YEREL
Giriş Tarihi : 07-01-2022 11:32   Güncelleme : 07-01-2022 11:32

Öğretmenlik meslek kanunu tasarısı geri çekilmelidir

Öğretmenlik meslek kanunu tasarısı geri çekilmelidir

Eğitim Sen Artvin Şubesi, meslek örgütlerinden uzakta hazırlanan "Öğretmenlik Meslek Kanunu" tasarısına ilişkin eleştirilerde bulunarak taslağın geri çekilmesi istedi.

Eğitim-Sen Artvin Şubesi, kapalı kapılar ardında, kanunun muhatabı olan öğretmenlerin ve sendikaların iradesi dışında, meslek örgütlerinin hakları ve talepleri dikkate alınmadan hazırlanarak Meclis’e sunulan Öğretmenlik Meslek Kanunu Tasarısı’nın geri çekilmesi gerektiğini belirten bir açıklama yayımladı.

Tasarı neler getiriyor?

Eğitim Sen Artvin Şubesi tarafından yayınlanan yazılı açıklamada “Eğitimin asli bileşenlerinin ve sendikaların görüşünü almadan, öğretmenlik gibi kapsamlı bir mesleği biri geçici, ikisi yürürlük maddesi olmak üzere toplamda 13 maddelik bir yasayla düzenleyip, konuyu büyük ölçüde statü farklılaşması ve maaş artışına indirgemek, iktidarın eğitime, öğretmenlere ve yaptıkları işe ne kadar değer verdiğini açıkça göstermektedir” denildi ve şu ifadelere yer verildi:

“31 Aralık 2021’de TBMM’ye sunulan ÖMKT, üç bölüm altında sıralanmış toplam 13 maddeden oluşmaktadır.

Birinci Bölüm, Amaç ve Kapsam başlığını taşımaktadır ve iki maddeden oluşmaktadır. Birinci madde ÖMKT’nin amacını, ikinci madde kapsamını düzenlemektedir.

İkinci Bölüm, Öğretmenlik Mesleği başlıklı dört maddeden oluşmaktadır. Üçüncü maddede öğretmenliğin tanımı ve kariyer basamakları açıklanmıştır. Dördüncü maddede öğretmenlerin nitelikleri ve seçimi; beşinci maddede aday öğretmenlik; altıncı maddede ise öğretmenlik kariyer basamakları düzenlenmiştir.

Üçüncü Bölüm, biri geçici olmak üzere toplam yedi maddeden oluşmaktadır. Yedinci madde, hüküm bulunmayan hallerde başvurulacak mevzuatı sıralamaktadır. Sekizinci maddede uzman ve başöğretmenlerin tazminat tutarları yükseltilmekte ve sadece 1. derecede görev yapan öğretmenlere 15 Ocak 2023 tarihinden itibaren 3600 ek gösterge getirilmektedir. 24 Haziran 2018 seçimlerinden önce vaat edilen 3600 ek göstergenin yine bir seçim öncesi vaat haline getirilmiş olması, 3600 ek göstergenin kapsamı daraltılarak bir kez daha seçim vaadi olarak kullanılmak istendiğini göstermektedir.

Dokuzuncu maddede sözleşmeli öğretmenlere “can güvenliği ve sağlık mazeretleri” durumunda tayin hakkı getirilmektedir. Bu madde, sözleşmeli öğretmenliğin kaldırılmadığı gibi, sözleşmeli öğretmenlerin kadrolu öğretmenlerle aynı haklara sahip olacağı iddiasının da doğru olmadığını göstermektedir.

Onuncu maddede, Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 43. ve 45. maddeleri yürürlükten kaldırılmaktadır. Geçici birinci madde, daha önce uzman ve başöğretmen unvanını alanların ÖMKT’de getirilen haklardan yararlanmasını düzenlemektedir. 11 ve 12. maddeler yürürlük maddeleridir.

Meb ne yapmaya çalışıyor?

Eğitim emekçilerinin ve sendikaların bütün eleştirilerine rağmen, iktidar ve yandaş sendikanın iş birliği ile kapalı kapılar ardında hazırlanan bu düzenlemenin öğretmenlerin mesleki gelişimine somut katkı sunması mümkün değildir. Müjde diye paylaşılan düzenlemenin asıl amacının öğretmenleri bölmek ve ayrıştırmak olduğu kanun tasarısında açıkça görülmektedir.

