YEREL
Giriş Tarihi : 03-01-2022 10:53   Güncelleme : 03-01-2022 10:53

Nüfusu Tutamayan Yatırımlar

Nüfusu Tutamayan Yatırımlar

Cerattepe kitabıyla haklı direnişimize katkı koyarak bizlere bu yolda hem nefes hem de ses olan

Mekanda Adalet Derneği Çoruh Havzasında yaşananları tüm kamuoyu ile paylaşarak yaşam alanlarına yapılan müdahaleleri göstermek için http://deretepe.org üzerinden paylaşımlar gerçekleştiriyor.

Akçeli İşler başlığı altında “Nüfusu Tutamayan Yatırımlar” içinde paylaşımda bulunulan içerikte” İstatistikler doğrular kadar yalan da söyler, ama varsın söylesinler. Bazen yalanın takibi konuşulmayan bir gerçeğin ortaya çıkışını sağlar” denildi.

Paylaşımda şu ifadeler yer aldı:

“Bu yalan doğrulardan biri Artvin’e ve kamu kaynaklarından aldığı yatırıma ait. Pek çok kişinin yolunu izini bilmediği, Türkiye haritasının bir köşesine sıkışmış bu il kamu yatırımlarından en fazla faydalanan illerden biri. Üstelik bu, bir iki senelik bir istisna değil. Düzenli olarak yaklaşık 15 yıldır devlet Artvin’e servet akıtıyor, kalkınması ve daha müreffeh bir yer olması için uğraşıyor.

Türkiye’nin yatırımlarının illere göre dağılımına bakalım. En çok yatırım alan il her yıl aynı: İstanbul. Bu elbette çok şaşırtıcı değil. Ülke nüfusunun beşte biri İstanbul’da yaşıyor. Kentin gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) içindeki payı %30’un üzerinde. Dolayısıyla İstanbul’un kamu kaynaklarının ciddi bir pay alması anlaşılabilir bir durum. Bu mantıkla baktığımızda 81 il içinde en az nüfusa sahip yedinci (bazı yıllarda altıncı) il olan, GSYH’deki payı %0,4’ün[1] altında kalan Artvin’in kamu yatırım imkânlarına çok fazla erişimi olmasını bekleyemeyiz. Ama aksine Artvin, 2000’li yılların başından beri düzenli olarak en çok kamu yatırımı çeken illerin başında geliyor. Artvin’in bu listede 2003 yılında İstanbul ve Ankara’dan sonra ikinci, 2006 ve 2010’da beşinci, 2012’de üçüncü ve 2018’de onuncu olduğunu görüyoruz.

Artvin’in yatırım ve kalkınma listelerinin zirvesinden inmemesinin yegâne sebebi, ona karakterini veren güçlü akarsuları, her köşe başında boy gösteren dereleri, onların aşındırdığı derin vadileri ve altlarında çeşitli cevherler barındıran dağları. Kamu yatırımlarının odağında, tüm bu doğa zenginliğinin biricik sembolü Çoruh Nehri bulunuyor. Sovyetler Birliği yıkılana kadar maraz çıkarmasın diye dokunulmayan bu sınır aşan akarsu, 1990’lardan itibaren yatırımların odağı hâline geldi. Muratlı Barajı, Borçka 2005, Deriner Barajı 2012 yılında açıldı. Dünyanın en hızlı akan sularından biri olan Çoruh Nehri üzerinde planlanan on üç barajın altısı Artvin içinde yer alıyor. İle akan rekor meblağdaki yatırımın adresi işte bu barajlar.

