YEREL
Giriş Tarihi : 02-09-2021 10:27   Güncelleme : 02-09-2021 10:30

OSMANLI TARİHİ GEVHERNİK’TEN AYDINLANIYOR

Ardanuç’ta arkeolojik sit alanı olan Gevhernik Kalesi ve çevresinde arkeolojik kazı çalışması yürütülüyor.

OSMANLI TARİHİ GEVHERNİK’TEN AYDINLANIYOR

Osmanlı döneminde ilçe merkezi olarak kullanılan ve bölgede Türk-İslam medeniyetinin bugüne ulaşan en önemli yerleşim yerlerinden biri olma özelliğini taşıyan alanda, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi iş birliğiyle arkeolojik kazı çalışması başlatıldı.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi ve kazı başkanı Osman Aytekin, kazı alanında gazetecilere, Artvin ve ilçelerinde 30 yılı aşkın süredir kültür varlıkları konusunda çalışmalar yürüttüğünü söyledi.

Artvin ilçelerine yönelik ekibiyle, otuz yıl boyunca kültür varlıkları konusunda çalıştığını belirten Arkeolog ve sanat tarihçisi Osman Aytekin “Daha öncesinde Şavşat kalesindeki arkeolojik kazıyı on iki yıl boyunca yürüttük ve tamamladık. Şimdi de Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi adına Kültür ve Turizm Bakanlığından izinli olarak Cumhurbaşkanı kararlı kazı grubunda olmak üzere 29 Haziran 2021 tarihi itibariyle Ardanuç eski kent merkezinde yani günümüzde Adakale olarak nitelenen kalede kazı çalışmaları yürütüyoruz. İlk ayı kuruluş olmak üzere fiili olarak bir ayı aşkındır yaklaşık on dört kişilik ekiple kazılarımızı yürütüyoruz. Bu kazının amacı eski dönemlere ait dokunun ortaya çıkarılması, restorasyonların yapılması ve turizme kazandırılmasıdır. Dolayısıyla yıllardır ihmal edilen, 1987 yılında teçhil edilmesine rağmen korunamayan, 2012 yılında ise arkeolojik ve kentsel sit alanı olarak ilan edilmesine rağmen hala eski önemine kavuşamayan bu kentte, ekibimiz yirmi yıl boyunca bir çalışma yürütecektir. Bu çalışma neticesinde orta çağ döneminde birinci derecede ne tür yapılar kaldığını ve en önemlisi Osmanlının en önemli fetih yerlerinden biri olan ve Çerkez İskender Paşa tarafından fethedilen Ardanuç’u o döneme ait dokusunun ne olduğu, daha sonra ne tür eklemeler yapıldığını netleştirmek istiyoruz” dedi.

“Türkiye’de iki yüze yakın büyük arkeoloji kazıları var”

Bir yerin ve bir yapının tanımlanmasında en önemli şey kitabelerdir. Eğer kitabe yoksa arşiv belgelerinde Osmanlı kayıtlarına bakılması gereklidir. O da yoksa arkeolojik kazıya ihtiyaç vardır. Zaman içerisinde bu dokunun çok fazla değişime uğradığını, başıboş mezarların yapıldığını ve üç tane türbesinin olduğunu bu türbelerden birisinde kitabe olduğunu söyledik ama tarihi belli değil. O kitabenin de bu bölgede yöneticilik yapan paşalara ait olduğunu tespit ettik. İlk kez bu sene Bakanlığın, Artvin Valiliğin, Ardanuç Kaymakamlığının, Ardanuç Belediye Başkanlığının yardım ve destekleriyle önemli bir çalışma yürütüyoruz. Bu çalışmayı bir ay daha sürdürmeyi planlıyoruz. Türkiye’de buna benzer iki yüze yakın büyük arkeoloji kazıları var. Bu kazılardan bir tanesi de Ardanuç Gevhernik Kalesi kazısıdır. Değişik üniversitelerden Antropolog ‘tan restoratöre kadar çok farklı Uzmanlar var. Özellikle arkeoloji ve sanat tarihi bölümünden mezun olan bölgenin gençleri ya da bugüne kadar atanamamış olan gençlerini burada kısa süreliğine de olsa çalıştırma imkânı buluyoruz. İleride belki de sözleşmeli personel olarak burada çalışıp, uzun yıllar boyunca kendi mesleklerini yapma imkânı bulacaklardır” ifadelerine yer verdi.

