KÖŞE YAZARLARI
Giriş Tarihi : 28-05-2021 11:01   Güncelleme : 28-05-2021 11:01

ÖMER YERLİKAYA - Maviydi çaldığı ıslık…

Mavi dala mavi kartal kondu.

ÖMER YERLİKAYA - Maviydi çaldığı ıslık…

 Dal sarktı kartal sarkmadı. Kurt gibiydi bakışı. Gözlerini vadinin tepesinde gezdirdi, kurt bakışıyla saçları deli Çoruh’a indi. Uçurumların dibinde tahta yatağında yatıyor saçları deli Çoruh. Kıyısında yükselen irili ufaklı yamaçlar aynı dağın yığıntısı gibi duruyor önünde. Küçük olanı kartal büyükleri kurt başlı. Dipte, dar aralığa sıkışık hava koridoru atılmaya hazır karayılan gibi tıslıyor. Kuzey rüzgârları ıslık çalıyor, esiyor bir dağ gibi kopup geliyor ardından. Uslanmaz hırçınlığı kamçılıyor saçları deli Çoruh’u. Bir kadın gibi mavi saçları dağılıyor, çırpıntılı yüzü çıkıyor maviye.  Çırpıntısı mavi uğultuda çizgi çizgi yanıyor alev gibi oluyor. Dur esme mavi rüzgâr, esip te küplere binme! Şiirin babası Osman Kaya var orada. Artvin’de kaç kiraz ağacı varsa, dalının sayısı kadar şiir yazmışım, diyor büyük usta. Hemen her temada kafiye ve ayağı kullandı, şiire yeni soluk getirdi Büyük usta. Bekir Karadeniz şiirin çınlayan yüzü, şiir sözlü, şiir gözlü, şiir duygulu bir dost... Modern şiirin niteliklerini sıkça tanıttı.  Dağın taşı uçtu Çoruh’a, Kurt bakışlı mavi kartal mavi gözleriyle baktı taşa. Taşın ağırlığı çınladı vadide. Şahver Karasüleymanoğlu bir büyük usta, çok emek verdi. Folklor araştırdı, halk biliminden çizgiler sundu. Şiir anı, anlatı yazdı, röportajları yayınlandı TV’lere çıktı. Hep yazdı Çoruh yüzlü insanlara. Bir destan oldu hep yazdı. Bir büyük ustanın hüznü yaktı yüreğini, biliyorum o yürecik hep yanacak, hep yanacak...

Kuzeyde martılar çığlık çığlığa. Rüzgârın arkasında bir beyaz bulut top top olmuş. Deniz açlığı sinmiş kanatlarına, martılar çalkalanıyor. Şiirin, sözün ustası Dursun Kurt geliyor. Yıllarını ezdiler inatla, yılmadı ne yıllara küstü ne mısralara darıldı. Mısraların ustası oldu hep. Mavi kartal martıları izledi en tepede. Mavi bir tınıyla güldü. Bizim Haşutlumuz var dost canlısı bizlik şiirlerin efendisi.  Mavi şiirlerin usta kalemi... Eli dost eli, yüreği dost yüreği gibi sımsıcak... Akın var akın, güneşin zaptı yakın; Hasan Akın sen çok yaşa emi. Hanım eline ne güzel yakışıyor gökyüzünün şiirleri. Borçka vadisinde saklı şiirleri... İlkay Odabaş Eyüpoğlu. Çok donanımlı, şiir onsuz o şiirsiz olmaz diyorlar. Güneşe şiir yazan Ardanuçlu bir hanımefendi Ayla Yıldız aman Allah’ım o nasıl şiir sözcükleri öyle? Küçük fısıltılar kocaman dokunuşlara dönüyor. Özlü, güçlü, kıvanç yüklü her sözcük… Mavi parmağını maviye çalıyor usulca…

