YEREL
Giriş Tarihi : 20-05-2021 11:17   Güncelleme : 20-05-2021 11:17

MACAHEL'DE DÜĞÜN

Artvin doğal güzellikleriyle olduğu kadar örf adetleriyle de zenginlikleri barındırıyor.

MACAHEL'DE DÜĞÜN

Çoruh vadisi Borçkalılar Dayanışma ve Gelişim Derneği Başkanı Hasibe Özkan Artvin Düğünleriyle ilgili yazıyı ele aldı. Kız isteme ve düğün adetlerini ele aldığı yazıda güzel örf adetlerimizi Gelecek nesillerin de gelenek ve göreneklerimizi aktarma adına güzel bir çalışma oldu.

Çoruh vadisi Borçkalılar Dayanışma ve Gelişim Derneği Başkanı Hasibe Özkan, 11 yıl önce Macahel Dergisine yazdığım düğün yazısını paylaştı. İşte Hasibe Özkan’ın kaleminden Artvin Düğünü:

“Önce kız istemeyle başlayalım. Kız istemeye giderken, sülalenin veya köyün ileri gelenlerinden sözü dinlenen, sayılan, sevilen insanlar seçilirdi. Kız istemeye genelde Perşembe'yi Cuma'ya bağlayan gece seçilirdi. Bu konu olumlu sonuca bağlanana kadar da sır gibi saklanırdı. Olumsuz. sonuçlandığında da kesinlikle açığa çıkarılmazdı. Kız istemeye gidenlere "elçi" denilir. Elçilik için hazırlanırken, kız evinin gelenin elçi olduğu anlaşılması için, elçiler kıyafetlerinde bazı değişiklikler yaparlardı (çorap veya yelek ters giyilirdi) Bu genel bir durum olmasa da, işin eğlenceli tarafıydı.

Böyle bir gecede gelen misafir kız tarafına bazı ipuçları verirdi. Gece uzun olacağı için önce hal hatır sohbetleri başlar, bu arada gecenin ilerleyen saatlerinde odada elçiler ve kız babası dışında kimse kalmazdı. Geç saatte konuya yavaş yavaş girilirdi. Konu önce kız babasına açıklanırdı. Aradan geçen uzun konuşmalardan sonra, kız babası eşine, çocuklarına ve yakınlarına danışmak için süre ister. Kıza açıklama görevi, varsa ablasına, yoksa kardeşlerine veya annesine düşerdi. Bazen birkaç yıl bile süren gidip gelmelerden sonra iş olumlu sonuçlandığında, sıra nişan hazırlıklarına gelirdi. Nişan için yapılan hazırlıkların başında ahşaptan bavul yapımı önemliydi. Genelde ceviz ağacından tercih edilirdi. Nişan alışverişi yapılırken, o dönemde hazır giyim yaygın olmadığından ipek ve satenden kumaşlar tercih edilirdi. Mutlaka "Kastumi" denilen döpiyes ve "Kondra" denilen topuklu ayakkabı nişana konurdu. Nişan bohçasının en ağır takısı olarak da"Beşibirlik" seçilirdi. Gelinin tüm ihtiyaçları düşünülür ve alınırdı. Nişanlanan çiftlerin birbirlerini hiç görmediği ve tanımadığı bile olurdu (ilk defa eşini düğün gecesi görenler de oluyordu) Nişanlılık döneminde gizli görüşülürdü. Hatta nişanlılar aile büyüklerinden kaçarlardı, bu adet saygıdandı.

Düğün tarihini kararlaştırmak için elçiler devreye girer ve tarih her iki tarafın kararıyla belirlenir. Bu tarihler genelde sonbahar olurdu. Tarih belli olduktan sonra, düğün için hazırlıklar başlar. Nişana konan ihtiyaçlara ilaveler yapılır ve buna düğün bohçası denilirdi. Bohça alışverişi tamamlandıktan sonra kız evine götürülürdü. Bohça götürülürken eş dostun haberi olduğu için, yol kesme adetini göz önünde bulundurarak, erkek tarafı bohça giderken tatlılar ve katmerler hazırlanır, yol kesenlere dağıtılırdı. Bohça düğüne yakın götürülür ve hemen bir terzi ayarlanır, bohça dikimi için kız evine gönderilirdi. Elbiselikler genelde ipek türü ağır kumaşlardan seçilirdi. Macahel’de, o dönemlerde gelinlik olmadığından kıyafetlere özen gösterilir ve terzilerin iyisi seçilir özen gösterilirdi. Düğün gecesi gelinin kıyafetleri sık sık değiştirilir ve en ağır olanlar giydirilirdi.

