YEREL
Giriş Tarihi : 25-08-2021 23:24   Güncelleme : 25-08-2021 23:24

İKLİM KRİZİ VE DOĞAL AFETLERDEN EN ÇOK ETKİLENEN ARILAR OLDU

Ülkede bal üretiminde geçtiğimiz yıla göre düşüş yaşandı. Sebebi ise küresel iklim değişikliği ve yaşanan afetler.

İKLİM KRİZİ VE DOĞAL AFETLERDEN EN ÇOK ETKİLENEN ARILAR OLDU

Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Ziya Şahin, Artvin’de arı yetiştiricileriyle bir araya geldi. Arı neslinin tehdit eden faktörler ve bal veriminin düşmesine neden olan sebeplerle ilgili Artvin Arı Yetiştiriciliği birliği üyeleriyle görüşen Başkan Şahin, burada önemli açıklamalarda bulundu.

Bitkilerin iklimle bağlantılı olduğunu, bitkilerin çiçek açmasının, çiçek açtıktan sonra tohum bağlaması için arıların tozlaşma yapması gerektiğini belirten Şahin, “Eğer bitkilerin çiçeklenme döneminde fazla yağışlar ve ani hava değişimleri olursa bu sefer arılar yeterince faydalanamayacak, yeterince çiçeğe gidemeyecektir. Bu yönüyle arılar bal üretimi ve polen üretimi dönemlerinde çalışamayacakları için küresel iklim değişikliğinden en fazla arılar etkileniyor diyebiliriz. Bir başka ifadeyle eğer gece ve gündüz arasındaki ısı farkı değişirse arının kovan içerisindeki faaliyetlerinde direkt etkileneceği için bu da arılarımızı olumsuz etkileyecektir. Her şeyden önce bu küresel iklim değişikliği döneminde şunu çok iyi açmamız gerekiyor; hayvancılık ve bitkisel üretimde,  tarımsal üretimde arılara ihtiyacımız var mı, yok mu? Bir de meseleye bu yönden bakmamız lazım” diyerek tarımcıların küresel iklim değişikliğinden çok etkilendik diye şikayet ettiğini ama tarımcının ettiği şikayetin bir fazlasını yani arıları düşünmek durumunda olduklarını ifade etti.

Devlet’in, küresel iklim değişikliği ile ilgili tarım ve hayvancılık sektöründe değişik yöntemlerle destekler veya yaptırımlar getirecekse her şeyden önce bunun içerisinde arının olması gerektiğine dikkat çeken Şahin, “Bir kere badem alanları, meyve alanları tohum bağlayabilmesi ve meyveyi verebilmesi için arıların tozlaşmasına ihtiyaç duyacağı için arılara dair küresel iklim değişikliği ile ilgili çok aktif bir çalışmanın içersinde olmamız lazım. Biz bu konuda Türkiye Arıcılar Birliği olarak arıcılarımıza uyarılar yapıyoruz. Küresel iklim değişikliğine karşı alınması gereken önlemler konusunda arıları baharlarda çok fazla parçalanmadan arının direk bal üretimine geçiştirilmesi ve bu konuda baharda daha iyi şartlarda daha iyi üretim yapılabilmesi için bahar şartlarının iyi oluşturulması konusunda çalışmalar yapıyoruz. Burada şunu belirtmemiz gerekiyor. Bazı bölgelerimiz de bizim bitkisel üretime daha fazla destek vermemiz gerekiyor ve bitkisel üretimi daha fazla destekleyerek arıcılarımızın da hizmetine sunmamız gerekiyor. Bu kültür bitkileri olarak lanse ettiğimiz, özellikle ayçiçeği, pamuk bitkisini devreye sokmamız lazım” dedi ve kırsal alanlarda da lavantanın ön plana çıkarılması gerektiğinin altını çizdi.

Geçtiğimiz haftalarda ülkenin Ege ve Akdeniz Bölgesinde çıkan yangınların ardından arıların nasıl etkilendiğini değerlendiren Şahin, “Osmaniye ilinden başlamak üzere Mersin, Antalya, Manavgat, Alanya ilçelerinde en sonunda Bolu’da çok ciddi ormanlar yandı. Özellikle Alanya ve Manavgat’ta 3-4 bin civarında arılarımız yandı. Orda bizim kışlatma olarak koyduğumuz, iki yüz elli, üç yüz arının konakladığı bir bölgedir. Bu bölgede gerek arılık alanlarımız kül oldu. Maddi olarak bunlar karşılanabilir ama her şeyden önce oraya giren arıların bir bal ve polen üretim kaynağı, bir kış boyunca arıların ve arıcıların orda yaşam kaynağı yok oldu. Muğla’ya bakacak olursak bu alanda da aşağı yukarı doksan bin hektarlık bir çam balı üretim alanı var. Bu alanın yüzde onu yani 7-8 bin hektarı yandı. Bu şu demektir: Buraya Türkiye’den her yıl 3 buçuk milyon arı kovanı geliyor. Bunların 1 milyon 2 yüz elli kovanı da dışarıdan geliyor” ifadelerini kullandı.

