KÖŞE YAZARLARI
Giriş Tarihi : 12-03-2021 14:44   Güncelleme : 12-03-2021 14:44

ÖMER YERLİKAYA (TUTUNAMAYANLAR)

Sevgili okurlar yazın köşemizde bugün farklı bir açıdan edebiyat sohbetlerimizi sürdürelim istedim.

ÖMER YERLİKAYA (TUTUNAMAYANLAR)

Nitelikli yazar sezgileriyle geleceği kurgulayan ve kurgu başarısıyla öne çıkan yazardır. Romanda batı tekniği diye söz edilen bir kavram vardır. Bu islim üzerine yazılmış bir romanı okurken bilmem kaçıncı sayfalarında batı tekniğini anlatan açık sözcükler tabi iki bulamazsınız. Bu bir değişimdir, post modern bir çıkıştır. Okurken düşüncelerinizde ki farklılığı hisseder başka âlemlere dalarsınız. Kitabı bitirdiğinizde batı tekniğinin etkisi sizi böyle derinden etkiler. Türk romancılığı daha çok serüven akıcılığı üzerine kurulmuş düz mantıklı ve basit kurgular üzerine denenmiştir. O çok severek okuduğumuz İnce Memet, Yılanların öcü, Hanımın çiftliği, Çalı kuşu ve benzeri pek çok ünlü romanımız oldukça basit ve düz bir kurgu üzerine kuruludur. Tıpkı Yeşilçam filmlerinin akışı gibi insanın soluğunu kesen bir zindelik içerir. Fakat hepsi budur daha öteye gidilemez. Türk romancılığında Rus roman tekniğini ilk kez kullanan Sebahattin Alidir ve Kürk Mantolu Madonna romancılığımızın yüz aklarından birisidir. Farklı cümle kurulumları, ifade zenginlikleri, çağşım esintileri, etkileyici insan ve doğa betimlemeleri, ruh tahlilleri ve realizm… Benim Adım Kırmızı post modern romanın öncülerindendir. Herkesin kendi sesiyle konuştuğu, ölülerin, eşyaların dillendiği, ölüm, sanat, aşk, evlilik ve mutluluk üzerine bu kitap, aynı zamanda eski resim sanatının unutulmuş güzelliklerine bir ağıttır. Romanda üst kurmaca ve post modern bir çerçeve çizilir. Merak ediyorum ülkemizde bu kitabı kaç kişi okudu? İtalya’da ve Fransa’da yılın kitabı seçildi. Batılı eleştirmenler Türk romancısı Orhan Pamuk için Avrupa’ya roman nasıl yazılır, gösteriyor ifadesini kullanmışlardır. Bu kitap yazarına Nobel edebiyat ödülü kazandırdı.

Oğuz Atay Tutunamayanlarda ilk kez batı tekniğini kullanır ve okuyucunun aklının karışğı çok ilginç ve karmaşık bir kurgu dener. Tutunamayanlar Türk romancılığı için bir çıkış noktası ve devrim niteliğindedir. Batıya açılan en önemli romandır. Romanda eleştiri, mizah ve ironi ile alışılmış romancılığın dışına çıkılır. Yazar sorgulayıcıdır, ironi yapar ve olaylara mizahi yaklaşım sergiler.

Sevgili okurlar günümüzde üç kitap okumayan ve sayıları binleri ifade eden bir kitle ben yazarım diye ortaya çıkıyor ve anı, anlatı, biyografi, hikâye, öykü, deneme, roman adına ne koyarsanız koyun adeta kitap enflasyonu yaşanıyor. Hemen söylüyorum hiç birinin Türk hikâyeciliğine Türk romancılığına tek sözcük faydası olmayacaktır ve edebi bir değere sahip olmaktan çok uzaktır.

