YEREL
Giriş Tarihi : 17-09-2022 11:28

Karahan “Ya Koruyacağız Ya Yok Olacağız”

Karahan “Ya Koruyacağız Ya Yok Olacağız”

Eren Dağıstanlı, ‘‘Lafun Aykırısı’’ adını verdiği ve Youtube üzerinden yayınladığı bir video-röportaj serisinin son bölümünü de yayınladı.

Lafun Aykirisi serinin son bölümünde çeyrek asırdan fazladır Artvin'de madene karşı mücadele eden Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan'ı konuk ediyor.

Nur Neşe Karahan 90'lı yıllardan bugüne kadar Artvin halkının maden karşıtı mücadelesini, kendi hayatından kesitleri, biber gazıyla tanıştığı günü ve mücadeledeki deneyimlerini aktarıyor.

Eren Dağıstanlı’nın Youtube kanalındaki Lafun Aykirisi serinin son bölümünde çeyrek asırdan fazladır Artvin'de madene karşı mücadele eden Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan'ı konuk oldu. 90'lı yıllardan bugüne kadar Artvin halkının madene engel olmak için nasıl mücadele ettiğini, biber gazıyla tanıştığı günü ve mücadeledeki deneyimlerini anlattı. Lafun Aykirisi’nde  Karadeniz'de doğasına sahip çıkmak için mücadele eden kadınlar yer aldı.

Yeşil Artvin Derneği’n kuruluş hikayesini anlatan Nur Neşe Karahan “1994 yılında Artvin’deki madenin ilk imtiyaz sahibi olan Öner amca daireye geldi. Onların arazilerini kiralamak istediklerini ve altın madenciliği yapılacağını söyledi. Öner amcanın arazileri Kafkasör’de. Ben de gayri ihtiyari Artvin’in üstünde madencilik mi olur? Deyince, ‘Sana ne oluyor? Sen karışma’ dedi. Murgul Damar’dan madenciliği bildiğimiz için temiz bir şey olmadığını biliyoruz ve dolayısıyla tepkim gayri ihtiyari idi. Bir yandan duyumlar almaya başlamıştık. Ne oluyor diye araştırın bir şeyler oluyor dedim. O arada işte o dönemin valisi de bir yandan araştırıyor. Bu madenin Artvin için doğru bir şey olmayacağını öğreniyor. Ondan sonra da zaten ilk toplantılara da Oğuz hocaya böyle böyle bir toplantı yapacağız esnaf olarak, işte onun da getirdiği birtakım bilgilendirmelerle toplantıları yaptık. O dönemin valisi yine esnaftan birtakım insanları davet etmişti. Bunun Artvin için doğru bir şey olmadığını tek tek mücadele edilemeyeceğini bir araya gelip bir şey oluşturmamızı dernek veya bir şey oluşturup toplu bir halde mücadele etmemiz gerektiğini söyleyince 1995 yılında Yeşil Artvin Derneği kuruldu. Artvin halkı bir bütün olarak yıllardır mücadelesine devam ediyor” ifadelerini kurdu.

Cerattepe’deki madenin ruhsatını Mehmet Cengiz’in nasıl aldığını anlatan Karahan “Biz 2008’nin sonunda maden ruhsatını iptal ettirdik. Cerattepe 250 hektar Genya Dağı 4156 hektardır. İki ruhsat halindeydi ve ruhsatları iptal oldu. 2009’un başında da ruhsat iptalini yine danıştay onadı. Burada madencilik olmaz diye onadı. Biz o arada Artvin’deki sorun sadece Cerattepe veya Cerattepe’deki madencilik değil esasında Artvin’in üzerinde 325 maden ruhsatı olduğunu biliyorduk. O zaman ama tabi bu arada ana barajlar 125 HES hatta 176 olduğunu dile de getiriyorlardı. Peş peşe vadilelerdeki vahşi kıyım başladı. Onlarla işte mücadele etmeye başladık. 2012’de bir baktık ki yeniden ihale var maden ihalesi ve en başında Cerattepe ve Genya ihalesi var. Nasıl olur dedik ruhsat iptal edilen yerde yeniden bir ihale olamaz. Hukuksal olarak bu olmaz. Biz yine bütün büyük kurulu topladık. İktidarı muhalefeti hep beraber dosyamızı hazırladık Ankara’ya gitti. Parlamentoda grubu bulunan bütün partilere ve enerji bakanlığına bir de başbakana dosya hazırladık ama başbakanlıktan randevu alınamadı. Enerji Bakanı’na bir saat sunum yaptık. Nedenimizi, niçinlerimizi anlattık. Bir bakalım dedi yerin altı mı zengin, üstü mü zengin hangisi daha kıymetli dedi bizde hakikatten tekrar inceleyeceklerini düşündük. Ne yazık ki döndükten bir hafta sonra ihaleler gerçekleşti. Danışıklı dövüş bir ihale oldu. Özaltın A.Ş diye yine ne yazık ki Artvinli olan bir firma onunla beraber ihaleye girdi. Yani yan yana girdiler ihaleye. Özaltın’a kaldı ihale. Birkaç ay sonra da Rödevans sözleşmesi denen bir iki sayfalık sözleşmeyle işletmeyi Mehmet Cengiz’e devretti” diye konuştu.

