YEREL
Giriş Tarihi : 22-03-2021 15:54   Güncelleme : 22-03-2021 15:54

“Öğretmenlik bir meslek değil bir tutkudur”

Artvinli TV’de Dilan Şahinbaş’ın sunumuyla Söz Sizde programına konuk olan Taylan ATA, öğretmenlerin atanamaması, uzaktan eğitim, KPSS gibi birçok merak edilen soruya cevap verdi.

“Öğretmenlik bir meslek değil bir tutkudur”

KPSS hayallerini bir tarafa bırakıp Akademik kariyer üzerinde yoluna devam eden Taylan ATA, “Kendini geliştiren insan farklıdır eğitimci olarak kendini geliştiren insan farklıdır.” İfadelerine yer verdi.

ÖSYM verilerine göre 2020 yılında atanmayı bekleyen öğretmen sayısı 460 bin, mezun ve atama arasındaki makas her geçen yıl artarken Milli Eğitim Bakanlığında 100 bin öğretmen açığı bulunuyor. Yükseköğretim kurulunun açıkladığı verilere göre Türkiye de 93 tane eğitim fakültesi bulunuyor. Bu fakülteler de yaklaşık 221 bin öğrenci eğitim alıyor. Türkiye de üniversitelerin eğitim fakültelerinden her yıl mezun olan öğretmen sayısı, atama yapılan öğretmen sayısından çok daha fazla. Mezun olan ve atanan öğretmenler arasın da ki fark çok fazla olduğu için her yıl en az 1500 öğretmen işsiz kalıyor veya atamayı bekliyor.

Röportajın tamamı ise bu şekilde:

Kendinizi tanıtır mısınız?

Doğma büyüme Artvinliyim, Üniversite eğitimimi Eskişehir de Anadolu Üniversitesinde, Eğitim Fakültesin de gerçekleştirdim. 2015 yılında ise mezun oldum. Sosyal Bilgiler öğretmeniyim, yaklaşık son 6 yıldır ataması yapılmayan ya da atamayı tercih etmeyen öğretmen adayı olarak hayatımı devam ettiriyorum. Bölüm seçimi konusundan önce üniversitede aldığım dereceden bahsetmem gerekirse,  Sözel alandayım ve maalesef ülkemizde ki dezavantajlı bölümlerden bir tanesinden mezun oldum. Mezun olduktan sonra Türkiye de 6700’üncü oldum. Haritayı açtığımda sözel alanlarda Türkiye’nin tüm üniversitelerinde tercih yapma hakkına sahiptim ama maalesef ki alanım o kadar dardı ki ya Gazeteci olacaktım ya Sinema Televizyon okuyacaktım ya da öğretmen olacaktım. Çünkü 28 Şubattan sonra alınan kararla 98 yılında Siyasal Bilimler ve Hukuk Fakülteleri eşit ağırlık alanına kaydırıldığı için, bir sözelci olarak zaten hayata dezavantajlı olarak başladım. Bu yüzden bana yakın gelen ve ilköğretim sıralarından beri hoşuma gidip beni en çok etkileyen Tarih dersi olmuştu. Sosyal Bilgiler öğretmenimi çok seviyordum daha sonra lisede de Tarih hocamız Tarik aşkını bana ateşlemişti. Bu derslere sempatiğim olduğu için ve daha çok da ilköğretim kategorisin de öğretmenlik yapmak istediğim için Sosyal Bilgiler öğretmenliğini zoraki tercih etmek zorunda kaldım. Büyükşehir fobim olduğu için Türkiye haritasını açtım baktım bana hangi şehir iyi gelir diye düşündüm ve Eskişehir olmasına karar verdim. 6700 üncü olarak Sinema Televizyon harici yazabileceğim en iyi bölümlerden bir tanesi Eskişehir idi, bende Eskişehir’i tercih de bulundum zoraki de olsa bu bölüme başlamış oldum.

ÖSYM verilerine göre 2020 yılında atanmayı bekleyen öğretmen sayısı 460 bin, mezun ve atama arasındaki makas her geçen yıl artarken Milli Eğitim Bakanlığında 100 bin öğretmen açığı bulunuyor. Milli Eğitim Bakanlığı 2021 yılında 20 bin yeni öğretmen ataması yaptı. Milli Eğitim yaptığı atamalara rağmen, atamayı bekleyen öğretmen sayısı giderek artıyor. Bu konuyla ilgili neler söyleyeceksiniz?

