YEREL
Giriş Tarihi : 17-09-2021 11:06   Güncelleme : 17-09-2021 11:06

“Halk oyunları şehir tanıtımında bir numaralı etken”

“Halk oyunları şehir tanıtımında bir numaralı etken”

Dans Eğitmeni Ferhat Altuntaş ve Onur Dede, eğitmenliğe nasıl başladıklarını, il ve il dışında nasıl çalışmalar yaptıklarını ve bragi dans grubunun kurulma aşamalarını anlattı.

“Halk oyunları, şehir tanıtımında bir numaralı etkendir”

Dans Eğitmeni Onur Dede, küçüklükten beri halk oyunlarının içerisinde olduğunu ifade ederek, “Benim ailemde halk oyunlarını profesyonel olarak oynamış biri yok. Çocukken, halk oyunları oynayan abileri, ablaları izlerken çok büyük keyif alırdım, çok heyecanlandırdım. Okula başladığımda ilk işim bu olacak derdim. İlkokul bir de halk oyunları serüvenine başladım. Ondan sonra kesintisiz olarak yaklaşık yirmi yıldır bu işe devam ediyorum. O zamanlar ekipte oyuncu olarak bulunurken şimdi bu işin eğitmenliğini yapıyorum” dedi. Halk oyunlarının toplumu tanıtma açısından ve öneminden bahseden Dede, “Halk oyunları dediğimiz kültür, şehri tanıtmada bir numaralı etkendir. Özellikle Artvin gibi yörenin güçlü olduğu yerlerde ki biz halk oyunları olarak çok güçlü bir yöreyiz. Sayısız oyunumuz var. Derlenmiş, derlenmemiş birçok oyunumuz var. Türkümüz var. Bu yüzden Artvin'i tanıtmak için halk oyunları başlı başına bir reklam olabiliyor. Dolayısıyla yöremizi, değerlerimizi yediden yetmişe anaokulundan, ilkokuldan, yetişkin gruplara kadar her kişiyle bunu yaşatmaya çalışıyoruz. Bu işin birtakım zorlukları, eksikleri elbette oluyor. Her şekilde işimizi devam ettirmeye çalışıyoruz” diye konuştu.

“Avrupa'da otuz ülkeye gittik”

İl dışında hangi çalışmalar yaptıklarını anlatan Dede, “Üniversite için İstanbul’daydım. Orada işler buradaki gibi yürümüyor. İstanbul’da işin biraz daha ticari boyutu var. Orada işini iyi yapıyorsan ve iyi dansçıysan seni zaten boş bırakmıyorlar. Kulüpler olsun, üniversiteler olsun seni kendi bünyelerine dahil etmeye çalışıyorlar. Üniversitedeyken iki sefer on beşer, yirmi gün olmak üzere Avrupa'da yaklaşık otuz tane ülkeye gittik. Ülkelerin bütün yörelerini hemen hemen tanıdık. Yedi bölgenin oyun oynadık, türkülerini söyledik. Yurt dışındaki yöreleri, bölgeleri tanıdık. Artvin dışında başka yöreler, başka müzikler öğrenmiş olduk. Bu şekilde hem biz kendimize bir şeyler kattık. Hem de ülkenin tanıtımı açısından büyük bir katkı sağladık” dedi.

“İnsanların takdirleri bizleri çok mutlu ediyor”

Dansçılık hayatının nasıl başladığını anlatan Altuntaş, “Bu tutku aileden geliyor. İlkokuldan beri Onur'la beraber aynı ekiple oynadık. Aynı ekiple de ter döktük. Artvin'e de bu şekilde hizmet etmeye de devam ediyoruz. Daha güzel şeylerde inşallah beraber yürüyeceğiz. Artvin başlı başına Türkiye'de bir ekol. Küçük bir il olmamıza rağmen Artvin kültürel olarak geçiş noktasında olduğu için bar bölgesi, horon bölgesi ve Kafkas Bölgesi'yle çok zengin bir kültürümüz var. Artvin herkesin gıptayla baktığı, imrendiği dansçılardır. Bizlerde eğitmen olarak İstanbul’da ki okullarda görev aldık. Artvin yöresini öğrettik, tanıttık. Güzel çalışmalar gerçekleştirdik. Daha sonra tekrardan Artvin'e döndük. Çok güzel işler çıkarmaya devam ettik. Son on yıla Artvin olarak damga vurduk. Hem oyunculuk hayatımızda hem hocalık hayatımızda dışarıdaki işler gibi olmasa da burada da zorluklar çekiyoruz. Ancak manevi olarak bizi en çok tatmin eden şey alkışlar ve insanların teveccühleri oluyor. Bizleri çok mutlu ediyor” diye konuştu.

