YEREL
Giriş Tarihi : 21-04-2021 12:45   Güncelleme : 21-04-2021 12:47

"Ramazan Sohbetleri" devam ediyor

Özkan, “Müslüman bir kardeşimizin sevinci bizim sevincimiz olur. Yine Müslümanların çektiği sıkıntılardan bizde sıkıntı duyarız.”

Artvinli TV’de yayınlanan "Ramazan Sohbetleri" adlı programa, Vaiz Erol Özkan konuk oldu.

Vaiz Erol Özkan, İslam da anne, baba ve yaşlı kavramlarına değindi.

İşte programın detayları…

İslam medeniyetinde büyükler veya yaşlılar denildiğinde ne anlaşılır?

Öncelikle İslam toplumunu diğer toplumlardan ayıran en önemli özelliklerden birisi de fertlerinin sadece kendilerinin değil, diğer fertleri de düşünmeleridir. Onları görüp gözetlemeleri onların dertleriyle dertlenmeleridir. Müslüman bir toplumda düşen kaldırılır, hastalar ziyaret edilir, zorda olana yardım edilir. Kısacası Müslüman bir kardeşimizin sevinci bizim sevincimiz olur. Yine Müslümanların çektiği sıkıntılardan bizde sıkıntı duyarız. Ona yardım etmeye çalışırız, nitekim

Sallallahu Aleyhi ve Sellem de bir Hadis-i Şerifinde şöyle buyurmaktadır: “Müslümanın misali bir ceset, vücut gibidir. O cesetteki bir uzuv acı çekerse diğer uzuvlar da onlardan acı çeker.” Müslüman Müslümanın kardeşidir ona zulmetmez, yardımcı olur. İslam kültüründe büyük denilince bizler özellikle iki kavramı hatırlarız. Bunlardan birincisi yaşça bizlerden büyük olanlardır. İkinci kavram ise manevi olan büyüklerimizdir bunlardan ilim sahibi olan büyüklerimiz, alimlerimiz ve salih kimselerdir. İhtiyar kavramına kısaca değinmek gerekirse, bizim medeniyetimizde ihtiyar demek seçkin kişi demektir. İhtiyar hayatın tecrübelerini yaşamış tabiri caizse pişmiş artık kemale ermiş ve faydanılacak duruma gelmiş kimsedir. İhtiyar kenara itilmiş, yaramaz diye adlandırdıkları kimseler değildir. İhtiyar kişi Sallallahu Aleyhi ve Sellemin sünnetine uyarak Allah’ın emir ve yasaklarını yaşayarak, tecrübe edinmiştir, yaşlanmıştır ve artık örnek alınacak duruma gelmiştir. Bu yüzden ona ihtiyar denmiştir. Medeniyetimiz yaşlı kişileri, ihtiyar ve seçkin olarak adlandırılmaktadır. Bu da bizim medeniyetimizin en ulvi noktalarından biridir. Bunlara karşı bizim vazifelerimiz, yerine getirmemiz gereken birtakım görgü kuralları, hürmet ve saygı dediğimiz şeyler vardır. Zaten medeniyetimize baktığımızda “Büyüklere saygı, küçüklere sevgi” sözü bir atasözü olarak ortaya konmuştur. Bu sözün ayetlerden ve hadislerden ortaya çıktığı açık bir şekilde belli olmaktadır.                                                                                       

Yaşlılar ve büyükler kavramına kimler dahildir? İslamiyet bizlere bu konuda neler öğütlemektedir?

Daha önce de dediğim gibi yaşlı kavramı denilince ilk akla gelen yaşça büyük olanlardır. Bunlarda ilk önce bizim anne babalarımızdır. Anne babalarımız hürmete layık olmada ilk sıradaki kişilerdir. Çünkü anne babalar çocuklarının dertleriyle dertlenir, küçük yaştan beri onların bakımlarını üstlenir, daha sonra eğitimine, hatta evliliğine evlilikten sonra çocuklarına yardım eder. Çocukların dertleri anne babaların dertleri olur. Kuranı Kerime baktığımızda İsra Suresi 23.ayeti kelimede rabbimiz şöyle buyuruyor: “Rabbin benden başkasına ibadet etmemenizi emretti.” Bundan sonra anne babaya yardım etmeyi onlara ihsanda bulunmayı emretti. Bu ayeti kelimede önce Allaha ibadet etmeden sonra anne babaya itaat etme, anne babaya iyilik etmenin zikredilmesi manidar ve önemlidir. Kendisinden sonra anne babayı zikrediyor ve bize diyor ki bu konu öyle basit bir konu değildir. Çok önemli bir konudur. Annelerimize baktığımızda bizim küçüklükten beri cefalarımızı çeken annelerimizdir. Elbette ki babalarımızda bizim sıkıntılarımızı çekmiştir. Ama annelerin yeri başkadır. Kuranı Kerim’de Lokman suresi 14.ayetine baktığımızda rabbimiz şöyle buyuruyor: “Biz insana anne babasına hürmet etmeyi ona bakmayı vasiyet ettik.” Anneler çocuklarını sıkıntı üzerine sıkıntı ile taşıdı. En az iki yıl boyunca emzirdi. Sütten ayrılması da iki yılı buldu. İşte bundan dolayı Rabbimiz ayeti kelimede annelerimizin çektiği cefayı bizlerin önüne koydu. Annelerimize ve babalarımıza hürmet etmemizi Kuranı Kerimde biz emretti.

Vefat eden anne babamıza iyilik nasıl olmalıdır?

Anne babamız ve diğer büyüklerimize hayır dualarında bulunabiliriz. Hayırlı bir evlat olabiliriz. Eğer hayırlı bir evlat olabilirsek vefat eden anne babamıza da bu dünyadan sevaplar, hayırlar göndermiş oluruz. Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir ayetinde şöyle buyuruyor: “İnsan öldüğü zaman amel defteri kapanır.” Bunlardan üç şey müstesnadır. Bunlardan birincisi Sadaka-i cariye dediğimiz insanların hizmetine sunulmuş eserlerdir. Köprü, yol gibi şeylerden insanlar faydalandığı sürece anne babaya vefat edene buradan bir sevap gider. Ya da insan faydalı bir ilim bırakır, bir kitap yazar, ilim haznesi olur. Bu ölen kişinin de ameli kesilmemiş olur yani dünyadan yine ona sevap gider. Üçüncü madde olarak ta anne babası vefat ettikten sonra duada, hayırda bulunan onun dünyadaki temsilcisi olan bir evlat olursa ve bu tarzda bir hayat sürerse anne babaya da bu dünyadan sevap gider.