YEREL
Giriş Tarihi : 20-04-2021 11:13   Güncelleme : 20-04-2021 11:13

Ramazan Ayında Nasıl Beslenilmeli

Gündüz süresinin artmasından ötürü 16-17 saat oruçlu kalınması sebebiyle bazı sağlık sorunları görüldüğünü söyleyen diyetisyen Volkan Ata, öğün sayısını dengelemek için iftar ve sahur arasına bir veya iki öğün eklenilmeli dedi.

Ramazan Ayında Nasıl Beslenilmeli

Ramazan ayının gelişiyle bilinçsizce beslenmelerin artması sebebiyle diyetisyen Volkan Ata bu konuya ilişkin açıklamalarda bulundu.

Yaptığı açıklamada akıldaki soru işaretlerini gidermeye çalışan Ata;

“Ramazan ayının gelişiyle birlikte herkesin aklında ‘’Nasıl kilo verebilirim?’’, ‘’Nasıl beslenmeliyim?’’, ‘’Nasıl egzersiz yapabilirim?’’ gibi soru işaretleri oluştu. Yapacağım açıklamalarda bu soru işaretlerini gidermeye çalışacağım.

İlk olarak bahsetmemiz gereken şeylerden biri diyabet, hipertansiyon gibi kronik hastalıkları olan bireylerin veya hamilelerin sağlıkları için oruç tutmalarının sakıncalı olduğudur. Sağlığımız her şeyden daha önemlidir, beslenmenin direkt ilişkili olduğu böyle önemli hastalıklarda uzun süre aç kalmak çok tehlikelidir. Bu bireyler doktorlarından veya diyetisyenlerinden onay almadan kesinlikle oruç tutmamalıdır.

Şu anki gece gündüz süresi farkından dolayı oruç tutulan süre yaklaşık 16-17 saattir. Aslında bu biz diyetisyenlerin genel beslenme önerilerine ters olan bir durum. Genel olarak biz insanlara 3 ana öğün ve 3 ara öğünü yani az az ve sık sık beslenmeyi öneririz. Ana öğünler arasında yaklaşık 4-5 saat olmalı ve uzun süre aç kalınmamalıdır. Oruç sırasında gün içinde kan şekeri düşer ve vücut ısısı azalır. Bu nedenle üşüme, halsizlik, baş ağrısı görülebilir. Özellikle orucun ilk haftasında bu istenmeyen etkiler daha fazla görülür sonrasında vücudun adaptasyonu ile birlikte görülme sıklığı azalır. Yine açlık ve susuzluk ile birlikte toplam alınan enerji azaldığı için metabolizma hızı yavaşlar, bağırsak hareketleri yavaşlar, sindirim problemleri ve kabızlık yaşanabilir. Bu istenmeyen etkileri minimuma indirmek için olabilecek en doğru şekilde beslenmek gerekir.

İlk yapmamız gereken şey azalan öğün sayısını dengelemek için, iftar ve sahur arasında 1 veya 2 ara öğün eklemek olacaktır. Özellikle gece uyanıp yemek zor olduğu için sahur yapmak çok tercih edilmez ancak bu oldukça yanlış bir uygulamadır. Öğün sayısını bu kadar azaltmak bizim asla istemediğimiz bir durumdur.

İftarda çorba, protein kaynağı olarak et veya kurubaklagiller, bir sebze yemeği veya salata, ekmek, yoğurt gibi çeşitli bir öğün tüketilmelidir. Sonrasında hazımsızlık yaşamamak için yemekler iyi çiğnenmeli ve yavaş yenmelidir. Yağlı kızartmalar veya yemeklerde aşırı yağ kullanımı mide ve bağırsak problemlerine neden olacağı için tercih edilmemelidir.

İftardan 2-3 saat sonra meyve, kuruyemiş veya tatlı içeren bir ara öğün tüketilmelidir. Tatlı olarak sütlü tatlılar şerbetli tatlılara göre daha sağlıklıdır. Ancak yine de basit şeker içeriğini düşünürsek tatlı tüketimini haftada 1-2 günde tutmak daha sağlıklı olacaktır. Ancak bu ara öğün de azalan öğün sayısını dengelemek için mutlaka yapılmalıdır.

Sahura kesinlikle kalkılmalı ve sahurun içeriği kahvaltıya benzetilmelidir. Gece geç saatte yenen bir öğün olduğu için içeriği hafif olmalıdır. Yüksek yağlı ve tatlı besinler sabah uyanınca mide yanmasına ve rahatsızlıklarına neden olabilir. Glisemik indeksi yüksek besinler kan şekerini daha hızlı yükseltir tekrar hızlı düşmesine neden olur o nedenle şeker içeriği yüksek besinler sahurda tüketilirse daha çok acıkmaya neden olabilir. Yağ içeriği yüksek besinler daha çok susamaya neden olabilir. Sahurda, haşlanmış yumurta, peynir, ekmek, salatalık domates, gibi genelde kahvaltıda tercih edilen besinler tercih edilmelidir.

İftar ile sahur arasında yeterli su içmek çok önemlidir. Kişiden kişiye değişse de en az 2 litre su içilmelidir.

Aç karnına spor yapmak hipoglisemi riskini artırır bu nedenle iftardan önce spor yapılması sakıncalıdır. İftardan 1 saat sonra tempolu yürüyüş veya evde yapabileceğiniz hafif egzersizler hem sindirimi kolaylaştırır hem de açlığın azalttığı metabolizma hızını dengelemeye yardımcı olur.

Beslenme toplumumuzda yaş ilerledikçe sıkça görülen birçok hastalıkla doğrudan ilişkilidir, yeterli bilgi ve bilinç düzeyiyle birlikte doğru beslenme ile bu hastalıklardan korunmak mümkündür. Sonradan pişman olmamak için hepimiz doğru beslenmeyi öğrenmeliyiz. Hepinize hayırlı Ramazan’lar diliyorum.

RAMAZAN AYI ÖRNEK MENÜSÜ:

SAHUR: Peynir, haşlanmış yumurta, salatalık, domates, yeşillik söğüş, zeytin veya ceviz ekmek

İFTAR: Çorba, et veya kuru baklagiller, yoğurt, ekmek, salata veya sebze yemeği

ARA ÖĞÜN: Meyve, kuruyemiş, sütlü tatlı

NOT: Miktarlar kişiden kişiye değişeceği için belirtilmemiştir” ifadelerine yer verdi