YEREL
Giriş Tarihi : 06-05-2022 11:12   Güncelleme : 06-05-2022 11:12

Hava artık işçiden esiyor

Hava artık işçiden esiyor

Direnen işçiler kazanıyor

Hopa’da düzenlenen 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde Handan Ustabaş Tertip Komitesi adına konuşma yaptı.

Hayat pahalılığı, çaydaki kota ve ÇAYKUR'un özelleştirilmesine tepki gösteren Hoplalılar tulum eşliğinde 1 Mayıs'ı kutladı.

Hopa'da 1 Mayıs coşkuyla kutlandı. Eğitim Sen, SES, Tüm Bel-Sen, Belediye İş,Tüm Emekli Sen, Umut-Sen, CHP, SOL Parti, EMEP, ESP, HDP, TİP ve Halkevleri'nin katılım gösterdiği 1 Mayıs mitingi için saat 12.30 civarında çay fabrikası önünde toplanıldı.

Kortej oluşturan kitle; hayat pahalılığına, zamlara, savaşa, yoksulluğa, çaydaki kotaya, kontenjana ve ÇAYKUR'un özelleştirilmesine karşı farklı talepleri içeren pankartlar ve sloganlarla şehir merkezine doğru yürüyüşe geçti.

Metin Lokumcu Meydanı'na gelen katılımcılar yapılan saygı duruşundan sonra açıklamalar okundu. Konuşmalarda hayat pahalılığına, zamlara, savaşa, yoksulluğa, çaydaki kota ve kontenjana, ÇAYKUR'un özelleştirilmesine karşı vurgular yapıldı.

1 Mayıs Tertip Komitesi adına konuşma yapan Handan Ustabaş şu ifadeleri kullandı:

“Selam olsun Amerikada 1800 lerde direnen işçi sınıfına, selam olsun 77 Taksim direnişçilerine, selam olsun 99 yasaklı 1 mayısı özgürleştiren Mehmet Akif dalkıya, selam olsun geziyi, Hopa direnişini yaratanlara.

Her gün hak gasplarıyla işçilerin, emekçilerin hakları yok sayılıyor sendikalı oldukları için işçiler işten atılıyor. Ancak işçiler patron ve sermayeye direniş ile karşılık veriyor. Somada madenciler direniyor. FARPLAS işçileri direniyor. Yemek sepeti işçileri direniyor. Sendikalı oldukları için Sabancı tarafından işten atılan Enerji-sen üyesi enerji işçileri direnişlerine devam ediyor. Trendyolda çalışan esnaf kuryelerin başlattıkları eylem kazanımla sonuçlandı. Bu kazanımın ardından kuryeler tekstil işçileri metal işçileri belediye işçileri liman, basın, petrokimya ve gıda iş kollarında çalışan emekçiler grevlerle direnişlerini sürdürüyor ve bir bir kazanımlar elde ediyor. Hava artık işçiden esiyor ve direnen işçiler kazanıyor.

Dünyayı esir alan çoklu krizler emperyalist güçlerin hegemonya savaşlarını tırmandırmaktadır. Ortadoğu ve dünya halklarına acı ve yıkım dışında bir şey getirmeyen savaş odaklı küresel ve bölgesel gelişmeler tüm yakıcılığıyla devam etmektedir. AKP MHP ittifakının yaşadığı/yaşatığı siyasal kriz her gecen biraz daha derinleşirken bu krizin faturasını yoksul halklar, işçiler emekçiler kadınlar ve gençler ödemektedir. Emekçilerin hayat pahalılığına ve zamlara karşı seslerinin daha gür biçimde yükselmeye başladığı bu dönemde ekmek kavgası mücadelesi ülkenin dört bir yanında büyümeye devam etmektedir. Bu krizi biz yaratmadık bedelini de biz ödemeyeceğiz. Elektriğe suya peynire sebzeye meyveye gelen zamlarla artık yaşayamıyor ve geçinemiyoruz buna karşı hep birlikte ses çıkartalım ve zamlara karşı birlikte mücadele etmekten vazgeçmeyelim.

Sevgili Hopalı lar 31 Mayıs 2011 de çayda sömürüye son, derelerimiz özgür aksın diyen Metin Lokumcu hocamız bu meydanda katledildi. Katillerden hesap soracağız. Metin Lokumcu için adalet mücadelemiz devam edecek. Hopalıları 1 Temmuz da Trabzon adliyesine Metin hocamız için adalet demeye çağırıyoruz.

Hukuk ve adalet konusunda sarayın talimatlarını yerine getiren mahkememeler geziyide mahkûm etmeye çalışıyor. Haziran isyanında bu ülkenin özgürlük ve adalet talebi için sokaklardaydık. Gezide verilen kararlar hükümsüzdür geziyi hapsedemez tutuklayamazsınız. Ali İsmail’e, Berkine, Ahmet Atakana, Abdullah Cömert’e Hasan Ferit Gedik’e Ethem Sarısülük’e Mehmet Ayvalı TAŞ’a sözümüz var halkın iktidarını kurana kadar mücadele edeceğiz.

