YEREL
Giriş Tarihi : 23-11-2021 15:00   Güncelleme : 23-11-2021 15:00

Mimar Keskin: Mimarlar Önemli Bir Faktör

Mimar Keskin: Mimarlar Önemli Bir Faktör


Mimar Merve Keskin Artvin’in yapılaşmasına, tarihi eser nitelikteki yapıların durumuyla ilgili ve mimarlık mesleği ili ilgili açıklamalarda bulundu.

Teknolojinin gelişmesinin çizimlere olumsuz etki yaptığını düşünmediğini, önceki dönemlerde çizimlerin elle yapıldığını ve uygulama projelerinin de el çizimi ile yapıldığını söyleyen Keskin, “Ben şimdi tasarımlarımı tamamen el çizimleri ve yapıyorum tasarım kafamda oturduktan sonra müşterilerime kendi fikirlerimi daha iyi aktarabilmek adına teknolojiden yararlanarak çizim projeleri gerçekleştiriyorum. Şu an teknoloji çağındayız teknolojinin verdiği imkanları değerlendirmeniz gerekiyor. Benim Mimar arkadaşlara önerim çoğu programları öğrenmeleri. Çünkü bu bizim için büyük bir imkan ben çok fazla program kullanıyorum ve çok fazla işime yarıyor” dedi.

Projelerini hazırlarken ön planda tuttuğu şartlar hakkında konuşan Keskin, “Mimari proje yaparken hizmetlerimizin karşılığını alıyoruz, hiçbir kâr amacı gütmeden yapıyoruz diyemeyiz. Ama bir proje yaparken sırf gelir elde etmek için o araziye proje oluyor mu olmuyor mu bakmaksızın proje yaptığımız olmuyor. Genelde proje yaptığımız zaman kente bir şeyler katmayı ve vatandaşların kullanılabilirliğini arttırmayı hedefleyerek yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

 

Artvin’de bir anda yükselen ev satış ve kira ücretlerine dair değerlendirmelerde bulunan Mimar Keskin şu ifadeleri kullandı:

“Ülkemizde enflasyon oranları inanılmaz derecede arttı. İnşaat malzemelerinde de yüksek artışlara neden oldu. Demir, beton gibi inşaat malzemelerinde yüzde yüz artış yaşandı. Ama Artvin’e özel şöyle bir durum var: 2 yıldır imar planı çalışılıyor. Bu imar planı çalışması yapılırken yapılara ruhsat verilmedi. Bu da talebin çok konutun az olmasına neden oldu. O yüzden fiyatlar arttı.

Yusufeli’nden çok fazla göç alıyoruz. Talep çok fazla ama konut yok. Talep olunca kira fiyatlarında da artış oluyor. Artvin'de bir fabrika yok, herhangi bir üretim yok. Biz buradan herhangi bir maddeyi hammadde olarak satın alamıyoruz. İnşaatta ve herhangi bir sektörde kullanacağımız maddeyi elde edemediğimiz için alacağınız her ürün için ayriyeten nakliye ücreti ödemek zorundayız ve biz Türkiye'nin en uç noktasındayız. Nakliye bedeli en yüksek çıkan noktadan biriyiz. O yüzden ekstra nakliye ücretleri çıktığı için masrafımız daha fazla oluyor.”

Artvin'de artık boş arazi bulmanın çok zor olduğunu çalışma yapacakları alanın çok kısıtlı olduğunu belirten Keskin, “Artvin yerleşimi kısıtlı ve geniş diyebileceğiniz bir alanımız da yok. Mecburen eski yapıları yıkıp yerine yenilerini yapıyoruz. Tarihi eser olmayan nitelikteki yapıları yıkıp yerine daha büyük oturumlu daha yüksek katlı binalar yapıyoruz” dedi.

