YEREL
Giriş Tarihi : 01-09-2021 11:05   Güncelleme : 01-09-2021 11:08

“Pazar esnaflarının sosyal güvencesi yok”

Pazar esnafları, pazar satışlarının gidişatı, pazar yeri ve sosyal güvencelerinin olmaması hakkında açıklamalarda bulundu.

“Pazar esnaflarının sosyal güvencesi yok”

Pazar esnaflarının büyük bir kısmı sosyal güvencelerinin olmadığını vurguladı.

“Sosyal güvencemin ödenmesini isterdim”

Elli yaşında olduğunu söyleyen Pazar esnaflarından Songül Uçar, sosyal güvencesinin olmadığını ifade ederek “2 çocuk annesiyim. Eşim çalıştığı için ondan yaralanıyoruz.  Elbette ki sosyal güvencemin ödenmesini isterdim. Ben şuan ameliyat olacağım zaten çalışamayacağım. Bu iş benden geçti. Ben gençken biliyor olsaydım tarım bağ kurunu yaptırırdım. Tarım işi yapmak zor ve çok zahmetlidir ama ben bu işten hiç kopmadım. Pandemiden dolayı köye geri dönenler olmadı ama biz zaten hep köydeydik. Yetmiş haneli bir köyüz. Çok kalabalık bir köy değiliz ama köyden göçenler de yok. Genç nüfusumuz köyde var ama okulumuz ve sağlık ocağımız yok. Devletin imkanlarından şehre gelirsen yararlanabiliyorsunuz. Ben köyde yaşamıyorum ama orda yaşayanların durumu vahim yani çünkü hiçbir şey yok. Ağırlıklı olarak Pazar da kızılcık satıyorum. Kendi ürettiğimi pazara getiriyorum. Pazara dışarıdan bir şey alıp getirmiyorum. Köyde elli üzerinde kızılcık ağacım var. Biz kızılcıklarımıza hiçbir şey katmıyoruz sadece suyunu veriyoruz.  Kızılcık ürünlerimizden reçel, marmelat ve kızılcık suyunu yapabiliyorsunuz. Konservesini de yapıyorum. Kızılcığın yarısını konserveye dolduruyorum, üstüne beş kaşık şeker atıyorum ve suyunu katıyorum ardından konserve gibi kaynatıyorum. Hoşaf şeklinde yiyebiliyorsun. Tadı çok güzel oluyor. Şu an da kızılcık sezonundayız ve kilosunu on liradan satıyoruz” dedi.

“Çocuklarımız kalkınsın diye kendimizi parçaladık”

Pazar için Berta’dan gelen ve on beş yıldır pazarcılık yapan Ruhsat Yeniçeri, “Okur yazarlığım yok. Sosyal güvencem yok ve prim de ödemiyorum. Eşim ve çocuklarımın var. Onlarınkini ancak ödeyebildik. Altmış altı yaşındayım ve eğer sigortam olsaydı rahat olurdum. Bir sigortam olmayınca yaşlanınca vay halime. Altı çocuğum kalkınsın diye biz de artık kendimizi parçaladık. Şimdi biz elden ayaktan düşünce bize kim bakacak onu bilmiyorum. Ben bu pazara getirdiğim ürünleri eşimle birlikte yetiştiriyoruz. Eşimle birlikte idare ediyoruz. Kimseye muhtaç değiliz. Haftada bir buraya geliyorum başka bir yere gitmiyorum” ifadelerine yer verdi.

“Yeni pazar yerinden memnun değilim”

Belediye Başkanının pazarcı esnafıyla toplantı yaptığını ifade eden Yeniçeri, “Pazarcı esnafıyla belediye bir toplantı yaptı fakat ben gitmedim çocuklarım gitti. Bizim ondan istediklerimizi hiçbirini yapmadı. Burada rüzgâr esince çadırlar başımıza geliyor. Belediye başkanı bize daha önceki Pazar yerinde siz ne yapıyorsanız biz aynısını yapıcağız demişti. Ben bu yeni Pazar yerinden memnun değilim. Bütün Pazar esnafı burada ama rüzgâr esince bütün çadırlarımızı yıkıyor ve güneş vuruyor bunlar çok sıkıntı oluyor. Sıcak vurunca ürünlerimize ürünler elimizde patlıyor. Sıcak hem ürünlerimizi etkiliyor hem de bizim üzerimizden geçiyor. Ürünlerimizi yedi buçuktan satıyorsak kimse almayınca fiyatları indirmek zorunda kalıyoruz.  Getirdiğimiz tüm ürünler elimizde kalıyor ve zarar ediyoruz. Bize de yazık değil mi ürünlerimiz elimiz de kalıyor” dedi. 

“Fiyatlar 2 yıldır aynı”

Pazarda sattığı ürün fiyatlarının geçen yılkiyle aynı olduğunu söyleyen Pazarcı Melice Aksoy, “Çimenli köyümüzden, kendi ürettiklerimizi getiriyoruz. Tohumlarımızın çoğu ata tohumlarımız ama bazıları değil. Barajdan sonra iklim değiştiği için olmuyor. Fasulye, üzüm, domates, biber çeşitlerimiz var.  Ürünlerimizin fiyatları özellikle 2 yıldır aynı. Müşterilerimiz fiyatlar pahalı diye yakınıyor ama fiyatlar geçen yıl ki fiyatlar. Bizim aldığımız ve sattığımız hiçbir şey artmadı. Barajdan sonra iklim değişti. Verim olmuyor ve bazı ürünler artık olmuyor ama fiyatlarımız 3 yıldır değişmedi. Ben 3 yıldır biberi on liradan satıyorum. Satış yok. Kırk altı yaşındayım, lise mezunuyum ve bir sosyal güvencem yok. Primim olsun istedim ama primler fazla, yetiştiremiyorum. Eşiminkini ödüyoruz. Çocuklarımda üniversite de okuyor bu yüzden benim sosyal güvencem yok. Aldıklarımız sürekli arttığı halde sattıklarımız sürekli aynıdır dedi. Devletin köylerde ikamet eden insanların sigortasını ödemesi gerektiğini söyleyen Aksoy, “Lise mezunuyum ve hala çalışmaya devam ediyorum. Hayat şartları bana bunu getirdi. Bende isterim yardımcı olsun ve ödesin. Devlet bize yardımcı olmalıdır” diye konuştu.

“Tek sosyal güvencem eşim”

Sosyal güvencenin olmadığını ifade eden Pazarcı Güleser Turan, “Sosyal güvencem eşim. Elli iki yaşındayım ve farkındayım yanlış yaptığımın ama hiç sigortalı olmayı düşünmedim. Eşim çalıştı ve emekli oldu. Biz onun sigortasını yatırmadık. Eşimin sigortası olduğu için hiç düşünmedim. Artvin kadınının durumu zor.  Geriden gelen kadın pazarcılar sigortalarını yaptırsınlar çünkü sigortalı bir şekilde hayat sürdürmek en iyisidir” dedi.