KÖŞE YAZARLARI
Giriş Tarihi : 06-09-2021 11:48   Güncelleme : 06-09-2021 11:53

ÖMER YERLİKAYA - Roman ve Nitelik…

Bir yazar öykü, hikâye, roman yazmak için kafasında bir kurgu oluşturur.

ÖMER YERLİKAYA -  Roman ve Nitelik…

Kaba haliyle kurgusuna zenginlik katar biçimlendirmeye somutlaştırmaya çalışır. Ve yazacağının türüne, hacmine göre de birkaç ay ve bazen altı ay kurgu düşüncesini için de geliştirir. Aklı düşünceleri; yemek yerken, yatarken bir şey okurken, bir şey yaparken, yürürken hep kurgusundadır. Olayları birlikte harmanlamak neden sonuç ilintilerini bir arada toplamak için uğraşır. Kurgu topyekûn bir bütünlük oluşturur. Kopukluk, farklılık olaylardan uzaklaşma ve ilgisiz şeyler içeriğe sokulursa da konu zayıflar okuyucu ilgisini kaybeder. Romanda doku bozulur. Kurgu Canlı olmalı atak olmalı, performansı her sayfada artarak sürmelidir.

Ve olay örgüsü enteresanlıklarla dolu olmalı hayret uyandıran nida duyguları ile beslenmelidir. Okuyan her kes kendinden bir şeyler bulabilmelidir. Bu islim ile kurgulanmış romanlar hep büyük roman kategorisine girmiş ve her dönem okunan kitaplar arasında yerini almıştır.  Madam Bovary bu türden bir romandır.

Sıradan bir zina olayından yola çıkılmıştır ama yazarın insancıl duyguların akışını olağanüstü güzellikte işlemesi ve oluşturduğu derinlik sayesinde her dönem okunan ve okunacak bir roman ortaya çıkmıştır. Pek çok eleştirmenin bütün zamanların en iyi üç kitabından birisi olarak göstermesi tesadüfî değildir. Yazar romanın üzerinde büyük incelik göstermiş her sözcüğü farklı bir tat bir estetik ve uyum gösteren emek üzerine kurgulamıştır. Anlatın olağanüstü güzelliktedir. Hemen herkesin anlayabileceği içten, samimi ancak ifade zenginliği ile tavan yapmış cümleler yazarın gücünü gösteren bir ölçüdür.

Madam Bovary üzerine çok yazılar yazılmış kitap olağan biçimde ilgi görmüştür. Yazıldığı yıllarda halkın örfüne uymayan bir baskı yazarı zor durumda bırakmıştır. Kayda bile alınmayacak her zaman her yerde yaşanabilecek bir olaydan yola çıkılarak müthiş bir kurgulama tekniği ile yazar olaylara farklı pencerelerden bakmış ve insan duygusunu olağanüstü güzellikte yansıtarak sonuç neden ilişkisi ile okurda derin izler bırakmıştır.

Üslup, tarz, anlatım becerisi, sözcükleri yerinde kullanma yetisi, öznesi, yüklemi güçlü cümlesel vurgular ve her okuyucuyu imrendiren bir akışla yazılmış olması tabii ki bu romana farklı bir değer katmıştır. Dünya klasiklerinin marka olmuş kitaplarından birisidir. Büyük romanlar hep böyle yazılmıştır. İyi bir yazar kendinden önce yazılmış büyük romanları okuyarak kendini geliştirebilen bir yazardır. Dahası iyi bir yazar olabilmek için muhakkak bu romanlardan okumak gerekiyor. Velhasıl okumadan yazmak insana iyi sıfat kazandırmaz. Siz kendinizce iyi şeyler yazdığınızı düşünürsünüz ama bir eleştirmen baktığı zaman edebi bir değere sahip olmadığını hemen görecektir. Kurguyu kavrayamayan bir yazardan iyi bir roman ortaya çıkmaz.

Bu işin inceliğini iyi bilmek gerekiyor Bunun için de çok okumak önemli romanları adeta ezbere bilmek gerekiyor. Bütün bu donanımların yanında birde doğal yetenek gerekiyor. Bu iki beceri bir araya geldiğin de işte ortaya böylesi muhteşem eserler çıkabiliyor. O devrin hiçbir ünlü yazarı bu işin okuluna, atölyesine filan gitmemiştir. Kendini yetiştirme becerisi asıldır. Tabii ki herkes bir şeyler yazabilir, hikâye, anı, biyografi, roman… Ancak önemli olan seçkinlik kazanabilmektir. Kalemi güçlü olanlar diğerlerinin bir adım hatta iki adım önüne geçer. Bu da yeterli değildir. Tanınacaksınız, geniş kitlelerce okunacaksınız, beğeni kazanacaksınız. Okur kitlesi arttıkça da bir yazar olarak değeriniz artar. Ve öyle bir aşama gelinir ki aranılan bir yazar olursunuz. Artık arkası kendiliğinden gelecektir.

Eğer köy enstitüleri kapatılmamış olsaydı bugün ülkemiz çok farklı ve çok kaliteli romancı yazar yüzleri ile tanışabilirdi. Ve belki dünyanın en kıymetli romanları ülkemizde yazılıyor olabilirdi. Nobel’i alan bir Orhan Pamuk ile kalınmaz çok sayıda yazarımız bu ödüle ulaşabilirdi.

Köy enstitüleri romancılığın ve diğer bütün sanat dallarının bilimsel okuluydu. Kapatarak bir bakıma bindiğimiz dalı kesen ironim bir durum çıkardık ortaya. Çok sesli yanımızı, becerimizi ve farklı donanımızı biçimlendiremeden kendi ellerimizle yok ettik. Sonrası okumayan, yazmayan, araştırmayan insan kitlesine dönüverdik. Bu durumdan olağanüstü bir hal çıkarmak, hayranlık uyandıran eserler üretmek de hiç kolay olmuyor.