YEREL
Giriş Tarihi : 21-05-2021 11:52   Güncelleme : 21-05-2021 11:52

ÖMER YERLİKAYA - Handan Altın ve Beş Duvar Bir Oda…

Sevgili okurlar yeni bir yazarla ve yeni bir öyküyle yeniden birlikteyiz.

ÖMER YERLİKAYA - Handan Altın ve Beş Duvar Bir Oda…

Zaman zaman altını çizerek söylüyorum,  tanıtımlardaki amacımız edebiyatımıza zindelik katmak, varsa eksiklerimizi birlikte gidermek ve edebiyat düşlerimizi canlı ve zinde tutmaktır. Bu gün ki konuğumuz yazar Handan Altın 1959 yılında Ağrıda dünyaya geldi. Ağrı eğitim enstitüsü sınıf öğretmenliği bölümünü bitirdi. Ağrı, İzmir, Ödemiş, Bıçakçı, Kemalpaşa, Vişneli de görev yaptı. Yaratıcı yazarlık atölyesine beş yıl, dramatik yazarlık ve resim atölyesine bir yıl devam etti. Kadın yazarlar derneğinin Yazizmir ve daha sonra çıkardığı ortak kitaplarda şiir ve öyküleri yayınlandı. Ege çağdaş eğitim vakfının ortak kitap projesine katıldı. Yazarın şiir ve öyküleri Işığın kaynağı dergi topluluğu başta olmak üzere birçok dergide yayınlandı. Okuma gruplarında ki çalışmalarda da yer alan yazar 2019 yılında Bodrum Edebiyat ve Sanat Platformuna katıldı. Yazar iki çocuk iki torun sahibidir.

               Handan Altın Öykü ve şiir yazıyor. Öykü kitabı Beş duvar bir odayı severek okudum ve oldukça iyi tahlil ettiğim kanaatini taşıyorum. Öncelikle hemen söylemeliyim ki yazarın kalemi çok iyi ve yazmasını iyi biliyor. İşin bu yanında bir sorun yok. Yazarın öyküleri insanı ve ona ait olan yaşamı anlatıyor. Gerçekçi, nitelikli, duygu yüklü, sarsıcı, yer yer sitem dolu yer yer ruh hali yansımalarıyla çok sıcak, içten, vurgu netliği, özlü sözcükler ve ritmik yapısıyla okura bir masal tadı zindeliği katıyor. Beş duvar bir oda yazınsal değeri olan bir eser. Özellikle anlatı akışı; eylem cümlelerinde haklılığı, gücü ve kavrama netliğini kuvvetlendirme adına olağanüstü güzellikte destekleyici yan cümleler, eylem cümlesinin haklılık payını yükseltirken vurgu ve önemi artırmakta asıl cümleye daha baskın bir hüviyet kazandırmaktadır. Yazar yer yer ve sıklıkla bu gücünü kullanıyor. Konunun daha açık anlatımı için bir örnek vermem gerekirse; …Annem, senin gibi Galatalı diye seslenince önce babam sonra ben sonrada annem makaraları koyverdik. Gülmek bu masadaki gölgelere hükmeden bir kraliçe gibiydi… Ana cümleyi destekleyen yan cümlenin güzelliğine bakar mısınız?

               Adı öykü ya da hikâye ne dense densin beş duvar bir oda karakter yapısı, tasvir ve betimleme yetisi, kurgu ve ölçüsüyle bir romana ev sahipliği yapacak bir alt yapı zindeliği içeriyor. Yazarın yeni sözcük üretme becerisi üst seviyede. Türkçeyi son derece verimli ve iyi kullanıyor. Marjinal yansımayı bile göz ardı etmeyecek bir dinginliğe sahip. Öykülerin kurgusu, ölçüsü, alt yapısı çok iyi... Geçmişin içine bir battaniye atıp orada uyuyorum, diyor yazar. Özgüven duygusu içinde sözcüklerle adeta oynuyor. Öykülerini genellikle iz bırakan vurgulu sözcüklerle bitirerek ustalığını gözler önüne seriyor. Her öykü hüzün veriyor, okuru sarsıyor, örseliyor, sorguluyor ve ders niteliği taşıyor. Yazar mizahı ve ironiyi açık bir duruşla sergilemekten öte daha sezimce bir yaklaşımla zekice bir yol izliyor. Bebek öyküsü farklılığıyla öne çıkan bir deneme. Bir bebeğin ağzından düşünce paylaşımı ve yaşamsal bakış, oldukça ilginç bir kurgu.  Ah benimde bir öyküm olsun, düzeltiyorum ah benim de bir kitabım olsun! Dostlar alışverişte görsün örneği edebiyatı değil ama kendini düşünenlere beş duvar bir oda adeta ders veriyor. Yayın yönetmeni Yusuf Akgül, Editör Murat Aydın Doma ve arka kapak yazısıyla Doç.Dr. Klinik Psikolog Ayten Zara esere önemli zenginlikler katmış. Kapak tasarımı çok güzel, bayıldım Fatih Alamur’u kutlamak gerekir.

               Sevgili okurlar Beş duvar bir oda için yazdıklarım hiç abartı değildi. Gerçek anlamda öykülerde gördüklerimi bir eleştirmen gözüyle aktarmaya çalıştım. Şimdi izninizle göremediklerimi de yansıtmak istiyorum. Yazmasını bilen iyi kalemlere pek çok kereler sitem ediyorum. Daha özgün olmalısınız. Daha iyi yazmalı ve öykünün ruhunu gökyüzüne uçurmalısınız. İyi kalemlerin geleneksel yolu izlemelerine çok sıcak bakamıyorum. Nedense geleneksel Türk öykücülüğünün o bilinen klasik yolu tercih ediliyor. Bilinmelidir ki dünya yazını tekdüzeliğin ötesin de daha sarsıcı ve çoklu kurgularla post modern bir çizgide ilerliyor. Artık hem eleştirmenlerce olsun hem seçici kurulca olsun eserlere bu gözle bakılıyor. Kendini aşmış yeni beklentilere cevaz verecek uçuk kaçık değil ama kurgusal devinimle öyküleri kamçılanmış yeni sözcüklerle devrimci anlatı dili gerekiyor. Türk yazınında; şiirinde öyküsünde, hikâyesinde, romanında güçlü eleştirel kurum söz sahibi olamadığı içindir ki geleneksel çizgi koruma bandı aşılamıyor. Öykü, hikâye, şiir ve romanda birbirine benzer sözcüklerle binlerce tekrar ve klişeleşmiş hayal gücü yansımaları nedeniyle nitelik zarar görüyor.

Handan Altın gibi üst düzey kalemler bu çizginin dışına çıkıp daha sarsıcı daha özgün bir tarzla çoklu kurgu denemesi için de öyküleri yeniden beslemelidirler. Öykümüzün yeniden beslenmesinde en uygun yazarımız kuşkusuz Kevser Ruhidir. Saçları deli Çoruh bu anlamda verilecek en güzel örnektir. Beş duvar bir odanın Türk öykücülüğüne hayırlı olmasını diliyoruz.  Yazarımıza teşekkür ediyor yeni öyküler bekliyor, sağlıklı mutlu yaşamlar diliyoruz.

 Sevgiyle kalın.