YEREL
Giriş Tarihi : 20-12-2021 18:07   Güncelleme : 20-12-2021 18:07

Hak aramak Anayasal bir taleptir

Hak aramak Anayasal bir taleptir

Metin Lokumcu davası ağır ceza mahkemesinde görülmeye başlandı.

Hopa'da 31 Mayıs 2011 yılında polisin attığı biber gazı nedeniyle kalp krizi geçirerek yaşamını yitiren emekli öğretmen Metin Lokumcu'nun davasının ağır ceza mahkemesindeki ilk duruşması dün Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı.

Duruşma öncesi konuşan Çağdaş Hukukçular Derneği’nden Avukat Yağmur Kavak, “Çağdaş Hukukçular Derneği olarak Trabzon Adliyesi’ndeyiz. Metin Lokumcu'nun katledilmesine ilişkin duruşmaya geldik. Biz biliyoruz ki Metin Lokumcu toplumsal olaylarda, anayasal haklarını kullanan vatandaşların, yurttaşların anayasal haklarını kullandıkları sırada maruz kaldıkları işkence ve kötü muamelede bir ilk değil ve maalesef ki bir sonda olmadı.

Burada yapılan yargılamanın, bu yargılama sonunda çıkacak sonucun olası bir mahkumiyetin, olası bir beraatın Türkiye'deki toplumsal olaylara, polis şiddetine, kolluk şiddetine karşı bir emsal olacağını da biliyoruz.Bu ciddiyetle Metin Lokumcu'nun katledilmesini ve toplumsal olaylardaki kolluk şiddetine karşı mücadelede bir ciddiyetle Çağdaş Hukukçular Derneği olarak yaklaşıyoruz, Metin Lokumcu için adalet istiyoruz” dedi.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı Avukatı Polat Yamaner ise 31 Mayıs 2011’de Metin Lokumcu’nun aşırı, yoğun ve gereksiz gaz kullanımı sonucu hayatını kaybettiği olaylarla alakalı davayı yakından takip ettiklerini belirterek, “Türkiye İnsan Hakları Vakfı olarak aşırı gaz kullanımı ortaya çıkan işkence ve ölüm olayları ile alakalı çeşitli çağrılarda bulunduk.Bu durumun insan hakları standartlarına aykırı olduğu ile ilgili ve cezasız politikalarının parçası olduğu ile alakalı çağrımızı sürdürüyoruz ve Metin Lokumcu için adalet talebinde bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.

Zonguldak Barosu adına duruşma öncesi konuşma yapan Avukat Yakup Okumuşoğlu şu ifadeleri kullandı:

“Bildiğiniz üzere Metin Lokumcuçevre konusunda mücadele ederken, HES’lere karşı mücadele ederken aynı zamanda yaşadığı yöredeki ekonomik geçimini sağlamış olduğu çayla ilgili kota ve kontenjanın kaldırılmasına dönük taleplerini dile getirmek isterken ve bu sebeple bir basın açıklaması yapmak isterken kolluk güçlerinin haksız saldırısı ile ve orantısız güç kullanımıyla kalp krizi geçirmesine sebebiyet verilmesi suretiyle ölümüne sebebiyet verilmiştir ve bu sebepten dolayı da yürüyen bir adli soruşturma durumu vardı.

On yıl sonra açılan bir davada Metin Lokumcu’nun katillerinin bulunması, ortaya çıkartılması, adaletin tecelli etmesi için Türkiye’nin pek çok yerinden gelen avukat arkadaşlarla beraber mücadele ediyoruz ve hak savunuculuğu yapmaya çalışıyoruz.

Anayasa’nın 56’ncı maddesi çevre hakkını ve sağlık hakkını düzenler. Çevre hakkı insanların yaşadıkları yerin sağlıklı ve düzenli bir çevrede yaşaması ile ancak mümkün olabilir. Metin Lokumcu da yaşadığı bölgenin şantiyelerle dolup yaşam alanlarının yok edilmemesi için mücadele etmekteydi. Bu hak aynı zamanda bir yaşam hakkı mücadelesidir. Yaşam hakkını savunurken bir kişinin yaşamına son verilmiş olması hem ironik hem de çok trajik bir durumdur ve üstelik orantısız güç kullanımı ile yapılmıştır bu.

Hak aramak Anayasal bir taleptir, haktır.”

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği adına Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Metin Lokumcu davasını takip eden Avukat İbrahim Bilmez, duruşma öncesi konuşma yaparak, “Bugün Metin Lokumcu duruşması için buradayız. Bize göre Metin Lokumcu ve ailesini savunmak aynı zamanda Türkiye toplumunu savunmaktır. O yüzden buradayız. Özgürlük İçin Hukukçular Derneği’nin tüzüğü de bize ayrıca bu görevi veriyor. Çünkü biz insan hakları alanında mücadele eden bir derneğiz. Mücadele ettiğimiz meselelerden bir tanesi de özellikle Türkiye'deki cezasızlık politikalarıdır. Bu davanın 10 yıldır sürüyor olması ve şimdiye kadar sanıkların hepsinin ifadesinin uzaktan alınmış olması bile bizim için cezasızlık politikasının önemli işaretlerinden birisidir. Dolayısı ile biz bu önemli davanın da cezasızlık politikalarına kurban gitmesini istemiyoruz, o yüzden de bu davayı sahipleniyoruz. Bundan sonra da burada olmaya devam edeceğiz” dedi.

Dilan Şahinbaş