KÖŞE YAZARLARI
Giriş Tarihi : 14-06-2021 11:27   Güncelleme : 14-06-2021 11:27

ÖMER YERLİKAYA - Veba Geceleri…

Sevgili okurlar Artvin’de Haber gazetemizin edebiyat sohbetleri sürüyor.

ÖMER YERLİKAYA - Veba Geceleri…

Bu gün ünlü yazarımız Orhan Pamuk ve son romanı Veba Gecelerini konuşacağız. Veba geceleri 2021 Mart ayında üç yüz bin adet olarak Yapı Kredi yayınlarından çıktı. Veba Geceleri 537 sayfa ve yirmi altı lira. Şimdi dilerseniz kitapla ilgili tanıtım bilgilerimizi vermeye çalışalım.

Öncelikle Orhan Pamuk büyük bir yazar. Le Point’ın dediği gibi Orhan Pamuk yaşayan en büyük yazar. Bu bir bakıma dünya edebiyatının da önemli bir gerçeği, Yazar Nobel’i aldıktan sonra en iyi romanlarını yazmaya başladı. Veba Gecelerinde olaylar Akdeniz’deki Minger adasında geçmektedir. Minger Akdeniz de Rodos ile Girit arasında onlardan biraz daha küçük mermeriyle ve minger gülüyle dünyaca ün salmış Osmanlının 29. İli olan bir adadır. Olaylar 1901 yılında cereyan eder ve bu tarihte adada Veba salgını baş gösterir. Salgını önlemek için de Osmanlı padişahı Abdülhamit kimyager Bonkowski paşayı arkasından da genç ve başarılı Doktor Nuri’yi adaya gönderir. Doktor Nuri’yi padişahın saraya hapsettiği ağabeyi V. Murat’ın kızı Pakize Sultan ile evlendirmiştir. Adada genç ve milliyetçi Osmanlı subayı Kolağası Kamil ve sevdiği adalı kız Zeynep ve Mingerin valisi Sami Paşa ile güzel sevgilisi Marika da vardır. Adada yarı yarıya Müslüman ve Hristiyan yaşamaktadır. Camiler olduğu kadar kiliselerde vardır. Veba salgını büyüdükçe karantina yasaklarına uymak için adadaki geleneklere ve sonunda birbirleriyle ve ölüm tehditleriyle savaşının ve yaşadıkları aşkların hikâyesi anlatılır. Şimdi kitap üzerindeki analizimizi sevgili okurla paylaşalım.

Veba Geceleri dünya romancılığına bırakılacak önemli mirastır. Yazar altı yıl boyunca bu kitabına hazırlanmış, Minger adasına defalarca gidip adanın adeta yolunu, sokağını, kıyısını, rengini, taşını toprağını ezberlemiştir. Olaylar tarihi bir akış dizini içinde verilmiştir. Olay akışında vuku bulan ve özellikle Minger adasında yaşanan gelişmeler önemli basın organları tarafından sürekli haber edilerek dünyaya servis edilmektedir. Özellikle Veba salgınından sonra dünyanın gözü kulağı Mingerdedir. Salgının Avrupa’ya sıçramaması için de Rus, İngiliz, Alman gemileri adayı ablukaya almıştır. Osmanlının gelişmelerden haberi olduğu içinde karantina günlerini yakın takibe almış, hatta gemilerin abluka kararı bizzat padişahin emriyle alınmıştır. Orhan Pamuk gerçekten çok büyük bir yazar. Veba Geceleri sadece bir roman değil. Bir döneme ışık tutan bir belgesel, bir toplumsal akış, düşünce zenginliği, olayların seyrini değiştirecek bir kavrama noktası ve salgın karşısında insanın takınacağı azim, ciddiyet, soğukkanlılık, yönetme becerisi, katı kurallar ve geleneksel anlayış sorgusu, hiyerarşi, karantina kurallarına bütünüyle uyma gerekliliği ve nitelikli anlatı ve halk bilimi ve sosyolojik bir çalışma gibidir.