Macahel düğünleri evlerde olurdu.Kadınlar ve erkekler ayrı odalara alınır, koridorlar perde ile bölünürdü. Düğün davetleri için gençler ayarlanır, her köye bir adam gönderilir öylece davet konusu halledilirdi. Düğün hazırlıklarına 2-3 gün önceden başlanır, imece usulü baklavalar açılır, el makarnası kesilir, sarmalar sarılır, hayvan kesilir mutlaka etli yemekler yapılırdı. Düğünden bir gün önce köyden süt toplanır, toplanan sütlerden yoğurt yapılır, kesme çorba dediğimiz,elde kesilen makarna ve sütten yapılan bir çorba "sütli" dediğimiz tuzlu sütlaç yapımı için kullanılırdı. Düğün yemeklerini yapmak için aşçılar ayarlanırdı. Bu hazırlıklar sürerken bir taraftan gençler akordeonla eğlenirlerdi. Bu arada gençlerin gözü" aşçıhana"da olurdu. Aşçıhana dediğimiz düğün için yapılan kiler gibi bir yer. Düğün için yapılan özel baklava ve katmerler burada saklanır, gençler de nasıl çalarız planları yapar ve mutlaka planlarını gerçekleştirirlerdi.

Gelinin bineceği at önceden belirlenir ve özellikle beyaz ve bakımlı olan seçilirdi. Beyaz at boyalarla ve boncuklarla süslenir, boynuna güzel püsküller takılırdı. Geline eşlik eden "Dade"lerin atlarının beyaz olması gerekmiyordu. Ata binen bayanlar rahat edebilmek için çarşaf giyerlerdi. Gelinin giyeceği çarşafın renkli olmasına dikkat edilirdi. Düğün hazırlıkları sadece damat evinde yapılmazdı, aynı hazırlıklar kız evinde de yapılırdı. Gündüz kız evinde düğün olur, akşam damat evinde olurdu. Gelin almaya gidilirken, damat "Dade"leri (dade geline refakat eden seçilmiş kadınlar) yakınları ve komşulardan oluşan "Makari" (düğün konvoyu) oluşturulur akordeon eşliğinde kız evine doğru yola çıkılırdı. Kız evine varınca misafirler karşılanır ve kız evindeki düğün başlar. Bu arada gelinin hazırlıkları da başlar. Kuför olmadığından bu hazırlıklar gelinin yakın arkadaşları veya yakın akrabaları üstlenir. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra, gelin damat tarafından gelen "Dade"lere hoş geldiniz ziyaretine götürülürdü. Dadeler hazırlıklıdır, gelin yanlarına gelirken, önüne elbiselik kumaşı serilir, gelin kumaşın üstünden yürütülürdü. Bu kumaş gelini süsleyen ve hazırlayanın hakkıdır, o kişiye hediye edilirdi. Bu arada "Dade"lere de şerbet ve kahve ikram edilir, ikramı getirenlerde bahşişlerini alırdı. Bu adetlerden herkes haberdardır"dade"ler de hazırlıklı olurlardı. Bu sırada damat evine "müjdeci" denilen gençler gönderilirdi. Önceden hazırlanan müjde yastığı gençlere verilir, müjdeciler düğün alayından önce yola çıkarlar ve herkesten önce damat evine varmak zorundalar. Eve vardıklarında damadı kapıya isterler, damat çıkar gençler, müjde yastığını uzaktan damada atalar, damat bu yastığı yere düşürmeden tutmak zorundadır. Müjdecileri de damat bahşiş bakımından memnun etmek zorundadır, verilen miktara bakılmazdı.

Gelinin evden çıkma zamanı gelmiştir, kardeşi veya bir yakını gelinin başına kırmızı yazmadan duvak örter, çıkacağı kapının üstüne çapraz bıçaklar saplanır gelin arasından geçirilirdi. Bu adet, gelinin her hangi kötülüklerle karşılaşmaması için önlem alma anlamına gelmekteydi. Gelin kapıdan çıkarılırken kızın yakınları kapıyı kapatır ve damat yakınlarından "kapıharcı" istenirdi. Uzun pazarlıklar sonucu kapı açılır, gelin çıkarılırdı. Gelin ve Dade'ler için atlar hazırdır. Gelin atının yularını, gelin tarafından bir genç tutardı, bu şahsa "yularcı" denirdi. Gelin konvoyun yolu kesilir, gereken yerine getirilirdi. Gelin almaya damat gitmezdi, kızın anne ve babası da damat evindeki düğün törenine katılmazlardı. Katılmaları ayıp sayılırdı. Akordeon eşliğinde "Yol Havası" müziği eşliğinde yola çıkılr, damat evine varana kadar böyle devam ederdi. Akordeon dışında yöreye özgü çok sesli şarkılarda vardı. Bu şarkılar düğüne katılan "Makar" denilen konvoy tarafından enstrümansız söylenirdi. (Macahel çok sesli korosu gibi.) Gelin kapıya yaklaşınca sandık ve şeker hazır olurdu. Gelinin attan kolay inebilmesi için sandığa ayak bastırılır, attan inmesi sağlanırdı. Hazırlanan şekerlerde gelinin başından kayınvalidesi tarafından düğüne gelen misafirlere doğru saçılırdı. Davetlilerin ağızları tatlansın, gelin de tatlılıkla huzurla geçinsin anlamına gelirdi. Kayınvalide, gelinin ağzına bal koyar, bal gibi tatlı geçinmek ümidiyle diye dua edilirdi.