Artvin’e gelen yatırımın yaklaşık %90’ı barajların inşasına, baraj altında kalan köylerin ve tarım arazilerinin kamulaştırma bedellerine, baraj göllerinin yuttuğu otoyolların ve viyadüklerin yeniden yapımına harcanıyor. Bu dev yatırımlar büyük şehirlerde AVM’leri aydınlatmaya, eskimiş enerji yoğun sektörlere güç vermeye, pek önemsediğimiz büyüme rakamlarını artırmaya katkı sağlarken, yükseldikleri coğrafyanın insanını memleketinde tutmayı başaramıyor. Kısa süre için görece az sayıda insana oldukça düşük profilli işler yaratan bu yatırımlar, bırakın uzun vadeli istihdam yaratmayı, iklimi değiştirip tarım alanları ve ürün çeşitliliğini daraltarak bölge coğrafyasını darmadağın ediyor ve hâliyle bölgenin insansızlaşmasına hız kazandırıyor.

Artvin’i insansızlaştıran ve ekolojik yıkıma sebebiyet veren bu saldırgan kalkınma ve yatırım furyası ne sadece kamu yatırımlarından ne de büyük barajlardan ibaret. Büyük barajların kimisi Devlet Su İşleri (DSİ) gözetimindeyken, görece daha kârlılarını Doğuş Grubu ve adını hepimizin ezberlediği Limak-Cengiz-Kolin üçlüsü yapıyor. Küçük HES’leri de göz önüne aldığımızda, Artvin’de planlanan HES sayısı 124; bu Artvin’i Trabzon’un ardından il başına düşen HES sayısında ikinciliğe yerleştiriyor. Artvin enerji kadar madencilik sektörünün de göz bebeği. Artvin merkezini tehdit eden, 20 yıllık bir mücadele sayesinde faaliyete sokulması engellenen, ancak 2017’den beri Cengiz Grubu’nun işlettiği maden, bölgede sayısı yüzleri bulan maden ruhsat alanlarından sadece biri. Artvin’in de parçası olduğu Doğu Karadeniz (TR90) verilerine göre, bölgeye gelen özel sektör yatırımının %77,4 gibi önemli bir kısmı enerji ve maden sektörlerine ait.

Hopa’da deniz kenarından başlayıp Borçka’ya, hemen ardından Artvin merkeze uzanan, oradan Yusufeli ve nihayetinde Erzurum il sınırına dayanan yol, Doğu Karadeniz’i Anadolu’ya bağlayan üç dört ana akstan biri ve hiç mübalağasız Türkiye’nin en ilgi çekici rotası. Birkaç saat içinde kat edilebilen bu yolda neredeyse tropikal iklimin hüküm sürdüğü Kaçkar ve Karçal eteklerini, ılıman Artvin ve Barhal vadilerini, çorak ama etkileyici Yusufeli yamaçlarını ve akabinde haşmetli Erzurum yaylalarını peşpeşe tecrübe etmek mümkün. Eğer kulak kabartırsanız dört beş farklı lisana rast gelebilir, mozaik kelimesinin mecazi anlamı üstüne kafa yorabilirsiniz. Ancak, Artvin coğrafyası giderek artan bir hızla bir şantiye görünümü alıyor.

Artvinlilerin tutkuyla bağlı olduğu, bir yandan da yaşamlarını zorlaştıran coğrafya şimdilerde birbiri ardına gelen kalkınma hamleleriyle fethediliyor. Ama şu ironiye bakın ki fethedilen coğrafya Artvinliyi değil, yatırımcıyı ve yatırımın dolaylı olarak aydınlattıklarını kalkındırıyor. İşin trajikomik tarafı ise, tüm bu göz kamaştıran enerji yatırımlarının ev sahibi niteliğindeki Artvin’de kişi başına elektrik tüketimi tatbiki Türkiye ortalamasının oldukça altında ve il, ısıtma sistemi kat kaloriferi olan hane halkı oranı bakımından 81 il arasında sondan on üçüncü sırada. Bu barajlar, viyadükler, köprüler, madenler Yeni Türkiye’nin göstergesi ise Yeni Türkiye’de de kalkınma eşitsiz ve adaletsiz tecelli ediyor.”

Dilan Şahinbaş