YEREL
Giriş Tarihi : 30-07-2021 10:39   Güncelleme : 30-07-2021 10:39

Sahipsiz hayvanlar platform üyeleri Artvinli TV’de

Artvinli TV’de gerçekleşen Söz Sizde programının sunucu Dilan Şahinbaş’ın bu haftaki konukları Rize-Artvin sahipsiz hayvanlar platformu üyeleri Nesrin Yazıcı, Emel Meriç, Ali Osman Ertaş oldu.

Sahipsiz hayvanlar platform üyeleri Artvinli TV’de

Dilan Şahinbaş’ın moderatörlüğünde gerçekleşen programda platform üyeleri Şahinbaş’ın sorularını yanıtladı.

Platform kurma amacınız nedir?

Yaklaşık 8 ay önce böyle bir fikir ortaya atıldı. Rize Artvin bölgesi geçişken bir bölge yani ilçeler çok yakın. Birbirini çok ilgilendiren bölge olmasından kaynaklı Rize ili, Artvin il ve ilçeleriyle gerek dernek üyeleri gerek gönüllüler ile birlikte ön araştırma yaptık. Öncelikle il ve ilçelerin genel durumlarıyla ilgili rapor düzenledik.  Sinem Memoğlu ile bütün ilçeleri gezip rapor düzenledik. Bu raporlar çerçevesinde temsilciler belirledik. Bu temsilcilerle birlikte bir çalışma başlatacağımızı öngördük. Artvin ilinde Artvin Valiliğinden 5 ay önce randevu istedik. Ancak bize herhangi bir randevu verilemedi. Rize ilinde ise hemen dönüş yapılıp aynı gün randevu verilip Rize Valiliği bizi meşru gördü. Gerekli müracaatlarımızı yapıp belediyelere uyarı yazısı gönderdi. 1 Ağustos’ta neden böyle bir kuruluş yaptık? Her sistemin yasaları vardır. Bu yasalar çerçevesinde genelde bazen yasalara uymayan yasa uygulayıcıları var. Bazen de yasaları iyi uygulamayan yasa uygulayıcıları vardır. Bundan doğan boşluktaki kişilerin bu gözlemleri doğrultusunda bu yasaların daha iyi yürümesi daha doğru yapılması için örgütlenme. Eğer örgütler, dernekler zaten var diyecekseniz de gücümüzü daha birleştirmek için iki il ve ilçelerin temsilcileri bir arada var olan çelişkileri var olan yanlışları gidermek bizim amacımız. Bizim amacımız devletle, belediyeyle, kurum ve kuruluşlarıyla didişme gibi bir amacımız yok. Tamamen bu devletin kendi çıkardığı yasaları uygulanmasında yardımcı olmak veya sağlatmaktır. Ancak burada kritik bir şey var. Her iktidar kendine göre yasa çıkarıyor. Ama biz de bakıyoruz ki dünyada var olan davranış olarak en iyi yasaların neler olduğunu gözlemliyoruz. Bizde bu konudaki taleplerimizi devlete bu yasa yapıcılarla ulaştırmak için öngörü saptadık.

Platformda kaç kişi var?

5 Artvin’den üyemiz 7 tanede Rize’den üyemiz var. Yani toplamda 11 temsilcimiz var.

Platformun ne gibi faaliyetleri olacak?

İlçe temsilcileri ayrı raporlar hazırlayacak. 4 aylık platformun sözcülüğü var. Artvin’de Emel hanım başlayacak buna. Her ilçedeki raporlar derinlendirilip eylem planı yapılacak. Saha çalışmamızda belediyelerle görüştüğümüz yetkililer şunu söylüyorlar. Başkanımız köpek sever, kedi sever, hayvan sever bunların bizim için bir anlamı yok. Çok özür dileyerek söylüyorum. Belediye başkanlarımız kanalizasyonu seviyor da o yüzden mi kanalizasyon hizmeti yapıyor.  Bunlar bizim görevlerimiz olmasa da fazladan yapıyoruz. Devlet kişi başına para gönderiyorsa illere ve ilçelere orada her şeyi kapsıyor.

Yaşam savunucuları olarak ne gibi sorunlarla karşılaşıyorsunuz?