Türkçe belki hiçbir romanda bu denli güzel, verimli, zengin, yapıcı ve doğal ve akıcı kullanılamadı. Orhan Pamuk Minger adasında kendine kocaman bir dünya kurmuş. Bir yazarın en şanslı yanı budur. Yazar kendine bir sofra kurar, mönü öylesine zengindir ki kuş sütü bile eksik değildir. Yazar dilediğinden atıştırır. Esirgemez ve hiçbir masraftan kaçınmaz. Bütün gücünü kaleminden ve düş dünyasından almıştır. Minger adasında sırlı olaylar gelişir. Yer yer yazar Veba Gecelerinin önemli karakterlerinin mahremlerine girer. Yaşanılan aşkların tutkulu yanını iç tırmalayan bir tınıyla okuyucuya sunar. Okuyucu minger adasının büyüsüyle kendinden geçiyor. Esasen okurun veba geceleri isimli kitabı okumaktan sonra bu adanın bir vatandaşı olduğu ve çocukluğunu, gençliğini burada geçirerek olayları bir aidiyetlik duygusu içinde yaşadığını sanıyor. Kurgu öylesine muazzam oluşturulmuş ki kimseye bu hayatın var olup olmadığına sorgulatamazsınız bile. Veba Geceleri ağır bir roman. Daha çok didaktik okuma anlayışının öne çıktığı daha nitelikli ve analitik yorum yapma becerisi olan okura Minger adasının bütün pencereleri açılıyor. Ne minger ne veba geceleri okuma alışkanlığını yayma ve sevdirme anlamıyla yazılmadı. Sıkılgan okur ne Tolstoy’u, ne Dostoyevski’yi ne de Hemingway ne de Pamuğu okur. Veba geceleri ağır bir roman… Kurgusu, olayların, akışı, karmaşa, tehdit, aşk oyunları ve minger adasıyla ağır bir roman.

Kuşkusuz yazar Nobel baskısından kurtulup özgün bir istekle daha verimli çalışıyor. Veba gecelerinde dünyaya bir roman nasıl yazılır diye ders veriyor. Anlatı da Türk ve dünya romancılığının geleneksel sürgüsü hâkim. Kısa, uzun, betimlemeli, kurallı, devrik, soru cümleleriyle sürüp gidiyor. Veba gecelerinde çizgi post modern bir yapıda. Üst kurgu, mizah, ironi, yer zaman ve mekân kavramları, okurla ilişki kurma, sorgulayıcı havası dinmek bilmiyor. Olayların bütünselliği hayranlık uyandırıyor. Yazarın o yılları oldukça iyi incelemesi esere ayrı bir zenginlik katıyor. Türk basında Veba gecelerinden söz edilirken Osmanlı subayı kolağası Kamil paşa karakteri Atatürk’e benzetilerek örneğin, çok zeki, okulu birincilikle bitirmiş, hatta çocukluğunda karga bile kovalamış, hatta cumhurbaşkanı bile olmuş gibi benzetilerle Atatürk’e hakaret edildiği gibi bir algı oluşturulsa da gerçeği yansıtmıyor. Bu muhteşem romanın keyfini çıkarmak gerekir. Dostoyevski yaşıyor olsaydı veba gecelerine hayran kaldığını söylerdi. Stendhal kıskanır, Hemingway küplere binerdi!

Çok önemli bir ayrıntıyı az kalsın unutuyordum! Minger adası diye bir yer yok. Yazar kendine Akdeniz’de bir ada kurmuş ve içini mingerlilerle doldurmuş. Bir şey daha; Kurgusal bir yerin bu denli mükemmel anlatıldığını ilk kez Veba gecelerinde gördüm. Dünya ustayı alkışlıyor, bizde alkışlayalım.

Sevgiyle kalın.