YEREL
Giriş Tarihi : 09-08-2021 10:55   Güncelleme : 09-08-2021 10:55

SAĞLAM: “BİZ YANGIN ÜLKESİYİZ”

Türkiye’de ve dünyada son zamanlarda etkisini artıran kuraklığın da önemli rol aldığı orman yangınları gündemdeki yerini koruyor.

SAĞLAM: “BİZ YANGIN ÜLKESİYİZ”

Afet dönemlerinde özellikle sosyal medyadan yayılan bilgi kirliliğinin önüne geçmek için ve orman yangınlarıyla mücadele konusunda en etkili savunma biçiminin ne olduğunu yangın uzmanı Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Sağlam’a sorduk.

Türkiye coğrafyasının yangına birinci ve ikinci dereceden hassas alanlara sahip olduğunu anlatan Prof. Dr. Bülent Sağlam, yangınların sadece yaz aylarında gündeme gelmesinin yanlış olduğunu vurgulayarak “ülkemizin 22 nokta milyon hektarlık ormanlık alanı var bu alanın yüzde 56’sı yangına birinci ve ikinci derecede hassas alanlardan oluşuyor. Ne demek bu yani yangınlara karşı hassasiyeti yüksek olan ve yandığında büyük tehlikelerin ortaya çıktığı bugün gördüğümüz gibi alanlardan oluşuyor. Bu şu demek Akdeniz ikliminin hâkim olduğu alanlar ve Avrupa’nın da Akdeniz cephesi benzer iklim şartlarını taşıyan dolayısıyla benzer bitki örtüsünü de barındıran alanlar durumunda. Öyle olunca bu alanlarda yangın hassasiyeti yüksek alanlar sınıfına giriyor ve o şekilde değerlendirilir” dedi.

Yangınların Yüzde 91’i İnsan Kaynaklı

Kızılçam, karaçam ve maki alanlarının yangına oldukça hassas olduğunu dolayısıyla bu türlerin hayatlarının belli evrelerinde yangın geçirmelerinin kaçınılmaz bir durum olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Sağlam, “Bizim asıl üzerinde durmamız gereken şey bu yangınların felaket boyutuna ulaşmadan önlenmesine yönelik tedbirler almak. Biz güçlü bir orman yangınlarıyla mücadele organizasyonu oluşturmuş devletiz yani bizim orman genel müdürlüğü bünyesinde yangınla mücadele birimimiz var bu birim teknolojik olarak da oldukça iyi bir donanıma sahip. Bu teşkilat yangınlar başlamadan önce bir takım planlamalar yapar yangınların çıkmasına engel olmak çıkacak yangınların sayısını azaltmak ve yanan alanları minimuma düşürmek için tedbirler alır. Bu düzenli bir şekilde sürekli yapılan uygulamadır ama gel gelelim ki başta da söylediğim gibi ülkemiz bir yangın ülkesidir ve yangınların esas çıkış kaynağı da insandır. Yani mesela 2020 yılındaki rakamlara baktığımızda yüzde 9’luk bir yıldırım kaynaklı yangın vardır. Bunun dışındaki yüzde 91 oranındaki yangının kaynağı insan faktörüdür. Dolayısıyla biz insanı yangının esas çıkış sebebi olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.

Yangında İlk 15 Dakika Çok Kritik

Yangınla mücadeleyi savaş organizasyonu olarak gördüğünü ifade eden Sağlam, “Bir ülke diğer ülkeyle savaşırken hesaplar yapılır, taktiksel hareketler yapılır ve zaman ne kadar önemlidir biliyoruz aynen bunun gibi yangınla mücadelede bir savaş stratejisi gibi planlanır ona göre yürütülür saniyelerin önemi vardır. Yangın riskinin yüksek olduğu yerlere ekipler konuşlandırılır ve yangın çıktığı sürede ekipler en kısa sürede ulaşır. Burada esas hedef yangına hassas alanlara 15 dakika ve altında ulaşmaktır. Eğer 15 dakika içinde bu alanlara ulaşabilirseniz yangını büyümeden kontrol altına almanız mümkün olur yetişemezseniz bu defa yangının geniş alanları etkileme potansiyeli yükselir. Buda kaçınılmaz bir probleme sebep olacaktır” diye konuştu.

