KÖŞE YAZARLARI
Giriş Tarihi : 30-06-2021 11:14   Güncelleme : 30-06-2021 11:14

ÖMER YERLİKAYA - Mümtaz T.

Beni de alın dedi. Dağ kadrosuna beni de alın. Bende sizinle. Sizinle dağa çıkmak istiyorum. Olmaz dedi.

ÖMER YERLİKAYA - Mümtaz T.

Paşa Rütbesi yoktu ama Mümtaz T. paşa dedi ona. Genç, sevimli, kararlı. Kararlı, gözü pek. Paşa sımsıcak, gözü pek sımsıcak. Olmaz dedi karanlığa karıştı. Dağın karanlığına. Bir gün dağda koyun otlatan bir çoban. Gördü. Sığınağı gördü çoban. Dokunmayız sana dediler. Bizden korkma. Çoban korktu. Sürüyü bıraktı. Köye muhtara koştu. O gün gök patladı. Kızdı, homurtularla kızdı. Şimşekler kol kol indi toprağa. Orman sağanak altında. Asker bastı sığınağı. Kaçma, saklanma telaşı. Dağıldılar. Birimlerin siyasi sorumlusu Ebral. Diş dişe vuruyor. Ve gün geliyor. Sınıfta. Öğrencilerinin içine dalıp. Haydut gibi. Çocuklar ağlıyor. Çığlık çığğa. Bırakın öğretmenimizi, bırakın. Kelepçe kollarında. Mümtaz T tutuklu. Anadan üryan. coplar inip inip kalkıyor. Komutanın karşısında. Bağırsaklar Alman. Alman filintası gibi çalışıyor. Utanıyor Mümtaz T. Komutan. Ağza alınmayacak küfürler. Bir ara duruluyor iki çay getir. Asker koşuyor. İki çay. Çay gibi. Kokusu bir dünya gibi. Mümtaz T. Çaya bakıyor kokuyu çekiyor. Kaba sorular, tehditler sürüyor. Çay getir diyor yeniden. İki çay hocada içer. Hayır diyor. Sizin çayınızı içmem diyor. Mümtaz T. İçilmemiş çayın hesabı. Hep sorulacak. Hep sorulacak. Bir asker Copla saldırdı Mümtaz T ye. Bu anı. Bu anı bekliyorum. Vurdu acımadı. Kaptı elinden copu. Çenesine. Asker uçtu betonun üzerine. Sağını vurdu çenesine. İki yerinde. Çene kırık. Sorguya alındı Mümtaz T. Çak çaka! Bıngıldağa çak çaka. Vur. Çak çaka. Bir gece Selek geldi. Rütbesi kalabalık. Elinde kadehi yanında adamları. Bir yandan içiyor bir yandan. Sıçrayıp vuruyor. Kâğıt kaplanı. İşkence, işkence. Yılanı bir Şavşatlıyla çuvala sokmuşlar. Yılan feryat etmiş. Çıkarın. Tecavüz var. Anlattılar Selek’e. Selek güldü. Güldüler. Kadeh tokuşturdular. İçtiler. Kâğıt Kaplanlar içtiler. Konuşmadı Mümtaz T. İşkencelere aldırmadı. Dik durdu. Satmadı arkadaşlarını. Dik durdu. Günler sonra. Anons çınlıyor. Görüş var. Baba Temiz otelde anne köyde. Bir gün iki gün üç gün. Baba temiz bekliyor. Görüş günü sırası gelince de dağıtıyorlar. Bitti diyorlar. Görüş bitti. Baba üzgün. Baba çaresiz. Köye dönüyor.

