YEREL
Giriş Tarihi : 24-09-2021 11:24   Güncelleme : 24-09-2021 11:28

İlaçta ve sağlıkta tasarruf yapılamaz

Eczacı Asiye Akın Ergül, eczacılık sektörü hakkında birçok önemli noktaya değindi.

İlaçta ve sağlıkta tasarruf yapılamaz

Asiye Ergül, sağlık hizmetleri fiyatlandırma kararnamesinden, sağlık ürünlerinin son yıllarda market raflarına taşınmasından ve son yıllarda birçok eczacılık fakültesinin açılmasından bahsetti.

İlk olarak kendisinden bahseden Ergül, “Gazi Üniversitesi eczacılık fakültesi bin dokuz yüz doksan mezunuyum. Bin dokuz yüz doksan bir yılından beri Artvin merkezde Akın Eczanesinin işletmeciliğini yapıyorum. Yıllar içerisinde çeşitli STK'larda görev aldım. Amacım Artvin halkına hizmet edebilmek ve şehre katkı sunabilmekti. Şu anda da eczacılık görevimle birlikte Cumhuriyet Halk Partisi Artvin il Sekreteri görevini yürütüyorum” dedi.

“İlaçta tasarrufa gidilmesi ilaca ulaşılabilirliği azaltacak”

Sağlık hizmetleri fiyatlandırma kararnamesini nasıl değerlendirdiğinden bahseden Ergül, “Ağrı kesici jeller, bebek ürünleri, ağız jelleri, ağız spreyleri, boğaz spreyleri gibi sürekli reçete yazılabilen ve vatandaş için gerekli olduğu düşünülen elli iki adet ilaç Sosyal Güvenlik Kurumu’nun geri ödeme listesinden 15 Ekim 2021 tarihi itibariyle çıkarılıyor. Verilen bu karar kabul edilmesi mümkün olmayan bir karardır. İlacın tasarrufu olamaz, sağlığın tasarrufu olamaz. Bu olayın sonucunda ilaçta tasarrufa gidilmesi insanların ilaca ulaşılabilirliğini azaltacak. SGK'ların asıl görevi vatandaşın ilaca olan ihtiyacını eksiksiz karşılayabilmesidir. Sosyal devlette gerçek olan budur. Türkiye Eczacılar Birliği ve bizim bağlı olduğumuz meslek örgütleri bunu defalarca basında dile getirmesine rağmen bu ve benzeri birçok ürün dönemsel olarak ödemelerden çıkarıldı. Bunların sonucunda da ne yazık ki halkın ilaca ulaşılabilirliği daha da düşüyor. Bu durum eczacı örgütlerinin ve eczacıların kabul etmediği bir durumdur” diye konuştu.

“İlaçta ve sağlıkta tasarruf yapılamaz”

Muayene ücretlerinin eczane üzerinden zaten vatandaştan alındığını söyleyen Ergül, “Hastanelerde altı, aile hekimliklerinde aynı hastalıktan ikinci kere gidişte beş, özel hastaneler on beş, üniversite hastaneleri sekiz, eğitim araştırma hastanelerinden yedi lira zaten muayene ücreti alınıyor. Bunların üzerine ilaç fiyat farkları da ekleniyor. Hastanın ilaca ulaşılabilirliği hiçbir zaman kolay olmuyor. Hasta eczaneye gittiği zaman reçetesini verip ben bu ilacı alıyorum deyip alamıyor. Cebinden mutlaka bir para çıkıyor. Bu ödenmeyen ilaçlarla birlikte vatandaşın cebinden daha çok para çıkacak ve ilaç gideri daha çok artacaktır. Ödenmeyen ürün yelpazesi artarsa bu ciddi anlamda ilaca ulaşılabilirliği etkileyecektir. Bence bu kararın çıkma sebebi devletin üzerinde ki ilaç yükünü azaltmaya çalışmasıdır. Oysa ki biz eczacıların ve örgütlerin devlete sürekli anlatmaya çalıştığı şey şudur; ilaçta, sağlıkta tasarruf yapılamaz. Bu kabul edilemez bir gerçektir” ifadelerine yer verdi.

