YEREL
Giriş Tarihi : 05-05-2022 01:01   Güncelleme : 05-05-2022 01:01

“İnsanca yaşayacağımız bir ülkeyi inşa etme gücümüz var”

“İnsanca yaşayacağımız bir ülkeyi inşa etme gücümüz var”

Hopa’da gerçekleştirilen 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü mitinginde emek örgütleri adına Zeliha Yıldırım konuşma gerçekleştirdi.

Hopa’da 1 Mayıs’ta emek örgütleri adına konuşma yapan Zeliha Yıldırım şovenizmin, cinsiyetçiliğin, ırkçılığın ve mezhepçiliğin krizi yönetmenin bir yolu olarak ülkenin ve halkın geleceğini tehdit ettiğini vurguladı.

Yıldırım konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Bugün 1 Mayıs, İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma günü. 1 Mayıs tüm dünyada, bu meydanda ve ülkenin her yerinde coşkuyla, umut ve heyecanla kutlanıyor. Umudumuzu, kararlılığımızı ve mücadele azmimizi Gezi davasında yeni bir AKP darbesiyle cezalar vererek bastırmak istediler. Hep birlikte daha gür haykırıyoruz, Gezi bu ülkenin yüz akıdır, direniş sembolüdür. Geleceğimize sahip çıkma iradesidir. Bu karanlık gidecek, Gezi kalacak. Gezi’yi dün savunduk, bugün savunuyoruz, yarın da savunacağız. AKP ve yargısı özgürlük mücadelemize engel olamayacak. Gezi ruhunu hapsedemeyecekler! Ne Taksim yasağı, ne verilen cezalar gidişlerini engellemeye yetmeyecek, GİDECEKLER…

Yıllardır emeğimizle, alın terimizle insanca çalışma, insanca yaşama mücadelesi veriyoruz. Ancak durumumuz her gün biraz daha kötüleşiyor.

Sömürünün çarkları milyonlarca işçinin, emekçinin canıyla, kanıyla döndürülmeye çalışılıyor. Güvenceli-kadrolu çalışma hakkımız yok sayılıyor, güvencesiz istihdama mahkûm olmamız bekleniyor. Anayasa ile güvence altına alınan çalışma hakkımız ortadan kaldırılıyor, KHK’lar ve geçici 35. Maddeyle on binlerce kamu emekçisi hukuksuzca ihraç ediliyor. Sendikalı oldukları için binlerce işçi işten çıkarılıyor.

Bu düzen yaşamı ve gezegeni tehdit eden büyük bir felakete dönüşmüştür. Kapitalist barbarlığın yarattığı yıkımın faturasını milyonlarca insan canlarıyla, doğa ise geri dönüşü olmayan tahribatlarla ödüyor.  Nükleer, termik, jeotermik santraller, HES’ler,  siyanürlü maden aramaları, atmosfere, toprağa salınan zehirli gazlar, zehirli atıklar ekolojik krizi derinleştiriyor, yeni pandemilere yol açıyor.

Çoklu krizlerin yaşandığı bu dönemde sağlıkta yaşanan kriz de günden güne derinleşmektedir. Pandemide bilimden uzak yaklaşımlar, sağlık hizmetlerinin ertelenmesi ve sağlıksızlık üreten bu sağlık sistemi bugün toplumun sağlığa erişiminde çok ciddi sorunlar yaratmaktadır. Evlerde oluşan sanal kuyruklar, aylarca sonrasına alınabilen randevular, gittikçe artan kalemlerle cepten ödemeler, kamusal sağlık hizmetlerini tüketen düzenlemeler ile özel hastanelere teşvik, sağlıkta eşitsizlik tüm topluma “artık yeter” dedirtmiştir.

İktidarın tepesindekiler farklı cinsel yönelimleri hedef haline getiriyor, yaşam haklarını bile çok görüyorlar. Üniversiteler iktidarın arka bahçesine dönüştürülürken gençler barınamadıkları için okuyamama tehlikesi ile karşı karşıya kalıyor. On binlerce akademisyen, bilim insanı ve genç akın akın yurt dışına göç ediyor. İktidar ülkenin en aydınlık beyinlerini kaçırtarak karanlık bir geleceğin parke taşlarını döşemeye devam ediyor. Bizim değil, sermayenin, patronların yüzünü güldüren bu düzen böyle gitmez. Bu bozuk düzen, bizim düzenimiz değil. Bu sömürü düzeninin bize vereceği hiçbir şey yok!

Tek adam rejiminin sona ermesi, demokrasi ihtiyacı ve köklü bir değişim talebi mutlu bir azınlık dışında tüm kesimlerin ortak talebidir.  Kamu ve özel ayrımı gözetmeksizin çalışma hayatının bütününde uygulanan güvencesiz çalışma biçimlerine son verilmesini istiyoruz. Şimdiye kadar uygulanan ve yandaş sendikalarla iktidar arasında orta oyununa dönen toplu iş sözleşmelerine son verilmesini grev hakkını içeren gerçek bir toplu iş sözleşmesi düzenlemesinin yapılmasını istiyoruz.

Emeğin, eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, barışın, laikliğin hâkim olduğu, çocuklarımızın TÜGVA,Ensar gibi gerici vakıflara mahkum edilmediği, eşit, kamusal, bilimsel eğitime ulaşabildiği, aç yatmadıkları bir dünya ve ülke istiyoruz. Birleşerek yaratacağız. Herkesin güvenceli ve insanca çalıştığı bir işinin olduğu, ekonomik krizlerin, salgınların faturasının emekçilere yıkılmadığı, mültecilik statüsünün tanındığı bir gelecek istiyoruz. Birleşerek gerçekleştireceğiz! Maaşlarına %60 zam ve yılda 4 maaş ek ödeme isteyen emeklilerin örgütlenmelerinin önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz, Tüm Emekli Sen kapatılamaz! Sendikal hak ve özgürlüklerin, hak arama yollarının önünün açıldığı, grevlerin yasaklanmadığı, yeni bir çalışma yaşamı istiyoruz. Birleşerek hayata geçireceğiz! Düşüncenin, ifade özgürlüğünün cezalandırılmadığı, savaşların olmadığı, sorunların barış ve diyalogla çözüldüğü, işkence ve kötü muamelenin yaşanmadığı bir ülke istiyoruz. Birleşerek ve ortak mücadele ile inşa edeceğiz! Kadınlara yönelik şiddet, taciz ve tecavüzün son bulduğu, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırıldığı, kimsenin cinsiyetinden, kimliğinden, inancından dolayı ikinci sınıf yurttaş muamelesi görmediği bir ülke istiyoruz. Birleşerek gerçekleştireceğiz! Çalışma hakkımızı ortadan kaldıran OHAL uygulamaları ve uygulayanları gidecek, birleşerek biz kazanacağız!  Biz tüm sömürülenler, yoksullaşanlar, ezilenler olarak bu düzeni değiştirme, 84 milyonun insanca yaşayacağı bir ülkeyi inşa etme gücümüz var. Birleşerek değiştireceğiz! Yaşasın 1 Mayıs!”

Dilan Şahinbaş