Çam balı üretim alanının yanıp kül olduğunu, bu sene o ilde çam balı üretimi olabileceğini hiç zannetmediğini söyleyen Şahin, “Yangınlar sürecinde biz hep ordaydık. Devletimize şunu söylemek istiyorum; orda da 5-6 bin arımız yandı. Bu yanan arılar karşılanabilir ama benim özellikle üzerinde durmaya çalıştığım buradaki çam balı üretim alanımız bizim 3 buçuk milyon arıya yataklık yapılan bir yer. Yani orda yirmiye yakın köy yandı. Bizim burada yapmamız gerekenlerden 1’incisi orman yangından sonra yaş kalan ağaçların kesilmemesi, 2’ncisi orda mutlak suretle aşılama yani bal üretim alanlarını kaydırma yöntemini uygulamamız lazım, 3’üncüsü orda artık yeni ormanlar yerine oradaki kozalardan yeni ağaçların filizlenmesini beklememiz gerektiğini ifade etmek istiyorum” dedi.

Türkiye genelinde 8-9 bin civarında kovanın yandığını, bu yanan kovanların Türkiye’nin arı varlığının on üçte biri olduğunu açıklayan Şahin, “Arı sütünün insan sağlığına olan katkısı özellikle propolisin için de bulundurduğu özellikleri nedeniyle COVİD-19 salgınına karşı çok iyi bir direnç sağladığı artık bütün dünya bunu bu şekilde ifade ediyor. Bilim bunu ifade ediyor. Biz bilime itibar etmek durumundayız ancak sokak ortasında gördüğümüz propolisi de alıp tüketmek yerine artık markalı, bilinen yerlerden propolis almak daha evladır çünkü ülkemizde yurtdışından özellikle Çin’den belli belirsiz olan propolisler de giriş yapıyor. Bu konuda vatandaşlarımızın da biraz uyanık olması gerekiyor” dedi.

Karadeniz de yaşanan doğal afetlerin arılar üzerindeki etkisini değerlendiren Şahin, “Bu doğal afetlerin özellikle Kastamonu’da daha tespitleri bitmedi ama orda da ciddi ağır kayıpların olduğu ifade ediliyor. Devletimizin tamamlayamadığı yerde biz arıcılar birlikleri birbiriyle destek olarak o arıcı vatandaşımızı ayakta tutarız. İklim değişikliklerine alışacağız sanırım ama bununla ilgili planlarımızın, programlarımızın olması gerektiğini ifade ediyorum. Devletimizin bununla ilgili planları olursa da uygulamaya çalışacağız” diyerek bal üretiminde 2021 yılında 2020 yılına göre ciddi düşüşler yaşandığını, özellikle yüksek yayla balında ciddi bir üretim düşüklüğü olduğunu, bu konuda arıcıların bankalara olan borçlarının acil olarak ertelenmesi gerektiğinin altını çizdi.

Yaşanılan afetler ve küresel iklim değişikliğinden dolayı bal üretiminde düşüş olduğunu belirten Şahin, “Gelecek yıllar için özellikle kültür bitkilerine biraz daha ağırlık vermemiz lazım. Yağlık bitkiler konusunda çalışmalar yapmamız lazım. Çiftliklerde, ketelik alanlarımızda, kırsal alanlarımızda lavanta gibi bazı bitkileri ön plana çıkararak bunlardan bal üretimini sağlamamız gerekiyor. Arıcılarımızın da artık yöntemlerini değiştirmesi gerek. Arı yetiştiricilik yöntemlerini değiştirip farkındalık yaratması gerekiyor” dedi.

Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Ziya Şahin açıklamalarının devamında sahte balın suç olduğunu, sahte balı üreteni de satanı da tedarikten kaldırmak gerektiğini söyleyerek, “Net önlemler net cezaların uygulanması gerekiyor. Sahte bal dediğimiz taşişli bal ile ilgili Türkiye Arıcılar Birliğinin 2019 yılından bu yana uyguladığı, araştırdığı bir AR-GE projesi var. Tarım ve Orman Bakanlığıyla beraber bu taşişle ilgili değişik yöntemler, değişik analizler validasyon ediliyor. Bu validasyon çerçevesinde önümüzdeki günlerde bakanlığın birtakım uygulamaları, kararları ve tedbirleri çıkaracağını biliyorum. İki üç ay içersinde bu tedbir çıkmış olur diye düşünüyorum” dedi.

Şahin açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi;

“Türkiye’de ıslah projesi özellikle bölgelerimizde arılarımızın ıslahı kendi alanlarında korunmasıdır. Bunun tespiti koruma alanları ıslahının yapılması. Koruma alanı ıslahı yapılan arıların bulunduğu alanlarda damızlık merkezleri oluşturularak buradan çıkacak damızlıkların vatandaşlarımıza servis edilmesi, verilmesi gerekiyor. Bunu 5 ilimizde yaptık ve bunların koruma alanlarını oluşturduk. Tespitleri yapıldı iki 3 yıl içerisinde ıslahları da yapılarak vatandaşlarımıza servis edilecektir.

DİLAN ŞAHİNBAŞ