Ahmet Kökkız hoca bir yaman. Bir yaman öğretmen. Bozo var tutukluların içinde. Hezal. Hezal diyor Bozo. Delalım. Tekir mekir delalım. Koğuşta bit var. Sabah akşam bit operasyonu. Kirli bedende besleniyor. İri iri besleniyor. Bir onbaşı. Bir onbaşı banyo gününüz, diyor. Koğuşta kızılca bir şenlik. Nane karanfil kokacaklar. Mis gibi. Mis gibi. Mis gibi Deniz kokacaklar. Havlusunu, sabununu alan koşuyor. Ayakta. Ayakta dikilip bekliyorlar. Suya dokunmadan. Banyo bitti. Koğuşlara. Banyo bitti. Sıcak su ısıt. Tuvalette. Gardiyanlar bir ikisi üçü bir arada. Bozoyu almaya geldik. Verin bize bozoyu. İsmail Boz’u vermeyiz. Bugün Pazar mahkeme yok vermeyiz. İşkence yapacaksınız bozoya. Vermeyiz. Yüzbaşı geldi. Ben kefilim. Verin Bozoyu verin dedi. Vermeyiz. Vermeyiz. Demirlere vuruyorlar. Her koğuş vuruyor. Vermeyiz. Mümtaz T. insan kurdu. Ben yüzbaşıya güveniyorum. Bozoyu veriyorum. Veriyorum. Al bozoyu. Bozoyu al iki saat sonra. Kimliğini aldı. Bozoyu getir. Kimliğini al. Bir saat, iki saat bozo yok. Bozo yok. Bütün gözler Mümtaz T’nin üzerinde. Hoca yanlış yaptın. Yaktın Bozoyu. Sinirler geriliyor. Demir kapı açılıyor. Kapının sesi yayılıyor. Bozo geliyor. Yüzbaşı kimliğini alıyor. Bozoyu veriyor. Tahliye oldum, diyor Bozo Tahliye oldum. Kutluyorlar Bozoyu. Sarılıp sarılıp kutluyorlar. Tahliye olmayacağım diyor Bozo. Her çıkışımda yeniden tutukluyorlar. Yeniden işkence odası. Bir önceki tahliyesinde kaç diyorlar. Kaçsa vuracaklar bozoyu. Kaçarken suçüstü edip. Suç üstü. Vuracaklar bozoyu. Kara kuru bir adam var koğuşta. Zekeriya. Dünya masumu. Sevecen yiğit bir adam. Zar zor geçiniyor. Komşusu gammazlıyor. Örgütün para kasasıdır. Basıyorlar evini. Tutukluyorlar. Kura ya sokup çıkarıyorlar. Asılan ipine ateş ediyorlar. Buz gibi Zekeriya. Dondu donacak. Nefesinden buz iplikleri sarkıyor. Bir yıl geçti. Henüz mahkemeye çıkarılmadı. Şuraya imza at. Kabul et suçunu. Kabul et diyorlar. Konuşmuyor Zekeriya. Kabul etmiyor. Evli misin? Evliyim diyor. Karısını getiriyorlar. Karını askere. Karını! Konuş diyorlar. Çaresiz imzalıyor. Tutuklular. Atları kapattıkları. Atları kapattıkları yerde. İzmir’den gelen komutan iyi niyetli. Mümtaz T ağabeyinin koğuşuna gitmek istiyor. Kabul ediyor komutan. Sen bana Bozoyu verdin. Borçluyum diyor. Sözünü tutuyor komutan.

Sarılıp sarılıp vedalaşıyorlar. D Bloğun tüm koğuşları alkışlıyor. Duvarlar çınlıyor Mümtaz T buruk. Dokunsan. Ağlayacak dokunsan. Bir bacağı bir kolu arkadaşlarında kalmış gibi. Dokunsan. Yürüyemiyor bir bacağı arkadaşlarında. Sesi çıkmıyor. Hoşça kalın, hoşça kalın. Sesi çıkmıyor. El sallıyor. Eliyle hoşça kalın. Dışarı çıkıyorlar Erzurum’un duman kokan havasını çekiyor derinden. Derinden çekiyor. Dışarıdaki hava özgür. İçerideki! Kars kapı ceza evine. Bir ceza evinden bir diğerine. Sonunda ağabeyine kavuşuyor. Kucaklaşıp sarılıyorlar. Müzekkir Saymaz. Özcan Yılmaz orada. Aylardan sonra ilk kez banyo. Sıcak su ilk kez banyo. Özcan kese atıyor. İri kıyım. Bir defasında. Üç kişiyi feci şekilde dövüyor. İri kıyım. On beş yıl diyor savcı Mümtaz T ye. Zordur içeride hayat, bağlaması geliyor Hopa’dan. Derinden çalıyor derin söylüyor. Bir başka tutuklu Tümay Durukan. Baga da yakalanıyor. Etrafı sarılıyor. Kaçmak istiyor ama kolundan. Vuruluyor. Kolundan. Yakalanıp getiriliyor. Mahkemeye çıkmıyor. Kurallara uymuyor. Sakalını kesmiyor. Sakat kalıyor kolu. Bir gün yemeklere deterjan katıyorlar. Sonra tuvalet yasağı yirmi gardiyan dalıyor koğuşa ellerindeki sopalarla kırıp geçiriyor. Karşılık veriliyor. Gardiyanların ensesinde özgürlüğün kavgası besleniyor.

Tutuklular aralarında. Açlık grevi başlıyor. Kahvaltılar, yemekler gelip gelip geri dönüyor. Grev baskın çıkıyor. Arkasından havalandırma. Sabahtan akşama kadar. Spor ve voleybol… Küçük şehirli sarı saçlı yeşil gözlü kızdan mektup geliyor. Küçük şehirli çok sevimli bir çocuk. Nesrin Aksu’nun mektubu ağlatıyor koğuşu. Mümtaz T okuyamıyor mektubu. Müzekker hoca okuyor ağlamayın, diyor. Bir öğretmenin öğrencisi bu kadar güzel mektup yazıyorsa. Onlar utansın, onlar. Onlar ağlasın. Gün geliyor. Müthiş bir savunma Tahliye oluyor. Mümtaz T özgür. Onlar içerideyken dışarı çıkmayı ihanet gibi görüyor. Konuşamıyor dopdolu. Konuşamıyor. Gözleri dolu dolu el sallıyor. Hayat nasıl kamçılıyor bedenini. Kalmak mı, gitmek mi? Git diyorlar. Git. Bizim için. Özgürlüğe el salla. Bizim için git. Mavi havayı kokla, özgürlüğü içine. İçine çek. Bizim için git diyorlar…