“Ardanuç’ta korunması gereken kültür varlıkları var”

Ardanuç ilçesinin turizm hareketliliği açısından Yusufeli ve Şavşat’a göre çok geride görüldüğünden bahseden Aytekin, “Ardanuç, Orta Çağ ve Osmanlı döneminin en önemli yöresel merkezi olmasına rağmen bu hale gelmesinin Ruslar döneminde başladığını ve Cumhuriyet döneminde de bunun devam ettiğini tespit ettik. Bir yer eğer idari merkez değilse, ilçeden bucak durumuna düşmüşse ister istemez gerilemeye doğru gider. Ardanuç’un 1922 yılında şimdiki meydanlar kesimine taşınması ile burası adeta terk edilmiş bir yerdir. Terk edildikten sonra da yakın çevreden gelen vatandaşlar satın almışlardır. Eski binaları onartamadıkları içinde kendilerine ait yeni konutlar yapmışlardır. Böylelikle kozmopolit bir yapıya dönüşmüştür. Araştırmalarımıza göre Ardanuç’ta taşınmaz kültür varlığı olarak nitelenen yirmi bir adet birinci derecede korunması gereken kültür varlıkları var. Bunların önemli bir kısmı Osmanlı dönemine aittir. Birkaç tanesi de orta çağ dönemine aittir. Orta çağ dönemine ait bir klise yıkıntısı var. 1551 yılında burası fethedildiği zaman bu klise yıkıntısının çok mamur bir şekilde ortada olduğu bilinmektedir. Arşiv kayıtlarına göre yıkılmış bir mescitten söz ediliyor. Bu da şunu gösteriyor ki İslam Medeniyetine geçmeden önce kısmi olsa da Müslümanların, vergi tüccarların burada yaşamaya devam ettiği görülüyor. Ayrıca Ardanuç’un Batum bağlantılı ticaret merkezi haline dönüştüğü, Batum’dan getirilen malzemelerin Gürcistan Ahıska’ya ve Ardahan’a doğru sevk edildiği de belirtiliyor. Günümüzde burada yüz otuz beş hane yaşıyor. Yaklaşık dört yüz elli nüfusu var. Birinci derecede arkeolojik ve kentsel alan olduğundan ötürü yapılaşma koşulları çok kısıtlıdır. Vatandaşların özellikle gelecekte ne tür bir şekle dönüşeceği konusunda bazı tereddütleri var. Kanunlar ölçüsünde ve rızalar alınarak yirmi yıl sonra belki iyi bir şekilde turizme açılabilecek. Ardanuç’un Artvin’in en önemli hem orta çağ dönemi hem de Osmanlı dönemini yansıtan kültür ve turizm kuruluşlarından ve yerlerinden biri olacağını söylemek istiyorum” diye konuştu.

“Bu emeği ve sabrı otuz yıldır gösteriyoruz”

Arkeoloji kazılarının zorlu, emek ve sabır isteyen çalışmalar olduğunu anlatan Aytekin, “Teknik anlamda iki tür eleman var. Bir yöreden temin ettiğimiz işçiler var bir de öğretim üyelerinin yanında uzman sanat tarihi, arkeoloji, antropoloji ve değişik meslekte arkadaşlarımız var. Arkeoloji kazılar bütün dünyada olduğu gibi 18. yüzyıldan beri elle yürütülen çok zorlu bir çalışmadır. Bu işi bilmeyenler veya yeni mimariyle uğraşan arkadaşlar bizler için, gidiyorlar aylarca uğraşıyorlar fakat uğraştıkları yer küçük bir yer diye düşünüyorlar. Herhangi bir makinayla çalışmak mümkün olmuyor. Makinayla çalışıldığı zaman bir aylık iş bir günde çözülebilir ama kültür varlıkları altüst edilmiş olur ve tanımsız hale getirilir. Dolayısıyla işimiz çok emek ve sabır isteyen bir iştir. Bizlerde bu sabır ve emeği otuz yıldır yürüten birileri olarak arkadaşlarımızla özverili bir şekilde çalışarak dokunun ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Türbelerin zaman içerisinde toprak dolu çevreden getirilerek ve üst üste üç katmanlı mezarlar oluşturularak eski dokusunun bozulduğunu görüyoruz. 2002 yılında türbenin içinde define avcıları tarafından kaçak kazılar yapılarak adeta alt üst edilmişti. Biz içerisine de müdahale ederek Osmanlı dönemi türbe geleneğinin nasıl olduğunu, içerideki mezar geleneğinin ne şekilde algılanması gerektiğini göstermek ve dönüştürmek istiyoruz” ifadelerine yer verdi.

DİLAN ŞAHİNBAŞ