Pandemi boyunca salgını önlemek yerine kadınlar, çocuklar ve tüm emekçiler için insanca yaşam koşullarını garanti altına almak yerine, sermayenin çıkarlarını koruyan ve bunun için kadınlar üzerindeki patriarkal baskıları yoğunlaştıran bir iktidar ile karşı karşıyayız. Pandemiyi “toplumu şiddet ile yönetme siyasetinin” gerekçesi haline getiren AKP-MHP ittifakının bir yılı aşkın süredir bize verdiği tek şey işsizlik, yoksulluk, hayat pahalılığı, erkek şiddeti ve her gün 300’ü aşkın insanın ölümü oldu. Emekçiler, kadınlar, doğayı savunanlar, LGBTİ+’lar, azınlıklar, mülteciler, göçmenler bu süreçte ölmesi normal sayılan “çıplak hayatlara” dönüştürüldü. Kadın cinayetleri, iş cinayetleri ve pandemik cinayetlerin ortasında, kadınların özerk varlıkları, hayat alanları ve hakları yok sayılırken, bu ölüm siyasetinin son adımı, kadınların sınırları ve kuşakları aşan mücadele tarihlerinin bir kazanımı olan İstanbul Sözleşmesi’nden bir gece yarısı kararıyla çekilmek oldu. Kabul etmiyoruz! İktidarın ölüm siyaseti karşısında, bedenimizin, emeğimizin, kararlarımızın ve hayatımızın sahibi olduğumuz özgür ve eşit bir yaşamı istemekte ısrarcıyız. Bu ısrarımızla bir yıl boyunca erkek şiddeti karşısında ve bu şiddeti meşrulaştıran iktidarın tüm kadın düşmanı politikaları karşısında birbirimizi savunduk, mücadele araçlarımızı geliştirdik. Israrımızda yalnız olmadığımızı, dünyanın her köşesindeki her kadınla aynı talepleri, arzuları ve yükleri paylaştığımızı biliyoruz. Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine ilişkin cumhurbaşkanı kararının iptali istemiyle açılan davanın duruşması Perşembe günü Danıştay’da yapıldı. Binlerce avukat ve kadın davaya katılarak bir kez daha İstanbul sözleşmesine sahip çıktık. Danıştay savcısı, çekilme kararının hukuka aykırı olduğunu açıkladı. Bir kez daha bu meydandan haykıralım İstanbul sözleşmesi bizim vazgeçmeyeceğiz.

Bölgemizin en önemli geçim kaynağı olan çay iktidarın uyguladığı politikalar yüzünden her gün daha da değersiz hale geliyor. Gübre fiyatları almış başına gidiyor.

 Biz çay üreticilerinin önünde iki tercih var: Ya toprağımıza geleceğimize sahip çıkacağız ya da tüccarların insafında bir gelecek süreceğiz. Tercihimiz de kaderimiz de ortaktır: Sadaka değil alın terimizi istiyoruz. Biliyoruz ki yalnız ve çaresiz değiliz. Çay üreticisi milyonlarız. Birlikte güçlüyüz.” Çay üreticileri olarak taleplerimiz var bu taleplerin yerine getirilmesi için Trabzon’dan Artvin’e kadar üreticiler olarak taleplerimizi hep birlikte örgütlüyoruz.

Taleplerimiz açık ve net;

*Yaş çay taban fiyatı uygulanmalıdır. Yaş çay taban fiyatı 9 TL, Organik yaş çay fiyatı konvansiyonel yaş çayın iki katı olmalıdır.

*Çay gübre fiyatlarının yüksekliğinden kaynaklı üretici enflasyon oranında sübvanse edilmelidir.

*Çay üreticisi özel sektör karşısında korunarak, taban fiyatın altında yaş çay alımı yasaklanmalıdır.

*Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’ne hazırlatılan, özel sektörü koruyan ve üreticiden saklanan yaş çay yasa tasarısı geri çekilerek üreticilerle yeniden hazırlanmalıdır.

*Çayda kota ve kontenjan uygulamaları kaldırılmalıdır.

*Mevsimlik işçiler kadroya alınmalıdır

*Toprak sağlığı ve verimliliği çalışması yapılarak, organik çay üreticilerinin çay sertifikaları çıkarılmalıdır.

Tüm bu sorunlar yumağında ekonomik kriz hukuksuzluk adaletsizlik doğa talanı sömürü geleceksizlik ve faşizm karşısında hep birlikte sıkılı bir yumruk olmalıyız. Bu sıkılı yumruk onların korku imparatorluğunu yıkacak. Bu ülkenin emekçileri yoksulları öğrencileri kadınları üreticileri bizler durmayacağız sinmeyeceğiz korkmayacağız gücümüze inanalım bu halkın onurlu insanları mücadele ederse kazanırlar. Hepinizi mücadele ve dayanışma duyguları ile selamlıyoruz.”

Dilan Şahinbaş