Türkiye’nin birçok ilinde tarihi eser nitelikteki yapılarak korunarak kent turizmine katkı sağladığını ancak Artvin’de geçmişten günümüze gelen tarihi eser nitelikteki yapıların korunmaması konusunda açıklama yapan Mimar Merve Keskin, “Artvin küçük bir şehir ama öncesinde de nüfus azmış, yapılaşma azmış. Yapı sayısı da çok fazla değilmiş. Yeni yapı yapılmaya başlandığı zaman alan az olunca eskiler yavaş yavaş yok edilip yeni yapılaşmaya gidilmiş. Defterdarlık binası eskiden tarihi binaymış yanındaki valilik binası bir yarışma usulüyle yapılmış bir bina. Valilik binası yarışma sonucunda defterdarlık binasına zarar verilmesin diye ondan daha geride başlamış ve onu referans alarak projeye başlanmış. Valilik binası yapıldıktan sonra defterdarlık binası tarihi olan bina restore edilmeden yıkılıyor. Yarışmayı kazanan mimara defterdarlık binasını yeniden restore etmesini istiyorlar. Mimar da projeyi kimseye göstermiyor. O dönemki iktidara ceza olsun diye meydana bakan tarafa hiç pencere açmıyor. Binanın adını da küstüm binası koymuş. Mimarlık tarihinde defterdarlık binasının o şekilde bir hikayesi var” ifadelerini kullandı.

Mimar Keskin açıklamalarının devamında tarihi eser niteliğindeki yapılar hakkındaki yasal düzenlemeler hakkında bilgiler vererek şu ifadeleri kullandı:

“Anıtlar Kurulu var. Tarihi eser niteliği taşıyan bir binada tadilat bile yapmak zordur. Anıtlar Kurulundan geçmesi gerekir. Oraya bir proje sunuluyor, restorasyon projeleri anıtlar kurulundan geçtikten sonra ancak o şekilde tadilat gerçekleştirebiliyoruz. Yıkım kararı da kolay kolay çıkmıyor. Rapor eşliğinde çıkıp bina çok hasarlıysa Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünün hazırlayacağı bir raporla Anıtlar Kurulunun raporuyla yerine yeniden aynısının yapılması şartıyla yapılabiliyor. Artvin'de Anıtlar Kurulu yok. Biz Erzurum ya da Trabzon'a bağlıyız. Herhangi bir proje yapacağımızda oradaki kurumlara götürmemiz gerekiyor. Anıtlar Kurulundan geçmesi gerekiyor.”

Artvin'in kent kimliğinin yok olmuş durumda olduğunu vurgulayan Keskin, “Şu anki yerel yönetimin de yapabileceği bir durum yok. Sadece insanları geleneksel mimari yapılara yönlendirebilirler, o da genelde daha çok köy yerleşim yerinde olabilir. Onun için de birkaç çalışma yapılmıştı önceki senelerde. Ben hem mimar hem bu kentin yapılarında yaşayan birisi olarak bir müstakil konakta yaşamak isterim. Bir evim, bahçem olsun isterim ama bir yapının yozlaşmış olması yapısından, daire sayısından anlaşılmaz. Mimarlar istersek onları da çok normal yapabiliriz. Arazi kısıtlılığı var. Mecburen yöneldiğimiz metotlar oluyor. Bu sadece Artvin genelinde değil, dünyada yatay mimariden kopuk dikey mimariye geçtiğimiz bir süreç yaşıyoruz. Her yerde böyle süreçler var. Biz mimarların bu süreci düzgün bir yola koymamız gerekiyor. İyi tasarımlar çıkarmamız gerekiyor. Bizim kent kimliğini korumak için sorumluluklarımız var. Bizim yaptığımız binalar 50 yıl 40 yıl kentin meydanında kalabiliyor. Birçok insan kullanıyor bunları” diyerek mimarların önemli bir faktör olduğunu düşündüğünü dile getirdi.

Bir projeyi yaparken o çevrenin coğrafi koşullarını, iklimini, tarihini incelediklerini ifade eden Keskin, “Bu faktörler bizim mimari projelerimizde bize yön veriyor. Böyle olunca da mimari proje yörenin izlerini taşımış oluyor. Düşündüğümüz zaman Mardin tarihi kentte yapılacak bir yapı ile İstanbul'da yapılacak bir yapı farklı olacaktır. İkisinin de kendine has kendine özgü izler taşıması gerekir” dedi.

Zülfiye AKSU