YEREL
Giriş Tarihi : 15-07-2021 09:56   Güncelleme : 15-07-2021 09:56

Madencilik Sektöründe Kamu Yararı ve Altın İşletmeciliği

Yeşil Artvin Derneği, “Madencilik Sektöründe Kamu Yararı ve Altın İşletmeciliği” başlıklı sunum yayınladı.

Madencilik Sektöründe Kamu Yararı ve Altın İşletmeciliği

Sunumda Artvin ili ve ilçelerine ait maden ruhsat alanlarına da yer verildi.

DİLAN ŞAHİNBAŞ

Kamu yararının geniş anlamıyla toplumun gereksemelerini karşılayan, toplumun bütün çıkarlarını gerçekleştirmek amacıyla girişilen çalışmalar olarak tanımlandığı belirtilen sunumda, “Madencilik, kamu yararı doğrultusunda planladığı ve uygulandığı ölçüde toplumsal kalkınmaya önemli destek olan bir sektördür. Üretilen madenin ülke sanayi bir sektördür. Üretilen madenin ülke sanayisinde kullanılması, üretilen nihai ürünler, istihdam edilen çalışan sayısı, yan sektörlerdeki istihdam, üretilen madenin piyasa değeri, devletçe alınan vergiler, devlet hakkı vb. gibi kalemler kamu maliyesinin girdileri ve toplumsal değerlerdir” dendi.

Sunumun devamında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 168’inci maddesine yer verildi ve “Buna göre; doğal kaynakların belli bir süreç için gerçek ve tüzel kişilere devredilmesi istisnai bir durumdur ve özel şartlara bağlanmıştır. Bu özel şartlar kanunlarla açıkça belirlenmiş olup gözetim ve denetim yetkisi devletin tasarrufuna bırakılmıştır. Ancak; son yıllarda uygulanan politikalar ile istisnai durum genelge uygulama haline dönüştürülmüş, hemen hemen hükümleri düzenleyen Anayasa, Maden Kanunu ve diğer mevzuatta madenlerin korunması, verimli biçimde işletilmesi, işletmesinde kamu yararının gözetilmesi gerektiğine ilişkin açık bir düzenleme bulunmaktadır” denilerek son yıllarda Türkiye’de özellikle altın, gümüş, bakır, endüstriyel hammaddeler vb. gibi değerli madenlerin büyük bir kısmının çok uluslu şirketler ve yerli ortakları tarafından işletildiği belirtildi.

Yabancı şirketlerin, genellikle uluslararası hukuk çerçevesinde ilişkilerini yürütmekte ve anlaşmalarını bu şekilde yapmakta olduğu söylenen sunumda, “Uluslararası tahkim yasalarına göre çalışma yapmaktadır. Bu çalışmaları yaparken devletlerarası anlaşmaların kendi yararına olan maddelerinden azami ölçüde yararlanmaktadır. Örneğin; Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması ile maden üretildiği ülkede ya hiç vergi vermeme ya da daha az vergi verme avantajına kavuşmaktadır. Bu kapsamda anlaşma imzalanmış ülkelerin yabancı sermayeli şirketleri kendi ülkelerinde vergi ödemektedir. Bu konuda değişik modeller mevcut olup genellikle gelişmiş ülkeler lehine bir durum söz konusudur. Ülkemiz, 80 ülke ile Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması imzalanmıştır. Bu ülkeler içinde ülkemizde altın üretimi yapan şirketlerin kayıtlı oldukları Kanada, Avustralya gibi devletlerde bulunmaktadır” dendi.

Sunumun devamında “Madencilik Yatırım Teşvikleri” başlıklı bölümde “Ülkemizde yapılan madencilik faaliyetlerine devlet tarafından çeşitli teşvikler verilmektedir. Bu teşvikler incelendiğinde bazen ilk yatırım maliyetlerinin tamamı söz konusu teşviklerden karşılanmakta ve tabiri caizse yatırımcı cebinden beş kuruş harcamadan faaliyete başlayabilmektedir. Sonuçta söz konusu teşvikler devlet kasasından verilen halkın parasıdır. İlgili kanuna göre söz konusu teşvikler madencilik yapacak şirketlere yatırım ve işletme aşamasında verilmektedir” denildi ve tablo halinde madencilik yatırımlarına sağlanan devlet destekleri gösterildi.