Artvin halkının mücadelesini anlatan Karahan “Tabii biz yeniden mücadeleyi yükselttik. ÇED aldılar ve onun için dava açtık. O davayı kazandık. Mahkeme kararında eğer burada madencilik yapılırsa Artvin yaşam alanı olmaktan çıkar ve korunan alanlar tehlikeye girer diye kesin hükümlerle ÇED’in iptali yönünde karar verdi mahkeme heyeti. Artvin halkı olarak bu kararı kutladık. Bir baktık ki bu işin rengi değişiyor. Bunlar yine aynı rahatlıkla yukarı çıkacaklar 21 Haziran 2015’te sürekli nöbete başladık. 245 gün 24 saat hem Artvin halkı hem civar ilçelerimiz hem de Türkiye’nin her yerinden bu nöbete desteğe geldi insanlar. Ta ki 2016 yılının şubat ayına kadar inanılmaz bir güvenlik gücünün Artvin’e gelmeye başladığına dair haber almaya başladık. Yedi tane ilin güvenlik gücünü Artvin’e yığdılar. Birinci gün geçemediler ve ilk defa Artvin halkı biber gazıyla, plastik mermiyle tanıştı. Ben ilk gün öndeydim ve birisi direkt yüzüme biber gazını sıktı. Top gibi olan bir şey var onu attılar. Kafamı sıyırdı önümde patladı. O anda ben böyle bir acıyı bir daha yaşamadım. Aklıma da Metin Lokumcu geldi. dedim ki kalp krizi böyle bir şey ve böyle ölünüyor diye zannettim gerçekten. Yaşadık tesadüfen hakikaten bir şey olmadı. Artvin halkı yarım saat içerisinde neredeyse Artvin’in yarısı gazlanmıştı. İkinci gün devreye jandarma da girince işte bizleri gözaltına aldılar. Na yazık ki yarıp geçtiler. Hakikaten biz silahlı güç değiliz. Bedenimizle orada olduk. Ve biz Artvin halkı olarak yaşamsal mücadelemizi veriyorduk, anayasal hakkımızı kullanıyorduk. Yasadışı hiçbir şey yoktu ve sonuna kadar direnmeye çalıştık” ifadelerini kullandı.

Bu süreçte yorulduğunu ama mücadele etmeyi sürdüreceğini belirten Karahan “Yoruluyorsun ama gerçekleri bilmeseydik belki öyle aptal saptal yaşamaya devam ederdik. Bilince de yorulmak gibi şansınız yok. Arkamızı dönme şansımız yok. Ne olursa olsun mücadeleye devam etmek zorundayız. Yorulmak, pes etmek ve arkamızı dönmek diye bir şey söz konusu değil. Sadece kendi yaşamımız açısından değil hem geçmişimiz hem de geleceğimiz için mutlaka alanlarımızı, bütün dünya açısından da bu böyle korumamız lazım” ifadelerini kullanarak konuşmasını “Ya koruyacağız ya yok olacağız” diyerek bitirdi.

Dilan Şahinbaş

AdminAdmin