YEREL
Giriş Tarihi : 29-06-2021 11:29   Güncelleme : 29-06-2021 11:46

METİN LOKUMCU DAVASINDA 2’NCİ DURUŞMA GÖRÜLDÜ

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde Artvin'in Hopa ilçesinde yapacağı mitingi öncesi çıkan olaylarda polisin sıktığı biber gazı ile fenalaşıp hastanede yaşamını yitiren emekli öğretmen Metin Lokumcu'nun ölümüyle ilgili 10 yıl sonra açılan davanın 2’nci duruşması dün Trabzon Adliyesi’nde görüldü.

METİN LOKUMCU DAVASINDA 2’NCİ DURUŞMA GÖRÜLDÜ

Dava ağır ceza mahkemesine sevk edildi.Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde Artvin'in Hopa ilçesinde yapacağı mitingi öncesi çıkan olaylarda polisin sıktığı biber gazı ile fenalaşıp hastanede yaşamını yitiren emekli öğretmen Metin Lokumcu'nun ölümüyle ilgili 10 yıl sonra açılan davanın 2’nci duruşması dün Trabzon Adliyesi’nde görüldü. Dava ağır ceza mahkemesine sevk edildi.

Duruşma öncesi konuşan Metin Lokumcu’nun oğlu Ulaş Lokumcu, Metin Lokumcu davasında bir önceki duruşmada talep edilenlerin mahkeme tarafından reddedildiğini ifade ederek, “Bugün 2’nci duruşma olacak. Biz Hopa’da ne olduğunu, tanıklarla anlatmak istiyoruz. Tanıklarımızı dinleteceğiz. Tekrar keşif talebinde bulunacağız. 2011 yılında Hopa’da yaşanılan olayda neler olduğunu, polisin biber gazını nasıl kullandığını bunu bir heyetin görmesini talep edeceğiz” diyerek sonucu bildiklerini fakat adalet aramaya devam edeceklerini vurguladı.

Sol Parti üyesi Alper Taş ise duruşma öncesi yaptığı konuşmada 31 Mayıs 2011 tarihinde polis saldırısı ile yaşamını yitiren Metin Lokumcu’nun davasına geldiklerini ifade ederek, “Metin Lokumcu için adalet talebiyle yine Trabzon Adliyesi önündeyiz. İlk Mahkemede gördük ki bu davadan adalet çıkması zor ama biz yine de kamuoyu olarak, Metin Lokumcu’nun dostları ve yoldaşları olarak sonuna kadar bu davanın takipçisi olmaya devam edeceğiz. Metin Lokumcu’nun mücadelesinin ne kadar anlamlı ve önemli olduğu, her an yaşanan gelişmelerle kendisini ortaya koyuyor. Bugün Metin Lokumcu’ya ve onun davasına sahip çıkmak demek aynı zamanda İkizdere’ye sahip çıkmak manasına geliyor, aynı zamanda Kanal İstanbul projesi ile İstanbul’un yağmalanmasına karşı çıkmak anlamına geliyor. Metin Lokumcu bütün yaşamı boyunca hem insanın sömürüsüne karşı çıktı hem de doğanın sömürüsüne karşı çıktı” dedi ve Metin Lokumcu’nun yolunda yürümeye devam edeceklerini açıkladı.

Duruşma sonrası açıklama yapan Avukat Oya Meriç Eyüboğlu, hukuken anlatılacak bir şeyin olmadığını belirterek, “Hepinizin bildiği gibi Metin Lokumcu’yu 10 yıl önce kaybettik. 10 yıldır adalet arayışımızı sürdürüyoruz. Aslında bu dava buraya hiç gelmemeliydi. Aslında bu davanın görülmesi gereken yer Hopa’ydı. Aslında bu iddianame böyle açılmamalıydı. Aslında burada bugün Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’dan başlamak üzere yargılanması gereken amirlerin hiçbiri yargılanmıyor. İddianamedeki suç böyle olmamalıydı. Hadi bunların hepsi oldu diyelim bu karar geçen duruşmada verilebilirdi, daha önceki Hopa’da Aralık ayında görülen ve ertelenen duruşmada verilebilirdi” dedi.

Eyüboğlu davanın zamanaşımına uğramaması için çabaladıklarını ve gğnlerle, saatlerle yarıştıklarını vurgulayarak,  “Şimdi ağır cezaya gitti, bilmem kaç ay sonra duruşma günü gelecek. Ağır ceza şayet bu kararı yerinde bulmazsa ki bulabilir, o zaman dosya Yargıtay’a gidecek ve bizi uzun ve belirsiz süreç bekleyebilir. Buruk bir sevinç yaşıyoruz. Evet bu davanın burada görülmemesi gerekiyordu, yaptığımız tartışmalardan bir tanesi nihayet olumlu sonuçlandı ve dosya bundan sonra ağır ceza mahkemesinin yargı alanına girecek. Hukuken yaptığımız tartışmanın kendisinin bu olmadığını belirtelim. Biz burada işlenen cinayetin, Metin Lokumcu’nun öldürülmesinin olası kastla işlendiğini baştan beri söylüyoruz. Oysaki şu an çıkan karar başka bir tartışma yaratıyor” diyerek kaybın çok büyük olduğunu ve bunu hiçbir şeyin geri getiremeyeceğini ama en azından zamanaşımıyla sonuçlanmayacak bir yargılama süreci ve adil yargılama istediklerini aktardı.