“İstihdam” başlığıyla devam edilen sunumda altın işletmelerinde emeğin ve yoğun bir çalışma yapılmamakta olduğunun altı çizilerek, mekanizasyon ve makine ekipmanlarının yoğun kullanıldığı bir yöntemin söz konusu olduğunu ve bu durumun açık işletmede daha belirgin olup yeraltı işletmelerinde ise göreceli olarak çalışan sayısının daha fazla olduğunu ayrıca,  işletme ömrünün neredeyse yarısı süresince çalışanların sigorta primlerinin önemli bir kısmının teşvik kapsamında devlet tarafından ödendiği belirtildi.

Sunumun devamında “Çevresel Etki Değerlendirmesi” başlıklı bölümde mevcut Maden Kanunu’na göre işletmelerin olumlu ÇED raporu almak durumunda olduğunu, ancak kanundaki bazı istisnaların kullanılarak bu rapordan kurtulmaya çalışılmakta olduklarını, mecbur kalındığında ise bir şekilde çözüm bulunmadığı söylenilerek, “Şöyleki; kanunda 25 hektarın üzerindeki alanlar için ÇED raporu istendiğinde bazı şirketler 24 ,50 hektarlık alanlar için müracaat etmekte ve ÇEDden muaf olmaktadır. Bu basamak geçildikten sonra kapasite artışı istenerek alan genişletilmektedir. Daha sonra patlayıcı madde kullanımı için başvurulmakta ve izin alınmaktadır. Bilahare diğer yan tesisler için izinler alınarak süreç tamamlanmaktadır. Oysa proje bir bütündür ve başından itibaren planlanması ve buna göre değerlendirilmesi gerekir. İşletme daha sonra gelişip büyüyecekse bunun da ciddi ve bilimsel gerekçesiyle birlikte projelendirilmesi söz konusudur” denildi.

“Şirketler” başlığı ile devam edilen sunumda çok uluslu şirketlerin, dünyanın her yerinde benzer şekilde madenleri üretip kaynakları kendi ülkelerine, şirket ortaklarına aktarmakta oldukları ifade edilerek, “Bunu yaparken ‘sosyal sorumluluk’ adı altında yöre halkının bazı ihtiyaçlarını(!) karşılamakta kısaca şirin gözükmeye çalışmaktadır. İşsizliğin yoğun yaşandığı yörelerde istihdam yaratacağını, çevre duyarlılığının yüksek olduğu yörelerde çevre ile uyumlu çalışacağını söylemekte bunu da yandaş medyayı ve basını kullanarak, kamuoyu oluşturarak gerçekleştirmektedir. Bazı sözde sivil toplum örgütleri de bu şirketlere payanda olmaktadır. Sonuçta halkın ortak malı olan madenleri tüketerek ürettiği artı değeri kasasına koymaktadır” denilerek madenlerin; milyonlarca yılda oluşan, tüketildiğinde yerine konulamayan, hiçbir kişi ve zümrenin emeği olmadan oluşan, doğanın insanlığa sunduğu ortak değerler olduğunu ve bu nedenle insanlığın yararına plânlı ve rasyonel bir biçimde üretilmelerinin zorunlu olduğu bildirilerek yukarıdaki değerlendirmeler ışığında; altının öncelikle insanlık için gerekliliği ile çevresel ve diğer alanlardaki etkileşimleri de dikkate alınarak yapılan altın işletmeciliğinde kamu/toplum yararı bulunup bulunmadığının detaylı şekilde irdelenmesinin gerektiği vurgulandı.

Sunumun devamında Artvin ili ve ilçelerine ait maden ruhsat alanlarına ait haritalara yer verildi.