YEREL
Giriş Tarihi : 20-04-2021 11:29   Güncelleme : 20-04-2021 11:34

Ramazan Sohbetleri

Artvin İl Müftülüğü ve Artvinli TV tarafından düzenlenen “Ramazan Sohbetleri” adlı program, Muzaffer Aygün’ün sunumuyla gerçekleşti.

Ramazan Sohbetleri

Artvinli TV’de yayınlanan "Ramazan Sohbetleri" adlı programa, İl Müftü Yardımcısı Numan Öztürk, konuk oldu.

Programda HZ. Muhammed ve Din üzerine soru - cevap gerçekleştirildi.

İşte programın detayları…

Peygamber efendimizin insanlığa genel olarak bakışından bahseder misiniz?

Hazreti Muhammed’in önceki peygamberlerden ayırt edici özellikleri var, bunlardan bir tanesi de peygamber efendimizin bütün insanlığa gönderilmiş olmasıdır. Peygamber Efendimiz den önceki peygamberlerin özellikleri kendi bölgelerine gönderilmiştir, Peygamber efendimiz ise dünyanın tamamına yani bir kavme değil tüm kavimlere gönderilmiştir. Bunu hem Kuran-ı kerim den hem de Peygamber efendimizin komşu ülkelere gönderdiği elçilerden ve davet mektuplarından biliyoruz ki Peygamber efendimiz sadece Arap milletine değil, bütün ümmetlere Peygamber, elçi ve Allâh-u Teâlâ’nın uyarıcısı olarak gönderilmiştir. Ümmeti denildiği zaman sadece Müslümanlar olarak anılıyor ama sadece Müslüman olarak anılmaması gerekiyor. Alimlerimiz ümmeti davet ve ümmeti icabet diye çok güzel bir ayrıma gitmişler. Ümmeti davet, Müslüman olmamış ve Müslüman olması beklenen çokça arzulanan insanlar demek, Ümmeti icabeti ise Peygamber efendimizin çağrısına uymuş, Allâh-u Teâlâ’nın göndermiş olduğu son nebiye tâbi olmuş ve kitabın içerisindeki her şeye imana iman etmiş insanlar olarak görüyoruz. Bu yönüyle Peygamber efendimiz bütün insanlara düşkündür diyebiliriz.

Peygamber efendimizin cesaret görevine ve hayatına bakacak olursak, Peygamber efendimize cesaret görevi Mekke’de kırk yaşında geldi. Tebliğ vazifesinde olsun, tebliğden 40 yıl önceki hayatında olsun, bundan sonra ki on üç yıl boyunca da tebliğ vazifesini icra etmeye kalktı. Peygamber efendimizin akrabalık, komşuluk ve müşriklerle ilişkileri nasıl olmuştur?

