YEREL
Giriş Tarihi : 13-04-2022 11:50   Güncelleme : 13-04-2022 11:50

Ne derlerse desinler yönetemiyorlar

Ne derlerse desinler yönetemiyorlar

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: Gazetecinin görevi gerçekleri yazmaktır. Bu kolay bir olay değildir. Riski üstlenmek demektir bugünkü koşullarda.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 12 Nisan Salı günü partisinin grup toplantısında konuştu. Seçim anketlerinde görülen 'kararsız' oylara dikkat çeken Kılıçdaroğlu, partililere seslendi: "Kararlılığımızı, çözümlerimizi onlara anlatacaksınız” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunuyor. Konuşmasına seçim anketlerine ilişkin değerlendirmelerle başlayan Kılıçdaroğlu, bazı anketlerdeki 'kararsız' oylara dikkat çekti. Partililere "Kararlılığımızı, çözümlerimizi onlara anlatacaksınız. Sevgiyle, hoşgörüyle, kararlılıkla anlatacaksınız. Bunlar kararlı, bunlar çözümler konusunda hazırlar, ülkeyi artık teslim edebiliriz, var olan sorunların tek çözümü CHP diyeceklerdir" ifadeleriyle seslendi.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

"Bazı anketlerde kararsızlar olduğu söyleniyor. Kararlılığımızı, çözümlerimizi onlara anlatacaksınız. Sevgiyle, hoşgörüyle, kararlılıkla anlatacaksınız. Bunlar kararlı, bunlar çözümler konusunda hazırlar, ülkeyi artık teslim edebiliriz, var olan sorunların tek çözümü CHP diyeceklerdir. Niçin diyecekler? Memleketin iyi yönetilmediğini görüyorlar. Bir bakanın söylediğini diğer bakanının yalanladığını görüyorlar. Fiyatlara egemen olmadıklarını biliyorlar. Devletin soyulacak bir mekanizma olarak algıladıklarını da biliyorlar. Yönetemediklerini biliyorlar. Toplumu bölmeyen, barışçıl bir dil kullanan bir iktidara ihtiyaç var. O iktidarın adı Millet İttifakı ve CHP'dir.

Şöyle görüyor vatandaş, devlet kadrolarının kimlerin hangi torpillerle yerleştiklerini görüyorlar. Yaşıyorlar, kendi hayatlarında yaşıyorlar. Haksızlıkları görüyorlar, hak etmediği halde belli yandaşların belli görevlere getirildiklerini görüyorlar. Havuz medyası tam aksini söylese de vatandaşımız bunların tamamını biliyor. Yaşıyor da. 21. yüzyılın Türkiye'sinden bahsediyoruz. Bir kişinin hegemonyasında yürütülen Türkiye'de 3 milyon 449 binden fazla ailenin elektriği kesildi. Yaşıyor bunu vatandaşlar. Elektriğe gelen zamları geliyor. Bir insan gönüllü olarak ben faturayı ödemiyorum diyemez, parası varsa borcunu öder. Elektrik faturasını dahi ödeyemeyecek noktaya getiriyorlarsa, vatandaş bunu yaşayarak görüyor. Bu hanelerin, iş yerlerinin temsilcisi, sözcüsü olarak elektrik faturamı ödemedim ve ödemiyorum.

İşsizlik... Talimat veriyorlar 'işsizlik azaldı' diye. Siz onu benim külahıma anlatın, ne azalması. Onlara göre Türkiye'de iş var ama işsizler iş beğenmiyorlar. Halka böyle söylüyorlar. Aldatmak istiyorlar halkı, kandırmak istiyorlar ama gerçekler öyle değil. Şanlıurfa'da 60 temizlik işçisi ilanı için 53 bin 224 kişi başvuruyor. Hani beğenmiyorlardı? Bunların yönetme güçleri yok. Yönetme bilgileri de yok. Hazır para ile idare ettiler. Malları, sigorta şirketlerini, bankaları sattılar. Deniz bitti şimdi ne yapacaklarını bilmiyorlar. Şimdi de Türkiye'nin itibarını satıyorlar para pul için.

Gazetecinin görevi gerçekleri yazmaktır. Bu kolay bir olay değildir. Riski üstlenmek demektir bugünkü koşullarda. Ergun Poyraz saldırıya uğradı, yoğun bakımda. Bugüne kadar saldırıya uğrayan gazeteciler dolayısıyla hapse giren oldu mu? Ama bir tweet nedeniyle insanlar hapse atıldı. Yoğun bakımda! Kendisine sağlıklar diliyoruz. Kimse moralini bozmasın, bu tür saldırılar olacaktır, hepimiz farkındayız, gerçekleri geniş kitlelerin öğrenmesini istemiyorlar.