Kütahya Dumlupınar Üniversitesinde kuzenim orada Sosyal Bilimler Öğretmenliği okuduğu için misafir öğrenci olarak derslerine çok katıldım. Hem de Üniversitenin son yılında Farabi değişim programıyla misafir öğrenci olarak Karadeniz Teknik Üniversitesi falt eğitim fakültesinde 1 yıl misafir öğrenci olarak bulundum. Misafir öğrenciliklerim sayesinde ülkenin iki farklı bölgesindeki öğretmen adaylarıyla iç içe oldum. Bunlarda dikkatimi çeken Eskişehir’e Türkiye ortalamasına göre biraz daha yüksek ortalamalı insanlar geldiği için akademisyen ve öğrencilerin, öğretmenliğe bakış açısı olumluydu. Öğretmen olmak isteyen insanlar vardı. Dumlupınar daha da kötüsü Karadeniz’in incisi sayılan Karadeniz Teknik Üniversitesindeki eğitim fakültesine girdiğim zaman gerçekten de durumun içler acısında olduğunu gördüm. Gündüz benim bölümümde 120 kişi okuyor gece 120 kişi okuyor, ben Eskişehir de okuduğum zaman 57 kişilik bir sınıfta okudum. Hatta bırakanlardan sonra 48 kişi kalmıştık ve gece eğitimi yoktu.  240 tane öğretmenlik adayının benim okuduğum 1000 ortalamalı bir alanda sadece bir üniversitede mezun vermek dehşet verici. Oradaki akademisyenlerinde tavrı bana itici geldi, akademisyenlerin hepsi ne de olsa atamaları yapılmayacak diye öğrenci ve öğretmen adaylarını subay veya polis olmaya teşvik ediyor. Sınıftaki 100 kişiden 4-5 öğrenciyi belki de %4 ten daha az insanın atacağını söyledikleri için ister istemez üniversite sıralarındaki öğretmen adayları içindeki eğitim aşkını büyütüp, gelişterecekken bu durum daha da  dezavantajlı duruma düşüyor. Ve insanları demolize ediyor, çünkü ataması yok.  4 yıl sonra Öğretmen adayı olarak mezunsun ama önünde büyük bir KPSS engeli var. Türkiye’de Eğitim fakülteleri çok fazla artınca ve atanmayı bekleyen öğretmen adayları da çığ gibi büyüyünce, eğitim konusunda eksik bir ülke haline geldik maalesef.

Öğretmen olarak mezun olan birçok polis var, ya da iş bulamayan veya atanamayan öğretmen adayları başka bir bölüm okuyor. Siz de okuyor musunuz?

Evet, Artvin Çoruh Üniversitesin de Beden Eğitimi alanında spor yöneticiliği bölümünü okuyorum, hem de kendi alanımda 19 Mayıs Üniversitesinde Yüksek Lisans tez aşamasındayım. Hayat bizi alternatiflere itmek mecburiyetinde bırakıyor maalesef. Özellikle bir Artvinli olarak ailemde, çevrem de, ve arkadaşlarımda bir 10 yıl öncesine kadar bu kadar çok polis ve subay olacağını söyleseydiniz asla inanmazdım ve bana imkansız gelirdi.  Ama şu an bakıyorum beraber büyüdüğüm, birlikte okuduğum birçok arkadaşım, komiser, komiser yardımcısı olmuş. Bu sebeple Emniyet camiasında inanılmaz bir çevre edinmek zorunda kaldım. Bunun sebebi de 4 yıl boyunca öğretmenlik eğitimi alan insanların polis olmak zorunda kalması. Kendini geliştiren insan farklıdır eğitimci olarak kendini geliştiren insan farklıdır. Ama maalesef polis olma hayali olmayan arkadaşlarım polis oluyor. Ne kadar mesleğinde memnunlar onu da kamuoyunun taktirine bırakıyorum.

Üniversitelerdeki eğitim kalitesi de günümüzde maalesef çok düşük, kalitesiz veya tez yazmayan insanlar ya da başkalarına tez yazdıran insanlar Üniversitelerde akademisyen olarak yer alıyor. Üniversiteden mezun olduktan sonra kendinizi donanımlı bir öğretmen adayı olarak gördünüz mü?

Üniversite sıralarından beri akademisyenlerle beraber sürekli aynı eleştiride bulunduk, öğretmenlik sadece okulun son yılında, 4. Sınıfta stajda öğretmen adayının tecrübe kazanacağı bir yer olmamalı. Öğretmen adayları üniversite 2.sınıftan itibaren okullarda, staja devam etmeli. Eğitim fakültesinin yanında bir uygulama okulu olmak zorunda. Mesela ben 3 sene teorik dersi alıyorum. 4. Sınıfta bir anda okula geçiyorum. Okula geçtikten sonra sudan çıkmış balığa dönüyorum benim burada ne işim var öğrencilere hitap edebilecek miyim diye düşünüyorum. Teorik olarak beni doyurmuş olsa da ben bunu pratiğe dökemediğim zaman zaten bana bir tecrübe getiremiyor. Onun dışında Türkiye’de mantar gibi neredeyse her ilde eğitim fakültesi açıldı. Bu da zaten akademisyen açığı olan ülkemizde nitelikli akademisyen eksiğini ortaya çıkardı. Nicelik olarak çok sayıda akademisyenimiz olsa bile nitelik olarak aynı şekilde olmadığını düşünüyorum. Zaten yapılan araştırmalar bunu gösteriyor. Merak eden YÖK teze girip tezleri araştırırsa nasıl tezlerin geçtiğini görebilir.