“Toplum sağlığı için eczane dışı ilaca karşıyız”

İlaç ve ilaç benzeri sağlık ürünlerinin son yıllarda market raflarına taşınmasından bahseden Ergül, “Vitaminler, mineraller, besin destek ürünleri, gıda takviyeleri dediğimiz sağlık ürünleri son yıllarda market raflarında yerini alıyor. İlacın ve ilaç benzeri bu tarz ürünlerin eczane dışına taşınmasını biz eczacılar olarak asla kabul etmiyoruz. Bunların doğru kullanımı hekim önerisi ve eczacı eliyle olmak zorundadır. Her ilaç dozunda kullanılmadığı zaman zarardır. Dolayısıyla vücuda oldukça zarar verir. Bu yüzden market raflarında bilinçsizce tüketilen, internette bilinçsizce satışa sunulan hiçbir ilaç ve benzeri ürünleri doğru bulmuyoruz. Meslek örgütlerimiz ve çatı örgütümüz olan Türkiye Eczacılar Birliği bu konuyla ilgili ciddi bir şekilde mücadele ediyor. İnternet üzerinden veya marketten alınan ilaçların nasıl kullanılacağını bilen yetkili bir insan yok. Bu konuda yetkili kişiler eczacılardır. Markette, internette bu tarz danışmanlık hizmeti verilmediği için ve ciddi rantlar döndüğü için bu tarz ürünlerde çok kontrolsüz kullanım mevcuttur. Bu kontrolsüz kullanımlar sonunda da basında sürekli yer aldığı gibi sahte ilaç üretimleri, sahte ilaç satışları artı fazla doz kullanımından ölümler, hastanelere yatış ve geri dönülmeyen sonuçlarla karşılaşmaktayız. Bu yüzden toplum sağlığı için eczane dışı ilaca karşıyız. Eğitim seviyesi en yüksek olan ülkelerden birisi Amerikadır. Amerika da ilaçlar market raflarında satılıyor. Bunun sonucunda ise en çok ilaç zehirlenmeleri, ölüm vakalarının görüldüğü ülke yine Amerika oluyor. Dolayısıyla bizler ilacın eczane dışında satılmasına doğru bulmuyoruz. Çünkü halk sağlığı açısından telafisi güç sonuçlar doğuruyor. Bu uygulamalar eczacılığı da öldürüyor. Eczaneler son yıllarda zor şartlarda ayakta duruyor. Dolayısıyla bu tarz ürünlerin eczane dışına çıkması hem halk sağlığını tehdit etmekte hem de eczane ekonomilerine ciddi zararlar veriyor” dedi.

“Eğitimli işsiz ordusu oluşuyor”

Tüm bölümlerde son yıllarda altyapı ve akademik kadro eksikliğiyle bir sürü üniversite açıldığını söyleyen Ergül, “Özellikle özel ve vakıf üniversiteleri bünyesinde fakülteler açılıyor. Örneğin diş hekimliği fakültesi doksan beş tane, hukuk fakülteleri seksen beş tane, tıp fakültesi yüz kırk, eczacılık fakültesi elli yediye ulaşmıştır. Bu okullardan mezun olan kişilere iş olanağı sunulabiliyor mu diye sormak gerekir. Bu yalnız eczacıların problemi değil. Bu tüm meslek örgütlerinin toplanarak çözmesi gerektiği bir konu olduğuna inanıyorum. Bu üniversiteler açılırken hangi meslek grubunda ne kadar iş istihdamı sağlayabiliriz, ne kadar eğitim kalitesini arttıracak öğretim görevlileri, bilim adamlarını burada istihdam edebiliriz diye düşünülmeden verilen kararlar sonucunda yüzlerce eğitimli işsiz ordusu oluşuyor. Eczacılık fakültelerinden her yıl yüzlerce mezun veriyoruz. Şu an elli yedi üniversiteden kırk dört, kırk beş tanesi aktif öğrenci alıyor. Çok büyük bir çelişkidir ki bu kadar üniversiteden mezun olan meslektaşımız var iken diğer taraftan da nüfusa bağlı eczane açma kısıtlaması getiriliyor. Mezun olan insanlar nerede istihdam edecek diye düşünmüyorlar” diye konuştu.

“İşsiz, aç ve ücretle çalışmaya mahkûm oluyorlar”

Eczacılık okumanın ciddi anlamda kişiye ve ailelere maddi yükler getirdiğini ifade eden Ergül, “Eczacılık toplumda saygın meslektir. Bu mesleğin eğitimi ağırdır ve üniversiteler ve bölümler maddi anlamda ailelere ve öğrenciye ciddi ekonomik yükler getirir. Beş, altı yıllık koskocaman ağır eğitimlerden çıkan bu meslek gruplarının öğrencileri daha sonra işsiz, aç ve ücretle çalışmaya mahkûm oluyorlar. Toplumun saygısını da yitiriyorlar. Beş, altı yıl boyunca okuyup bir profesörün dersine dahi giremiyorlar. Benim üniversiteden mezun olduğum zamanlar yani bin dokuz yüz seksen beşte Türkiye’de sekiz tane eczacılık fakültesi vardı. Otuz yılda bu sayı çok üst rakamlara çıktı. Bu korkunç bir büyüme. Keşke mezun olan kişilere iş olanakları sağlansa da bu sayıların bir önemi olsa” dedi.