Türkiye’de aynı işi yaptıkları halde farklı statü ve maaş kaleminde çalışmak zorunda kalan başka bir meslek grubu bulmak mümkün değildir. Siyasi iktidar, öğretmenler arasında var olan aday, sözleşmeli, kadrolu, ücretli ayrımına yenilerini eklemekle kalmamakta, eğitim sisteminin rekabetçi ve eleyici yapısını Öğretmenlik Meslek Kanunu Tasarısı (ÖMTK) üzerinden daha da pekiştirmektedir.

Öğretmenlik meslek kanunu tasarısı derhal geri çekilmelidir!

Öğretmenlik Meslek Kanunu Tasarısı adı altında TBMM’ye sunulan metin bir meslek kanunu değildir. Bu teklif, geçmişte gündeme getirilen ve bazı maddeleri Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen kariyer basamaklarında yükselme sisteminin geri getirilmesidir.

Siyasi iktidar bir meslek kanunu yapmakta samimi ise yapması gereken tek şey, öğretmenlik mesleği açısından uluslararası düzeyde kabul gören en önemli belge olan “Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı”na paralel bir düzenleme yapmaktır. ILO ve UNESCO ortak belgesi olarak 5 Ekim 1966 yılında kabul edilen ve Türkiye tarafından da onaylanan tavsiye kararı, öğretmenlerin toplumsal statüsüne yönelik olarak bugüne kadar atılmış en önemli ve kapsamlı adımdır.

Öğretmenlerin sadece okul içinde değil, toplum içinde de yerine getirdiği görevlerin taşıdığı önemi uluslararası düzeyde belgeleyen, öğretmenlerin tüm sorunlarını ele alan ve durumlarını tüm ayrıntıları ile düzenleyen bu kararın altında Türkiye’nin de imzası bulunmasına rağmen, bu kararın hayata geçirilmesi için bugüne kadar hemen hiçbir somut adım atılmamıştır.

“Öğretmenlerin Statüsü Tavsiye Kararı”, öğretmenlerin konumlarını güçlendirmeyi, haklarını geliştirmeyi ve korumayı amaçlarken, aynı zamanda uluslararası düzeyde yapılmış bir toplu sözleşme niteliği taşımaktadır. 145 paragraftan oluşan belge, öğretmenlik mesleğinde işe alınma, işe alınmada seçme ve formasyon, mesleğe hazırlık, değişik düzeydeki öğretmenlerin mesleki sorunları, iş güvencesi, öğretmenin hak ve sorumlulukları, disiplin işleri ve mesleksel bağımsızlık gibi konuları kapsamaktadır. Temel ücret, çalışma süreleri ve koşulları, özel izinler, araştırma izinleri, tatil, eğitim-öğretim yardımcı personelleri, sınıf mevcutları, öğretmen değişimi, uzak bölgelerde ve kırsal kesimde çalışan öğretmenlerle ilgili özel düzenlemeler, aile yükümlülükleri olan öğretmenlerle ilgili düzenlemeler, sağlık, sosyal güvenlik ve emeklilik gibi konuların da içinde yer aldığı temel bir belgedir.

Siyasi iktidar, TBMM’ye sunduğu Öğretmenlik Meslek Kanunu Tasarısı’nı derhal geri çekmelidir. Bir meslek kanunu hazırlanacaksa “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiye Kararı” doğrultusunda yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

Siyasi iktidar ve Milli Eğitim Bakanlığı, meslek kanunu konusunda samimiyse ve gerçekten öğretmenler lehine bir düzenleme yapmak istiyorsa ILO ve UNESCO tarafından 5 Ekim 1966’da kabul edilen “Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı”na uygun düzenlemeler yapmalıdır. Ekonomik, sosyal, mesleki, özlük haklarımızla ilgili taleplerimiz, eleştiri ve önerilerimiz doğrultusunda hazırlanacak gerçek bir meslek kanunu talep ediyoruz.

Dilan Şahinbaş