Gelin kapıya vardığında, kız tarafın büyükleri geline ne hediye ediyorsunuz? diye sorulurdu. Kimi tarladan pay, kimi ahırdaki malından verme vaadinde bulunurlardı. Gelin içeri alınınca ayağını " Kera" denilen, ocakta sabit duran taşa bastırırlardı. Galiba bu da gelinin o aile içinde taş gibi yerinde ağır olması anlamına geliyordu. Gelin için evin bir odasında bir köşe süslenir ve perde ile kapatılırdı. Gelin oraya alınır dinlendirilirdi. Dinlendikten sonra perde açılır ve duvağını açmak için, varsa gelinin kardeşi veya yakını davet edilirdi. Duvak bıçak yardımıyla açılır ve duvakla birlikte bıçak tavana saplanırdı. İsteğe göre bu adet başka şekilde de uygulanırdı. Duvağı açan genç bekarsa, gözüne kestirdiği bekar genç kız olursa onun üstüne doğru atardı. Bu davranış, genç kıza talipli olduğu anlamına gelirdi. Gelin, davetliler karşısında oturamaz, ayakta durmak zorundadır. Yorulduğunu fark eden dadeleri perdeyi kapatır ve gelini dinlendirirler. Bu arada da kıyafet değişikliği yaparlardı. Düğünlerde gelinlik giydirme adeti olmadığından, geline en güzel kıyafetlerden seçilir ve değişik değişik giydirilirdi. Gelinin düğün gecesi için hazırladığı süslü bir mendil bulunurdu. Bu mendilin adı "Temenna Mendili"denirdi. Sert bir kartona gerilir, düzgün olması sağlanırdı. Bu mendil gelinin sağ elinde durur, kim gelinle konuşursa ona cevap vermek anlamında gelin bu mendil ile karşısındakini selamlardı. Selamlama şekli ise,gelin mendili önce ağzına sonra da alnına götürür temennasını yerine getirmiş olurdu. Bu hareket aynı zamanda teşekkür anlamına da gelirdi. Gelinlerin konuşmasının ayıp sayıldığından olsa gerek, böyle cevaplamak şekli ortaya çıkmış.

Bu güzellikler yaşanırken bir taraftan da sofralar kurulur, yemek ikramları başlar, önce kız tarafından gelen misafirler sofraya davet edilirdi. Misafirlere özel bir istekleri olup olmadığı sorulurdu. Kız tarafının gönüllerini yapmak adettendi. Genelde istekler, birkaç tepsi baklava, birkaç karton sigara, birkaç tavuk vs.olurdu. Bu istekler mümkün olduğu kadar yerine getirilmeye çalışılırdı. Bazen pazarlıklar uzun sürer eksikler mutlaka tamamlanırdı. Bu eksikler tamamlanmadan kız tarafı yemeğe başlamazdı. Konu tatlıya bağlandıktan sonra yemeğe geçilirdi. Aynı durum kız evindeki yemekte de olurdu. Damat babasının oturduğu sofraya, üsütü örtülü baklava tepsisi gelir, örtünün altına bir miktar bahşiş sıkıştırılır sonra da o tatlıdan herkese ikram edilirdi. Damat evindeki düğün, genelde sabahlara kadar sürerdi. Bir taraftan eğlenceler sürerken, gecenin ilerleyen saatlerinde gelinin dadeleri, damadı görmek isterler. Damak en yakın arkadaşıyla veya bir yakınıyla gelinin odasına gelir, hoş geldiniz der ve bir müddet oturur. daha sonra izin isteyip odadan ayrılır. Sıra gelinin bahşiş bölümüne gelir. Bahşiş(takı)anlamındadır. Davetliler bahşişlerini vermek üzere gelinin odasına alınır, ve bir taraftan eğlence devam eder. Düğünler sabaha kadar sürdüğü için sabah,gelinin yakınlarına ve kız tarafından gelen misafirlere kahvaltı ikram edildikten sonra, misafirler uğurlanır ve düğün sona erer.

Böylesine güzel örf adetleri biraz olsun yaşatabilenlerden olduğumuz için şanslıyız. Gelecek nesillerin de gelenek ve göreneklerimizi yaşaması ve yaşatabilmesi dileğiyle.”