YEREL
Giriş Tarihi : 18-06-2022 12:32   Güncelleme : 18-06-2022 12:55

Maaşlar cebe girmeden buharlaşıyor

Maaşlar cebe girmeden buharlaşıyor

Eğitim-Sen Başkanı Köksal Gümüş: “Sanal rakamlara göre ‘’enflasyon farkı’’ değil insanca yaşamaya yetecek bir ücret istiyoruz!”

Eğitim- Sen Artvin Şubesi tarafından Milli Eğitim çalışanlarının maaşlarının insan onuruna yaraşır bir seviyeye çıkarılması için bir basın açıklaması düzenledi.

Halit Paşa Meydanında sendika mensuplarının katılımıyla gerçekleştirilen basın açıklaması Eğitim-Sen Artvin Şube başkanı Köksal gümüş tarafından okundu.

Gümüş açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“2021-2022 eğitim- öğretim yılı bugün itibariyle sona ermiş ve 1 milyondan fazla öğretmen 18 milyondan fazla öğrenci için yaz tatili başlamıştır.

Bu eğitim-öğretim yılında da AKP hükümetinin gerek ekonomiyi gerekse milli eğitim bakanlığını yönetememesinin sorunlarını yaşamaya devam ettik.

Eğitimde dini, vakıf ve derneklerin kuşatması artarken okullarda öğrenciler çeşitli programlar ve yarışmalar adı altında cemaatlere yönlendirilmeye çalışılmaktadır. Gelinen bu noktada görüyoruz ki AKP bırakın geçmişten ders almayı, aynı hatayı isteyerek ve sistematik şekilde yapmaya devam etmektedir.

Laik ve bilimsel eğitimden uzaklaştıran çalışmalar, yönetmelikler,

Hiçbir sorunumuza çözüm olmayan ve öğretmenler arasında ayrımcılığa yol açan öğretmenlik meslek kanunu,

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin göz ardı edilmesi,

Özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklarımızın formasyonu bile olmayan kişilere teslim edilmesi,

Kadrolaşma ve liyakatsizlik sorunlarımızdan sadece birkaçı Öğretmenler odalarında eğiti/öğretim, özlük haklarımızı nasıl geliştireceğimizden çok benzin fiyatlarını, artan hayat pahalılığını ve bu durumun nasıl düzelebileceğini konuşur olduk.

Eskiden teneffüslerde öğrencilerin doldurduğu kantinlerimiz gün geçtikçe tenhalaştı, bütün gün okulda olan lise öğrencilerimiz günü tek öğünle nasıl geçiştiririm derken Avrupa’da ki yaşıtları dünyayı gezmeyi planlıyor. Çocuklarımızın geleceğinin çalınmasına daha fazla izin veremeyiz, vermeyeceğiz.

Ülke tarihinin belki de en karanlık döneminden geçiyoruz. Bir avuç mutlu azınlık dışında kalan 84 milyon, ülkeyi yönetenlerin aldığı yanlış kararların bedelini ödüyor.

Dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 6 bin 74 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 19 bin 785 TL’ye ulaşırken ortalama kamu emekçisi maaşı 6 bin 750 lirada kaldı.

Bir yıl önce 7 lira 72 kuruş olan benzinin litresi bugün 28 lira 42 kuruşa çıktı. 2021 haziran ayında ortalama 4700 lira olan maaşımızla 543 dolar alabiliyorken bugün 6750 lira olan maaşımızla sadece 397 dolar alabiliyoruz. 

Hani maaşınızı dolarla mı alıyorsunuz? Sorusunu sorarak insanlarımızın sabrını ve zekasını sınayanlara

Haklısınız! Bizler döviz nedir bilmeyiz… ama şunu da sizlerin bilmesinde fayda var; bu topraklar çok iktidarlar gördü. Tencerelerimizin boşalması saltanatınızın sonu olacaktır!

Nereye baksak, ateş pahası fiyatlarla karşılaşıyoruz. Hangi birini anlatalım.

Patates alırken bile zorlanır hale geldik.

Yoksulluktan, işsizlikten bunalan milyonlarla dalga geçercesine, “Ülke büyüyor, çarklar dönüyor, insanlar iş buluyor” gibi nutuklara her gün bir yenisi ekleniyor.

Maaşlarımız daha cebimize girmeden buharlaşıyor.

Buna rağmen siyasi iktidarın temsilcileri “memur maaşları bütçeye yük” gibi pervasızca açıklamalara imza atmaya devam ediyorlar.

Ekonomi bakanı “bu sistemde dar gelirli dışındakiler kazanıyor,” deme pervasızlığını gösterirken o dar gelirlinin o çarklar arasında ezilmesini umursamıyor.

Ülkemizde yaşanan bunca sıkıntıya ve ekonomik yangına karşın Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘’ Ekonomide kurtuluş savaşı veriyoruz’’ diyor.

Bu halk kurtuluş savaşını 100 yıl önce vermiştir.

 Sizin savaşınız; kurduğunuz tek adam düzeni için çalışan ve üçer beşer maaş alan bürokratların cebi, bu iktidardan nemalanan havuz medyası, ihaleler yoluyla servetlerine servet katan şirketler ve tekelci sermaye güçlerinin çıkarlarını koruma savaşıdır.

Doğrudur, mevcut koşullarda bir kurtuluş savaşına ihtiyaç vardır. O da tek adam yönetimine ve onun sömürü, yağma ve baskı politikalarına karşı verilecek olan hak ve özgürlükler mücadelesidir.

Tüm bunlar yetmezmiş gibi, maaşlarımızı her gün, her an iliklerimize kadar yaşadığımız hayat pahalılığına göre değil, masa başında takla attırılan sanal rakamlara göre arttırmaya devam etmek istiyorlar.

Kendine ‘sendika’ diyen kimi yapılar ise içine sürüklendiğimiz derin yoksulluğa çözüm olarak Eşel Mobil Sistemini talep etmenin ötesine geçemiyorlar.

Oysa acilen yapılması gereken şey 2023’te yapılacak olan toplu sözleşmenin öne çekilmesi ve mevcut şartlara göre yeniden düzenlenmesidir.

Bu gidişe dur demek için tüm halkımızı birlikte mücadeleye çağırıyoruz.”

Dilan Şahinbaş