İnce Memet de düz bir mantıkla kurgulanmıştır ancak yazarın donatısı kitaba olağanüstü güçlü zenginlikler katmıştır. İnce Memet ‘de ezilen köylünün ağalık düzenine başkaldırışı anlatılır. İmge olarak İnce Memed seçilmiştir ve yoksul köylünün gözünde büyütülerek düşsel bir kahramana dönüştürülmüştür. Kaldı ki ikiden sonra üç ve dördüncü ciltlerde hemen hiç sözü edilmez, İnce Memedin imi timi belli değildir artık. Romanı dünya çapında bir eser haline getiren ne ince memettir, ne Abdi ağa nede yoksul köylüdür. Ona büyüklük katan anlatıdır. Küpünden taşan sözcük zenginliğidir. Pastoral betimlemelerdir. Lirizmi okşayan cümleler ve akışı hiç bitmeyen şiirsel dilidir. Yılanların Öcü benim çok severek okuduğum bir romandır. Basit bir kurgudan yola çıkılmış, köy gerçeği yazarın olağanüstü anlatımıyla Yılanların öcü harika bir görsellik kazanmıştır. Demek ki ortaya iki şey çıkıyor. İlki kurgunuzu farklı kuracak ve farklı anlatım tarzı deneyeceksiniz. Bu alanda roman türünde oluşmuş en ileri teknikleri sonuna kadar kullanacaksınız. İkincisi hep olduğu gibi düz kurguyla yola çıkıyorsanız artık kaleminizin gücünü sonuna kadar kullanmak durumundasınız.

Ağır roman okuyucusunu sıkar hele okuma alışkanlığı ve okuma kültürü olmayan, okuduğundan bir şey anlamaz sıkılır, kitabı elinden fırlatır atar. Benim adım kırmızı, tutunamayanlar, Saçları deli Çoruh bunlardandır. Severek okunması için alt yapı birikimi, okuma kültürü ve analitik yaklaşım sergilemek gerekir. Oysa Çalı kuşundan başlayan, İnce memet, Yılanların öcü gibi okuyucuya sevimli gelen kitaplar Türk okuruna didaktik okuma alışkanlığı da kazandırmıştır. Anlaşırlığı kolaydır, olaylar okuyucuda zihin bulanıklığı yapmaz. Birden mantar gibi türeyen yazarlarımızı merak ediyorum. Tutunamayanları ve bazı önemli çıkış romanlarını okumadıysanız gidin kendinizi köprüden aşağıya atın. Tabi kimsenin böyle bir şey yapmasını istemem. Çok sıradan hiçbir değer ifade etmeyen şeyleri karalamak da tamamıyla bir zaman israfıdır. Başımızda merhum Aydın Karasüleymanoğlu gibi bir büyük ustamız var. Artvin edebiyat açısından Anadolu’nun en görkemli illerinin başını çekiyor. Bu konuda iddialıyım. Üstelik kalitemiz de çok düşük değil. Köşemde onlarca yerel kitap tanıttım, bu düşüncemi rahatlıkla söyleyebilirim. Yine de çıtayı yükseltmemiz gerekiyor. Serbest şiirde ülke çapında iki şairimiz var; Ruhan Odabaş ve Hikmet Kavasoğlu… İki şairimizin de şiir kitaplarını okudum doyumsuz, doyumsuz, doyumsuz… Heceli kafiyeli uyaklı dörtlükleri yazan çok iyi şairlerimiz var. Hem sayıları o kadar çok ki isim vermeye kalksam birileri unutulur endişesi taşıyorum ama içlerinde gerçekten çok iyileri var. Toparlıyorum Saçları deli Çoruh Türk hikâye sanatını bir çağ öteye taşıyan devrimidir. O çizgiye henüz hiç kimse ulaşamadı. Sınırda ki Sır, Düzensiz Düzen, Halk biliminden çizgiler, Ağlar Gördüm maviyi, Tutsak Nehir Çoruh ve tabii ki İçilmemiş Çayın Hesabını, mütevazılığı bir kenara bırakıp affınıza sığınarak Ömer Yerlikaya’nın romanlarını okumadıysanız alevden atlarınıza binin altından sular akan köprülere doğru gidin ha gidin…

Sevgiyle kalın.