'KAPILAR AÇILSIN DİYE DEĞİL EVLATLARIMIZIN HAKKINI KORUMAK İÇİN ORDAYIM'

TÜİK'e gittim ve açıklama yaptım. Böylece o kurumda namuslu bürokratlar seslerini çıkardılar, üst düzey yöneticiler kalmadı bazıları da istifa ettiler. MEB, sınav yapıyor, yazılı sınav KPSS'den torpil yok. Dereceye giriyorlar, sözlü sınavda hakları yeniyor. Nasıl milyonlarca işçinin, memurun, emeklinin hakkı için TÜİK'e gittiysem, haksızlığa uğrayan genç arkadaşlarımın haklarını aramak için de MEB'e gittim.

Bir kurumun başınaki kişi 'kuyrukları bitirmek için ete zam yaptık' diyorsa, bunu sıradan bir basın toplantısı yaparak kamuoyu ile anlatırsanız bu doğru olmaz. Oraya gitmelisiniz. Orada açıklamalısınız. Haksızlığın ne olduğunu söylemelisiniz. Yanlışları dillendirmelisiniz. Bazı enteller var 'Kılıçdaroğlu gitti kapılar kapandı' diyorlar. Ben kapılar açılsın diye değil, evlatlarımızın hukukunu ve hakkını korumak için oradayım, kapıyı açarlar veya açmazlar. Herkesin hakkını hukukunu korumak zorundasınız. 'Bakandan randevu alsaydı'. Benim muhatabım bakan değil, Et ve Süt Kurumu! Gelir komisyonda bütün vekillere hesap verir. Ben hesap verecek organdan hesap sormak istiyorum. Devletteki çürümeyi görsün milletim, bürokrasideki korkuyu görsün. Yasa dışı talimat alan bir bürokrasi var. Bürokrasi namuslu ise bütün kapılarını açarlar. Siz bunu yapmazsanız AK Parti'nin devlette yarattığı çürümeyi anlatamazsınız. Sıradan bir basın toplantısıyla olmaz. Özellikle gecekondu bölgelerinde, fakir mahallelerinde Et ve Süt Kurumu'na gitmem, çocukların haklarını savunmam ciddi bir olumlu tepki doğurdu.

Rize'ye gittim, herkes şikayetçi. Arkadaşlarım çay kanunu hazırladılar. Genel Kurul'da görüşülecek. AK Parti ve MHP ret oyu verdi. Rizeli kardeşlerime söylüyorum, kesintisiz oy veriyorsunuz, sizin alın terinizi peşkeş çekiyorlar. Tonlarca kaçak çay geliyor. Rize'de söz verdim, onların da oyu ile iktidar olduğumuzda o kaçak çayları Rize meydanında yakacağım. Diyorlar ki yöneteceğiz ama CHP yüzünden yönetemiyoruz. Ne yaptı CHP? Sen doğru düzgün kanun getirdin de biz karşı mı çıktık? Baktılar ki millet bunu yemiyor. Dış güçler baskı yapıyor, o yüzden yönetemiyoruz diyorlar. Dış güçler mi söyledi 128 milyar doları arka kapıdan sat diye. Attığınız her adımı biz takip ediyoruz. Ne derlerse desinler, yönetemedikleri çıkıyor ortaya.

'BÜROKRASİDE KİM İSRAF YAPARSA KAPININ ÖNÜNE KOYACAĞIZ'

Allah'ın izni milletin takdiriyle iktidarımız olduğunda, ilk yapacağımız şey devlette israfa son diyeceğiz. Arabalar, yatlar katlar uçaklar yok. Bunlar yok. İsraf yok. İsraf haramdır bize göre, onlara göre helaldir. Ne kadar israf yaparsanız itibar o kadar artar sanıyorlar. Adrese teslim ihaleler, kira saltanatları, 5 6 yerden maaş alanlar... Bir genelge ile bunları bitireceğiz. Bürokraside kim israf yaparsa kapının önüne koyacağız.

Bir devlet sağlıklı bir yönetim için planlama yapar. Yol mu, köprü mü, hastane mi yapacağız, nedir önceliklerimiz bizim? Stratejik planlama teşkilatını kuracağız. Devletin en iyi yetişmiş insanları içine koyacağız. Bakın kardeşim, bu devletin geliri, gideri, taahhütleri nedir, ortaya çıkaracağız. Çiftçinin ve esnafın, bankalardaki kredilerini sileceğiz. Nefes alacaklar."

Dilan Şahinbaş