Peygamber efendimizin ilişkileri İslamiyet öncesinde de çok samimi, sıcak ve içtendi. Peygamber efendimiz Muhammedül Emin olarak peygamberlik öncesinde de Muhammedi Emin olarak biliniyordu. Bütün insanlar arasında Peygamber efendimizin mümtaz şahsiyeti İslam dan önce de bilinirdi. Hacerü'l-Esved taşı konulacağı zaman herkes güzel ve önemli olan bir durumu aşiretler biz yapalım başka kabile ise biz yapalım diyor. Bunun üzerine bir çatışma ortamı çıkıyor ve bir hakem tayin etmeyi düşünüyorlar. Kabe’nin içerisinden ilk kim girecekse onun dediğini yapalım diyorlar. Bir anda bakıyorlar ki Peygamber efendimiz ilk giren oluyor. Bütün insanların gözleri ışıldıyor ve çok seviniyorlar. O anda peygamber değil ama Abdullah’ın oğlu Muhammed muhakkak ki buna güzel bir çözüm üretir diyorlar.  Peygamber efendimizde mübarek hırkasını sermek üzere o taşı koyuyor. Bütün kabile reisleri hepsi ucundan tutmak üzere Hacerü'l-Esved taşını yerine koyuyorlar. Bu yönüyle Peygamber efendimizin hem İslamiyet ten öncesi hem İslamiyet sonrası insani ilişkileri çok yüksek ve önemli bir seviyedeydi. Peygamber efendimiz sadece dini tebliğ eğiticisi olarak değil, sosyal bir lider olarak ta biliniyordu. Dini ilişkilerine de değinildiği zaman “Yakın akrabalarını uyar” ayeti kelimesinin gelmesi üzerine bu ayetin inzalinde Sebeb-i Nüzul olarak Peygamber efendimiz bu ayeti kelimesinden önce tebliğini aşikâr olarak değil gizli olarak yapıyormuş. Bu ayetten sonra Peygamber efendimiz uyarılarını gizliden açığa vurmak üzere tebliğini insanlara açık olarak duyurmaya başlamıştır. Hatta bu ayeti kelimeyi şöyle süsleyenler var Peygamber efendimiz bir tepeye çıkmış ve Mekkelilere; “Ey Mekkeliler sizlere söylesem ki uzaktan sizlere hücum edecek insanlar geliyor benim dediğime inanır mısınız?” demiş. İnsanlar ise tabi ki inanırız biz şu ana kadar senin hiç yalan söylediğini duymadık. Sen diyorsan muhakkak doğrudur. Bunun üzerine Peygamber efendimiz, uyarıcı nedir dediğimiz şeyin ne olduğunu göstermeye, adına yakın bir zamanda hesaba çekileceğinizi, tutmuş olduğunuz bu yolun yanlış olduğunu duyurmuştur. Ve bu suretiyle insanları uyarmaya başlamıştır.

Peygamber Efendimiz on üç yıllık Mekke döneminden sonra baskılara ve işkencelere dayanamadığı için veya tebliği istihdamı çeşitlendirme ve evrensel boyuta ulaştırma adına Medine’ye hicret ediyor Medine ye hicret ettikten sonra orada Müslümanlarla ve gayrimüslimlerle birtakım münasebetlerde bulunuyor. Bunlar bizler için ne ifade eder? Örnek almamızın gerektiği durumlar nelerdir?

Peygamber Efendimiz ile beraber artık Peygamber, Elçi, Cenabı Allah’ın Resulü nebisi gelmeyecek. Bu yönüyle Peygamber Efendimizin belirtmek istediği şeyler bütün insanlığı ilgilendiriyor. Mekke’nin ileri gelenleri Peygamber Efendimize ve Peygamber Efendimize tabi olanlara hayat hakkı tanımamışlar, dinlerini yaşamalarına izin vermemişler. Bir olan Allaha ibadet etmelerine yasak getirmişler. Onlara tabi olmayı ve Allaha şirk koşmayı uygun bulmuşlar. Bunun üzerine Cenabı Allah’ın izni suretinde Peygamber efendimiz 622 yılında Mekke’den Medine ye hicret etmiştir. Hicret ettiği anda Mekkeli insanlar, Cenabı Allah’ın Kuranı Kerimde de bildirdiği gibi muhacirler, Peygamber efendimize tabi olan ve Mekkeli Müslüman muhacirlere yardım eden Medineli Ensar, kabilede oluşan Yahudilerle beraber Mekkeli ve Medineli Müslümanlar bir arada bulunmakta. Peygamber efendimiz çağlara örnek olacak bir durum sergilemiştir. İlk anayasa olarak ta bilinen Medineli ve Mekkeli Müslümanlar ve Yahudileri de araya katma suretiyle ilk anayasayı belirlemiş, her bir topluluğun ve insanın barışça ve eşit bir şekilde yaşaması için Peygamber efendimiz o an ki belirlemiş olduğu hususları kayıt altına alma suretiyle insanların can, mal ve namus ve ırz güvenliğini ilk anayasa diye adlandırdığımız çerçevede Medineli Müslümanlar ve Yahudiler arasında imzalanmış ve belli bir süre yapılan bu anayasa ilerlemiştir. Ama ne yazık ki Yahudilerin ihanet etmesi suretiyle anayasanın bazı maddeleri çiğnenmiştir.