Pandemi dönemindeyiz, üniversitelerde uzaktan eğitim var, sizce online eğitim Türkiye’de nasıl? Faydalı olduğunu düşünüyor musunuz?

Teknolojinin yaygın olmadığı, internetin, cihazların her eve girmediği bir ortamda yine noldu derseniz eğitimde ki temel haklardan biri olan fırsat eşitliği ortadan kaldırıldı. Çünkü herkes online eğitime erişemiyor ya da eski kuşaktan gelen hocalar teknolojik cihazlara hakim olmadığı için maalesef iyi bir şekilde canlı derslerde, ders anlatamıyorlar. Çocuklar evde kapalı kaldığı için online eğitime motive olamıyor bu gibi zorluklar tabi ki karşımıza çıkıyor. Online eğitimin tamamen başarılı olduğunu söylemek büyük bir yalan olur. Zaten her eğitimci, “Öğrenciyle yüz yüze yapılan eğitimin yerini hiçbir şey tutmaz.” Öğretmen adayları bu süreçte maalesef stajda yapamıyor. Uygulamalı olarak sanırım başlayacak ama yine de 4.sınıf öğretmen adayı öğrenciler, öğrencilerle diyalog kurmadan, eksik bir şekilde mezun olacaklar.

Üniversiteyi bitirdiğin 6 yıl oldu, üniversiteyi bitirdikten sonra neler yaptın?

Üniversiteden mezun olur olmaz bir sene KPSS’ye çalıştım, ama çalıştığım senenin yazında 15 Temmuz olayları oldu. 15 Temmuz meydana geldikten sonra mülakat, mülakatın ardından 6 yıl bir ilde zorunlu görev, asıl memuriyete 3 yıl boyunca atamıyorlar, yani sizi 3 yıl boyunca sözleşmeli olarak çalıştırıyorlar daha sonra memuriyet yeterlilik sınavlarını geçerseniz eğer sizi memur olarak alıyorlar, bu durumda bana çok yanlış geliyor. Mesela ben bir öğretmen olarak ön şart KPSS puanını aldım ortalama olarak geçtim, daha sonra mülakata tutundum diyelim, mülakattan sonra bir daha beni yeterlilik sınavına soksunlar, 6 sene bir ilde çalışmak zorunda kalayım, evlensem bile tayin hakkı vermiyorlar. Zaten gideceğim yerde çalışmak zorunda olmak beni iyi hissettirmedi. Üniversite 1.sınıftan beri akademik hayallerim vardı, akademiye yönelmek bana cazip geldi, bir yandan hobi olarak yaptığım futbol hakemliği var, zaten futbol oynuyordum onu bıraktım hakemliğe devam ettim. Böyle böyle kendimi oyalayarak birazda kendimi kandırarak akademik hayatımla beraber 6 sene oyaladım.

KPSS’yi değerlendirmeniz gerekirse Alan Sınavı, Eğitim Bilimleri Sınavı gibi genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bazı öğretmenliklerin puanı 60 olup atanırken, bazı öğretmenliklerin ortalaması 81-84 puan olması, beni oldukça şaşırtıyor. Beni bu konuda en çok üzen Rehberlik araştırma Öğretmenliği’nin ataması kolay diye özel okuyan bir sürü arkadaşlarımın olması, okumak için Kıbrıs’a gittiler, İstanbul’da okudular vs. Bence bir öğretmenliğin ataması kolay diye okumak çok yanlış bir şey, çünkü Öğretmenlik bir meslek değil, bir tutkudur. Bu tutkuyu yaşatmak için insanın içinden gelmesi lazım. Sırf ataması kolay diye insanları bu alana yönelttirdiler. Daha sonra çok tercih edilince öğretmenlik puanları birden 84’e çıktı. Ve atanamayan bir yığın öğretmen adayı daha meydana geldi. Bu konuda KPPS sınavının bir öğretmen olarak yeterlilik olarak ortaya sunulmasını gerçekten bende destekliyorum. Ama bir bölüm 60 ile atanırken bir bölümün 80 ile ataması çok uçuk bir şey. Çoğu bölümde zaten alan sınavı yoktu onu da yeni yeni getirmeye başladılar. Yani seçme yaparken çok yanlış davranıyorlar. Öğretmenliği seçerlerken temel bilgi eksikliği değerlendirilsin ama bu şekilde 60 ile 80 puan ile atanan öğretmenlerin arasında puan farkı uçurum olduğu zaman fakültede bile demolize oluyorduk. Bölümdeki arkadaşımız 60 ile atanacak diye ne dershaneye gidip cebinden oluyor ne de emeğinden oluyor. Ama diğer taraf 80 puan ile atanmak için dershanelere gidiyor. Özel dersler alıyor. Daha çok zaman harcıyor. Bu uçurumun olması bile öğretmenler arasında dahi sorun yaşattığını düşünüyorum.”