Şiirde inanılmaz duygu esintisini anlatıyor Fatma Bekiroğlu, mavinin düşünceye akması gibi şiir yazıyor mavi sözcükleriyle. Hisli, dokunaklı, yüreğin bam teline dokunuyor ince ince. Hoş bir hüzün doluyor yüreklere… Saçları deli Çoruh usulca kalkıyor. Bir mavi kartala birde dönüp mavi saçlarına bakıyor.  Adam gibi adam olmak var yazarımız Aslan Torunun kitabında. Yüreklere inceden dokunuyor, örseliyor ince bir sızı bırakıyor örselemeden. Yazar, şair Nuri Aksakal mavi kartal gibi süzüyor vadiyi. Bir derya olmuş o koca usta. Sazının telinde sözünün ucunda mısra mısra uzayan, söze gönle hitap eden bir hemşerimiz Oktay Kösemiz var bizim.  Gönül gözlü mavi dünyalı bir şairimiz. Taşlama deyince çekinmeden lafı gediğine koyan Bir Sami Özçeliğimiz var. Dingin, yürekli, zindeliğe zinde katıyor.

Mavi kartal sırtını rüzgâra döndü. Mavi rüzgâr mavi tüyleri okşadı.  Oğdarsız olmaz, ille de oğdar diyor, ey oğdarlılar duyun artık Sedat Ayar hocamın sesini. Onca yazar görüp tanıdım onun sevda yükünü hiç biri taşıyamadı. Aksunun Şairi Hamit Karacamız var bizim. İzmir ayağını temsil ediyor. Çok güzel şiirler yazan şairimiz. Ortak dostumuz Ergin diyor; çok naif, çok kıymetli, çok sevecendir, onun için. Benim için Aksu bir yana Şaban Özbek bir yana. Alınganlık göstermeyin lütfen. Aramızda yıllar var.  Yılların göz aşinalığı mavi mavi aktı içimize… Yanık ozanımız Muhammet Avcı sıla hasretiyle yandı hep. Köyüm dedi, köyündekileri birer roman karakteri gibi anlattı. Yanık yazdı şiirlerini. Zakiyetli Ahmet Yaşar, özgün, zinde bir ruh, bir duygu insanı. Mavi rüzgâr uğuldadı. Saçları deli Çoruh’un üzerinde takla atarak döndü. Doru bir ata bindi. Sağrısı dolu, yeleleri savruldu, ağzı şişti dorunun. Sağrısında şimşek kırbaç şakladı. Doru havalandı, al al oldu yüzü. Martılar uçuştu beyaz bulutta.  Doru geçti içlerinden. Mavi kartal pençeleri üzerinde diklendi. Bir yaman baktı uçuruma. Söz ustası bir dingin şairimiz urfani Dursun Alkan diyor ki; kurulmuş düzeni bozda öyle git…

Rüzgâr doru atın sırtında geri dönüyor. Direnmez, hakkını almazlar kadınlar diyor Emine Karadeniz. Şiirleri çok güzel, sesi, sedası nutku ayrı bir tat katıyor sözcüklere. Şişiyor doru at sırtındaki rüzgârla. Kanatlanıyor suyun mavisine. Mavi kartal kanat çırpıyor. Keskin gözleriyle mavi ıslık çalıyor. Martılar doru atı izliyor. Pul pul gölgeleri düşüyor saçları deli Çoruh’a. Saçınka ne heybetlidir ey! Kuru bir güneş çıkıyor, kuru kuru yayılıyor maviye. Martılar dönüyor. Uçtukça bir tını onları yaklaştırıyor birbirine. Top top küme oluyorlar. Mavi kartal dalıyor top kümeye. Gıy gıylı sesle başlıyor telaş. Bir martı salınıyor mavi kartalın pençelerinde. Mavi düş sona eriyor. Bu son yolculuk olacak. Gözleri kalıyor martının, top top olmuş kümesinde. Canı yanıyor hem çok yanıyor. Bırak beni, lütfen bırak diyor. Ağlıyor. Annemi istiyorum, bırak beni, lütfen bırak! Bu son yolculuğu olacak gözleri kalıyor top kümesinde. Bu son yolculuğu olacak. Martılar uçuyor bir top küme gibi. Bu son yolculuğu olacak küçük martının...

Sevgiyle kalın.