YEREL
Giriş Tarihi : 30-07-2021 10:05   Güncelleme : 30-07-2021 10:05

Liminal Spaces: Eşikte Kalmış Alanlar

Terk edilmiş bir ev, boş bir avm, çocukların olmadığı tamamen sessizliğe bürünmüş bir oyun parkı düşünün.

Liminal Spaces: Eşikte Kalmış Alanlar

Bu alanlarda tek başınıza olmak size nasıl hissettirirdi? Huzurlu ve mutlu mu hissederdiniz? Yoksa gerilir veya korkar mıydınız? Bu yazımda "Liminal Space" yani "eşikte kalmış alanlar" diye ifade ettiğimiz bu alanlardan bahsedeceğim...

Kapalı bir alışveriş merkezinde gezdiğinizi düşünün ya da yaz tatilinde kapalı olan bir okulda yürüdüğünüzü… Terk edilmiş bir evde tek başınıza olsanız nasıl hissederdiniz? Boş odalar, yankı yapan duvarlar, tamamen sessizliğe bürünmüş bir yer…

Bu anlattıklarıma liminal space olarak adlandırdığımız alanların birebir tarifi diyebiliriz. “Liminal” Latincedeki “limen” kökünden gelme “eşik” anlamında bir kelimedir. Liminal space ise iki alan arasında kalmış ve iki yere de ait olamamış yerleri ifade eder. Bir yerin sonu veya başı değil ortada kalmış halidir. Tanıdıktırlar ama aynı zamanda bilinmezdirler. Ayrıca "Liminal" İslam inancındaki cennet ve cehennem arasındaki alan yani “araf” ile benzetilebilir. "Arafta", "eşikte", arada kalmış mekanlar...

Genellikle terk edilmiş, boş ve nostaljik yerlerdir. İki nokta arasında kalmış bu alanlarda beklerken kişi gerilebilir, ürkebilir ve korkunç bir olayın eşiğinde olduğu hissine kapılabilir. Aslında biraz da bu sebeple eşikte kalmış alanlar olarak ifade edilir. Gereğinden uzun süren asansör yolculuğu, boş tren istasyonları, bomboş alışveriş merkezleri, sonu gelmeyen merdivenler, sessiz havaalanları ve uçsuz bucaksız koridorlar gibi yerlerin hepsi liminal spacelerdir.

Liminal Space olarak bahsettiğimiz bu alanlarda insanların gerilmesinin ve rahatsız olmasının tek sebebi bu alanların boş olması değildir. Normalde gözümüze tanıdık gelen bu alanlar aslında insanlarla dolu olmasına fazlasıyla alıştığımız mekanlardır. Normalde kadar kalabalık olmasını beklerken alanın bomboş olması beynimizde bir çelişki yaratır ve genel olarak tedirgin hissetmemize sebep olur. Yani aslında liminal alanlar günlük hayatta sürekli içinde olduğumuz ve tanıdık diyebileceğimiz alanlardır. Sadece bizim aşina olduğumuz halinden biraz farklıdır. Bu da bizim gerilmemize yol açar.

Bu bahsettiğimi şu şekilde hayal edebilirsiniz: Mahallenizde olduğunuzu düşünün. Ancak her sabah gördüğünüz o dükkan sahibi yok ve dükkan kapalı, hatta belki dükkanın içi eskimiş ve yıpranmış şeylerle dolu. Alışveriş yaptığınız market kapalı ve ışıkları sönük. Yollar bomboş. Evlerin içleri boş ve sessiz. Mahallenizde her zaman olması gereken o sesler yok. Belki korna sesi, belki çocuk sesi, belki bağrışmalar. İnsanlar yok ve etraf ölü gibi...

Liminal alanlar yalnızca fiziksel anlamda var olan mekanlar olmak zorunda değildir. Bir durumdan farklı bir duruma geçiş süreci de liminal space olarak adlandırılabilmektedir. Bir işten ayrılmak, yeni bir yere yerleşmek, evlenmek ya da ayrılmak gibi durumlar da aslında liminal space kabul edilir. Bu tür durumlar da güvensiz hissettirmektedir.

Liminal Spaceleri en çok video oyunlarında görmekteyiz. Oyun haritalarında tek başına gezerken hissedilen bu duyguların temel sebebi terk edilmiş hissi uyandırmasıdır. Video oyunu, fotoğraf ya da videolar olsun insanın terk edilme ve yalnız kalma korkusunun en belirgin kanıtı olan bu alanlar bize şunu sorgulatmaktadır: