen Özkurt; “ Abim ehliyeti aldıktan sonra bana alamazsın dediği için onun vesilesiyle ehliyet aldım. İlk olarak taksi vardı. Onunla araba sürmeyi öğrendim. Sonra minibüs ardından da otobüs şoförlüğü yaptım. Ben hiç muavinlik yapmadım. Ben şoför olarak işe başladım. Bana öyle nasip oldu” ifadelerine yer verdi.

Birçok ülke gezdim

“Taksi şoförüyken işi ticarete döktük. Yurt dışına gittim. Polonya, Ukrayna, Moskova, Leningrad’ a gittim. Buralarda inşaat işi yaptım. Türkiye’de döndüm. Döndükten sonra minibüsçülüğe başladım. Minibüsten sonra da otobüsçülüğe başladım. Otobüs şoförlüğünü de 3 sene önce noktaladım”

Façaya her zaman önem veririm

“ Temizliğe, aracın bakımına, aracın görünümüne çok önem veririm. Aracım herkes tarafından bilinirdi. Gören bu Zeki’nin aracı derdi. Benim dışımda aracın görümüne önem veren dolishaneli remzi vardı, o çok önem verirdi. Onun arabanın görünümünü de ben yaptırdım zaten. Sonuçta bu araç ticari bir araç konfor kadar, hizmet kadar, aracın görünümünü de önemli o sebeple dikkat ediyorum”