Yusufeli ve Ardanuç İçin Uyarı

Artvin’in olası bir yangınla karşılaşma oranı nedir sorusuna “Artvin özelinde baktığımız zaman Artvin aslında ülkemizin belli kesimlerini temsil eden bitki örtüsüne sahip. Sahile bakan yüzümüzde çok fazla yangın tehlikesinden bahsetmiyoruz çünkü oradaki yanıcı madde yapımız nemli ve sık oluşan yaprakları orman yapısı itibariyle kolay kurumayan bitki örtüsünden oluşuyor en azından yaz döneminde böyle olduğunu söyleyebiliriz. İçeriye doğru girdiğimizde özellikli ladini dikkate sunmak gerekiyor. Ladin nem isteyen ve sık istiflenen lifli yapısına sahip buda zeminin kurumasını geciktirir. Karadeniz ormanlarında özellikle sıra dağların Karadeniz’e bakan cephesinde bunu yaz boyunca görmeyiz orda farklı bir durum var özellikle sonbahar ve kış yangınları öne çıkar Artvin bölgesinde. Sahil bandındaki bu yangınlarda daha çok yapraklı türlerin veya otların yaz sonu kurumasından kaynaklı bir yangın oluşumunu bize gösterir. Buda daha çok insanların tarlalarındaki bahçelerindeki artıkları yakmak suretiyle yaptıkları uygulama sebebiyle ormana sirayet eden ve orman zemininde de dökülen yaprakların veya otların kuruması sonucu yanmaya başlar. Kurak periyotlarda Karadeniz bölgesinde de yangınlar çıkar ama bunlar hiç bir zaman çok şiddetli yangınlar olarak ortaya çıkmazlar fakat Artvin’e genel itibarıyla baktığımız zaman şunu söyleyebiliriz iklim değişikliğinin olası etkileri Artvin’de de ortaya çıkıyor. Aşırı sıcaklık tek başına yeterli mi? değil bununla birlikte düşük bağıl nem ve yüksek kuru rüzgârlar işin içine girdiği zaman yangın için ideal ortam oluşuyor. Artvin’in veya Karadeniz bölgesinin ardı kesimde Artvin merkez olarak Karadeniz dağlarının arka tarafında olduğu için burada farklı bir yapı ortaya çıkabiliyor mesela Ardanuç’ta 7 hektarlık bir alanda yangın meydana geldi. Normalde ladinin olduğu yerde yangın çok fazla tehlikeli olmaz ama Ardanuç kurak bir yerdir. Dolayısıyla orda sarıçamla birlikte çok tehlikeli olabiliyor bundan sonrada benzer yangınların Artvin’de de çıkmasını bekleyebiliriz. Bunlar gerçekleşebilir çünkü uzun dönemli yağışsız sezonlar geliyor ve bu yağışsız sezonlar büyük kuraklıklara sebep oluyor. Bu kuraklıklar ormanın zeminindeki o bitki örtüsünü kurutup yangına hazır hale getirebiliyor. Artvin gibi özellikle Ardanuç, Yusufeli gibi yerler daha kuraktır buralarda orman yangını riskinin de bundan sonra ciddi anlamda dikkate alınması gerektiğini biliyoruz ve uyarıyoruz. Yangın çıktıktan sonra kontrol edilemezse artık kuru veya yaş olma ayrımı ortadan kalkabiliyor” cevabını verdi.

Prof. Sağlam, “Öngörülemeyen veya olağan üstü şartlarda olağan üstü imkanlar ve olaylar gerçekleşir yani Artvin’de yangın teşkilatı Artvin ölçeğinde baktığımızda yeterli diyebiliriz ama şunu sanırım genel müdürlükte bundan sonra değerlendirecektir özellikle bu küresel iklim değişikliğinin kuraklık bağlamındaki etkisi sebebiyle bu tarz lokal iklimler gösteren alanlarda yangın teçhizatını bir tık yukarı seviyeye çıkarma ihtiyacı olacaktır. Bugün burada bir yangın çıktığında Arazöz var mı Artvin’de evet var. Yangına müdahale eden en güçlü itfaiye aracıdır. Sayısı yeterli mi tartışılır artırılabilir. Eğitim noktasında yangın işçisi eğitimi yeterli mi bunları tekrardan gözden geçirilmesi ve iyileştirilmesi önemli olacaktır” dedi.