“Maneviyata dayalı gönül işi yaptık”

Halk oyunları eğitmenliğini çok uzun yıllar hiç para almadan yaptığını anlatan Dede, “Hatta eğitmenlik hayatımızın yaklaşık son iki yılı da para almadan devam ediyor. Pandemi koşulları ve başka şeyler bahane edilerek kursların açılmasına engel olundu. Süreler kısaldı, ders saatlerimiz kesildi. Bizler bu işi ticari olarak değil, tamamen maneviyata dayalı gönül işi yaptığımızı düşünüyorum. Zaten bunu önce onlara, sonra da tüm Artvin'e gösterdik diye düşünüyorum. Bragi bizim için çok büyük bir hayaldi. Gerçekleştiririz, gerçekleştiremeyiz diye bir tereddütte kalmıştık. Halk oyunlarının biraz başına gelecek olursak yaklaşık iki yıla yakındır halk oyunları gösterileri, yarışmaları yapılmıyor. Bizler yirmi yıldır senede sekiz, on kere il dışına yarışmaya gidiyoruz. Bu bizim için bir alışkanlık oldu artık. Bu yarışmalar olmayınca biz de içten içe sıkılmaya başlamıştık. Acaba ne yapsak diye. Kendi adıma konuşacak olursam bu sürede motivasyon kaybı yaşadım. Sonrasında pandemi koşulları yavaş yavaş seyreltilince, Ferhat oyuncuların bir kısmıyla salonda farklı çalışmaya başladı. Farklı çalışmamızın sebebi de Pandemiden ötürüydü. Elle tutuşuluyor diye temas içeren oyunları yasaklamışlardı. Bizlerde bireysel oyunlara yönelmiştik” dedi.

“Yapabilir miyiz diye düşündük ve yaptık”

Dans grubu fikrinin uzun süredir aklında olduğunu söyleyen Dede, “İlk başta yapabilir miyiz diye düşünüyordum. Olur mu olmaz mı derken işe girmiş bulduk. Fakat ne yapacağımız konusunda tam olarak emin değildik. İlk toplandığımızda altmış beş halk oyuncu arkadaşımız geldi. Onlar da bu işi özlemişlerdi çünkü yıllardır oyuncu arkadaşlarımızla beraber bu işi yapıyoruz. O ilk süreçten sonra bu sayımız kırk beşe düştü. Tempoya dayanamayıp ayrılmak isteyenler oldu. Sonrasında kırk beş dansçıyla işe koyulduk. Kapanmayı da bir kenara koyarsak her gün beş saat altı saat prova yaptık. Gerçekten işimiz gücümüz olmuştu. Sadece provayla da kalmamıştı. Prova çıkışında otururken ne yapabiliriz, bu oyunu koyabilir miyiz diye birtakım şeyler tartıştık. Bizim için sabah sekiz akşam sekiz gibi bir mesai haline dönüşmüştü. Beş yüz elli kişilik salonda gösteriden sonra herkesi ayakta dakikalarca alkışlarken görünce; ‘bu işi başardık dedik’. Bunlarda bütün emeklerimizin karşılığı anlamına geliyor zaten. En çok konuştuğumuz meselelerden biri dans grubunun isminin ne olacağıydı. İlk bu projeye başladığımızda bütün dansçılarımıza ve çevremize bir isim tartışmasını yönlendirdik. Böyle bir proje var. İsmimiz ne olabilir dedik. Hepimizin içine sinen, aklına yatan bir isim bulamadık. Tabi ki çok çeşitli öneriler geliyordu. Fakat içimize çok sinmedi. Gösteri için çok az bir zaman kalmıştı. Davetiyelerimiz basmamız duyurusunu yapmamız gerekiyordu. Fakat henüz ismimiz, logomuz yoktu. Ne yapalım, ne edelim derken yerelden biraz daha dışarıya taşalım konusunda hemfikirdik. Artvin’i tanıtacak olan ama herhangi bir yerde duyduğunda acaba nedir diye merak uyandıracak bir ismin olması gerekliydi. Bu yüzden bragi ismini koyduk. Bragi mitolojide dans ve müzik anlamına geliyor. Bu yüzden marjinal olacağını düşündük” diye konuştu.