Günlük hayatta çok fazla sorunla karşılaşıyoruz. Çünkü gelişmemiş bir alan, imkanları olmayan bir alan birçok insanın umurunda olmayan bir alan, boş olarak değerlendirdiği bir alan bu nedenle imkansızlıklarla ayrı vatandaşla ayrı görevini yapmayan kurumlarla ayrı, hayvanların yok edilmesini isteyen vatandaşla ayrı uğraşıyoruz. Bunun dışında hayvanlar için iyi niyetle bir şeyler talep eden insanlarla sürekli diyalog halindeyiz. Bir de hayvan boyutuyla uğraşıyoruz. Gün içinde beslemeler, tedaviler, sahiplendirme şeklinde insanları bu konuyla ilgili farklılık kazandırmaya yönelik çalışmalar yapmaya da çalışıyoruz. Sahada hayvanlarla çok vakit geçirince farkındalık boyutu genellikle aksayan bir alandır. Bu platform aynı zamanda aslında bu farkındalık boyutu içinde bizim için çok önemli olacak. Günümüz yoğun geçiyor, saatimiz yok, her saat ihtiyaçlı bir hayvan için telefonumuz çalabiliyor. Kurumlar görevlerini yapmadığı için ilimizde özellikle buna Rize ilçeleri de dahil özellilik imkanları çok yeterli olmadığı için çoğu zaman kendi imkanlarımızla hayvanları tedavi etmeye çalışıyoruz. Kurtardıklarımız olduğu gibi kurtaramadıklarımız da oluyor.

Veteriner desteği alabiliyor musunuz?

Zaman zaman alabiliyoruz. Kendilerine ulaşabilirsek alabiliyoruz. Henüz pet hayvanları konusunda klinik imkanları gelişmiş değil hekimler arasında da aslında bu anlayış çok gelişmiş değil. Daha çok besi hayvanları dediğimiz kategoride çalışmayı tercih ediyorlar. Pet hayvanlarıyla ilgilenen hekim sayısı maalesef çok az.

Kurum ve kuruluşların sokak hayvanlarıyla ilgili belli sorumlukları var. Bu sorumluluklar nelerdir?

Sorumluluklar yerel yönetimler boyutunda aslında. Sadece belediyeler demeyelim ama uygulama boyutunda belediyeler sorumlu. Yerel yönetimlerin sorumlulukları mesela senede 2 veya 3 kere bir hayvan hakları kurulunun toplanması bu kurulda ilde yapılacak olan çalışmaların planlanması ve bu çalışmaların yaptırılması gerekiyor. Valilikler veya kaymakamlıklar bu çalışmaları kurum nezdinde takibini ya da yol açıcı çalışmaların yapılması, köylerde muhtarlar, belediye sınırları dışında özel idareler hayvanların tedavisi, kısırlaştırılması ve beslenmesi konusunda sorumluluk sahibi. Yaban hayatı koruma konusunda da doğa koruma ve milli parklar ve şube müdürlüğü sorumlu. Maalesef biz bu kurumlar nezdinde yeterli çalışmayı göremiyoruz. Göremediğimiz için zaten ihtiyaçtan kaynaklı bir sivil örgütlenme olarak ortaya çıkmış durumdayız. Gönüllü olarak birçok yerde çabalamak zorunda kalıyoruz. İlçelerin çoğunda dernek yok. İnsanlar kendi başlarına bir şekilde mücadele etmeye çalışıyor. O mücadelede birileri ile tanışıyorlar bir araya geliyorlar dernekleşebiliyorsalar dernekleşiyorlar. Yoksa da bizim platformumuz altında bir şekilde hep birlikte kurduğumuz bu platformun altında yine bu hayvanlar için mücadele ediyoruz.

Avcılık hakkında ne söylersiniz?

İnsanlardan önce ekosistem dengesini bir şekilde sürdürebiliyordu. Tam tersine av ile ciddi oranda doğal denge bozuluyor. Örnek verecek olursam avcı arkadaşlar belli dönemlerde çıkarlar yapmadıklarını iddia ederler ama yaparlar. Keklik avlarlar. O süreçte en çok avlanan hayvana göre de kene sayısında ciddi artış var. Çok fazla av faaliyeti oluyor. Sene de av dönemi var diyelim ki o süreçte biz öldürüyoruz ama üretemiyoruz ki hayvan kendini devam ettiremiyor. Sonuçta öldürdüğümüz kadarını doğa aslında yerine koyamıyor. Dolayısıyla aslında doğal dengeyi sağlamıyor bu avcılık yapan arkadaşlar. Aslında öldürerek nesillerin yok olmasına doğal dengenin de tahrip edilmesine sebep oluyorlar. Spor boyutuna gelince de eski roma döneminde gladyöterler vardı ona da spor deniliyordu ama ölüm vardı. Bu da aynı şekilde ölümün öldürmenin olduğu yerde spordan bahsedilemez. Çünkü spor geliştiren bir şeydir. Ama av öldürüyor.

İnsanoğlu kendini pek çok şekilde tanımlayabilir ama sanırım kendimizi en zor yerleştirebileceğimiz yer doğanın içi olacaktır. Yani doğanın tamamıyla dışında bir örgütlenmeyle kendimize kentler kurarak ve bu kentlerden doğayı tamamen dışlayarak bir hayat kurmuşuz. Buna rağmen ormana gidip keklik avlayarak bir denge sağladığını iddia ediyorsun ki çok nafile bir teselli çabası gibi geliyor bana doğal dengeyi sağlamak istiyorsak varlığımızı küçültmemiz lazım her şeyden önce insanlar olarak.