Artvin’de birçok barajın ve gölün olması yangın göletlerine olan ihtiyacı azalttığını anlatan Orman Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Sağlam “her taraf göllerle dolu çok uzak noktalarda belki bunu karşılayamayabiliriz ama Artvin sınırları barajlarla dolu ve bir çok yere de ulaşabilecek mesafede ama lokal olarak çok uzak noktalarda yangın çıktığında ne yapılabilir Artvin’de doğal göllerde var helikopter gönderilebilse hem baraj göllerden hem doğal göllerdin derinliğine bağlı olarak su alınabilir. Dolayısıyla bu ihtiyaç acil bir durumda baraj göllerden sağlanabilir. Ama şunu göz ardı etmemeliyiz her yangın riski olan alanlara müdahale edecek helikopteri bir tarafa alıp koymak doğru değildir. Çünkü bir helikopterin ortalama bir saatlik masrafı yüz bin Türk lirası civarındadır. Dolayısıyla siz kiralama yapıyorsunuz pahalı bir kiralama bunu ancak yangın riskinin yüksek olduğu Ege, Akdeniz bölgesindeki tehlikeli alanlarda bunu yapmanız lazım kalkıp da Artvin’e helikopter koymak anlamlı olmaz” diye konuştu.

Televizyona yangın konusunda uzman olmayan kişilerin çıkıp açıklamalar yapması uçuk olsa yangın söndürülür algısını oluşturduğunu bunu da doğru bulmadığını sözlerine ekleyen Bülent Sağlam, “Yangınlarda uçak ve helikopter ilk müdahalede son derece etkilidirler. Bakın yangınları yangın şiddet sınıflarına göre beş kategoride sınıflandırıyoruz. Yangın şiddeti yangın esnasında birim zamanda açığa çıkan enerji miktarını ifade eder. Bu orman yangınlarında 4 bin kilovat bölü metre enerji açığa çıkartan yangınlar beşinci yangın şiddet sınıfı olarak gruplandırılır ve ondan yukarısı hep o gruba dâhil edilir. Bu şu demektir 4 bin kilovat bölü metre enerji üzerindeki yangınlar tepe yangınlarıdır. Dolayısıyla bu yangınlarla mücadele çok zordur. Mücadelenin zorluğu açığa çıkan enerjiyle alakalıdır. İşte o noktaya gelmeden helikopterden uçaktan istifade ederiz. Ama yangınlar şiddetlendikten sonra oraya müdahale edipte uçakların yangını söndürdüğünü ifade etmek doğru değildir. Yukardan ne kadar su atarsak atalım aşağıdan görünmeyen kahramanlar o hortumu tutan ağaçları alevden uzaklaştıran binlerce kahraman olmadan yangınları söndüremezsiniz. Dolayısıyla uçaklar başlangıçta söndürmeye ilerleyen evrelerde büyümesine engel olmaya yardımcı olurlar ama yine nihai söndürme işini yereldeki yangın işçileri yangından duman tütmeyecek şekilde söndüğünden emin oluncaya kadar orda dururlar” şeklinde konuştu.

Orman yangınlarıyla ilgili son verileri bizimle paylaşan Prof. Dr. Bülent Sağlam, “8 gün içeresinde 119 kırsal alan ziraat yangınlarına müdahale edilmiş. Kendi vazifesi değil ama oraya da müdahale edilmiş. Yine bu süre içeresinde 189 tane yangın çıkmış 174’ü kontrol altında şuan sadece 15 tanesi devam ediyor. Nerde Denizli’de 2 yangın var Tavas ve güney Isparta Sütçülerde 2,  Aydın Karacasu’da 1, Hatay Dörtyol’da 1, Muğla’da, Marmaris, Köyceğiz, Kavaklıdere, Kemer ve Milâs’ta 2 yangın olmak üzere 7 yangın devam ediyor. Antalya’da da Manavgat ve Gündoğmuş’ta iki yangın devam ediyor. Diğer yangınlar kontrol altına alındı” dedi.

TEMEL OKUR