Bundan sonraki sürecin de bu kadar dolambaçlı olacağına dair çok fazla emare olduğunu ifade eden Eyüboğlu, “Bunu bilerek buradan ayrılacağız. Buruk sevinci yaşamaya devam edeceğiz ama kararlılığımızı ısrarımızı sürdüreceğiz. Bugün çıkar bu kararda başından itibaren mütalaayı takip eden, Metin Lokumcu’nun izinden yürüyen, bu sürecin peşini hiç bırakmayan Hopalıların, sürece tanıklık eden herkesin katkısı var, her duruşmaya gelen arkadaşlarımızın katkısı var. Herkesin emeğine sağlık” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Eyüboğlu’nun konuşmasının ardından öğretmen Metin Lokumcu’nun oğlu Ulaş Lokumcu, “Biz 10 yıldır bir mücadele sergiliyoruz bu dava açılsın diye. Davanın açılması için baştan beri bir amacımız vardı; biber gazının kimyasal bir silah olduğunu ve insanı doğrudan öldürebileceğini ispatlamaktı. 10 yıldır bir mücadele veriyoruz, bu mücadele bizim ailemizden ziyade muhalif olan, sesini çıkarmak isteyen ya da muhalif olmaya da gerek yok bugün senin de canın yanabilir benim de yanabilir. Biber gazının ölüme sebebiyet verdiğini bir canı alabildiğini ispatlamaktı. Evet bugün bir başarı gibi gözükebilir dava ağır cezaya sevk edildi, yarın bizi ne bekliyor avukatımız söyledi. En azından bizim o içimizde olan umudu birazcık daha neşeye döndürdü, yüzümüzü güldürebildi. Aslında mücadele daha yeni başlıyor. Bizim için çok farklı bir boyuta geçecek. Umarım her zaman böyle oluruz ve Metin Lokumcu’nun boşuna ölmediğini tarihe ispatlarız” dedi.

Avukat Nagihan Budak ise 10 yıl 28 gün sonra nihayet Metin Lokumcu’nun katillerinin basit bir dikkatsizlikten kaynaklanmadığını, kasıtlı olarak hareket ettiklerini yargı makamı tarafından kabul edildiğini belirterek,  “Hâkim, Sanıkların eylemini bu kapsamda değerlendirilmesi için ağır ceza mahkemesine gönderdi. Dosya kapsamındaki deliller eylemin bilerek, isteyerek, öngörerek sonuçlarından haberdar olarak yoğun bir şekilde gasp kullanıldığını gösteriyordu. Dosyadaki adli tıp raporları da bu gasp neticesinde Metin Lokumcu’nun öldüğünü söylüyordu. Geçtiğimiz senede bu karar verilebilirdi ama bugün verildi. Geciken bir adalet fakat biz 10 yıl 28 gündür yaptığımız gibi daha öncesinde ve bundan sonra da yapacağımız gibi adil bir yargılama için Metin Lokumcu’nun katillerinin cezalandırılması için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

Sol Parti Artvin İl Başkanı Sercan Dede de duruşmanın ardından konuşma yaptı. Dede bundan 10 sene önce suyuna, deresine, çayına sahip çıkan Hopa halkının, bu ülkenin adaletle, demokrasi mücadele tarihine gösterdiği direniş ve cürretle adını altın harflerle yazdırdığını belirterek, “Aradan geçen 10 sene boyunca Metin hocamızı, hayatını çalıp yanımızdan alanlar ne yazık ki yargılanmamış ve mahkeme karşısına çıkartılmamıştır. Metin Lokumcu’yu öldürenlerin yargılanması bir tarafa emri ben verdim diyenler bu süreç boyunca Metin Lokumcu’nun katillerini saklamış ve arka çıkmıştır” diyerek bir önceki duruşmada bu davanın ağır ceza mahkemesinde görülmesi ve sanıkların buraya gelerek mahkeme önüne çıkması gerektiğini talep olarak ilettiklerini ancak mahkemenin avukatların taleplerini reddettiğini beyan etti.

Bugün görülen 2’nci duruşmada ağır ceza talebinin kabul edildiğini, bunun elbette bir kazanım olduğunu fakat bunu yeterli bulmadıklarını açıklayan Dede, “Bu talep 10 yıldır bu davanın peşini bırakmayan avukatlarımızın, Metin Lokumcu’nun ailesinin ve arkadaşlarının çabasıyla mümkün kılınmıştır. Metin Lokumcu’nun düşlerinin, fikirlerinin ve hayallerinin peşinden gitmeye devam ederek mücadelemizi sürdüreceğiz. Bizler eğer Metin Lokumcuların, Kazım Koyuncuların hayallerini ve düşlerini gerçekleştiremesek bu ülke çetelerle, mafyalarla bugünkü gibi türemiş bir düzene hapsolur ama bu ülkenin ilerici, devrimci, aydınlanmacı birikimi bu ülkeyi bir grup çeteciye bırakmayacaktır” dedi.

Dede konuşmasını “İnanıyoruz ki yan yana omuz omuza vererek hem bu davada hem de başka davalarda bu mücadeleyi sürdüreceğiz ve aydınlık günleri sağlayacağız. Hopa direnişi, Cerratepe ve İkizdere’de olduğu gibi bugün de devam ediyor. Onların baskıları, faşist yöntemleri aynı şekilde sürse de direnenlerin sesi kısılmıyor. Bu ülkenin direnenleri mücadelesini sürdürüyor. Bu ülke tüm bu baskılara rağmen çay toplayan ellerden yaylalardaki adımlarımızdan derelerin çağıltısından gelen Karadeniz’de metin olanların sesinden gelen bu direnişle bu ülkeyi karanlığa teslim etmeyeceğiz” ifadelerini kullanarak sonlandırdı.

DİLAN ŞAHİNBAŞ