YEREL
Giriş Tarihi : 27-03-2021 11:24   Güncelleme : 27-03-2021 11:24

Genç Doktor Artvinli Erdi

İlkokul, ortaokul öğrenimini Artvin’de lise öğrenimini ise Ordu Fen Lisesi’nde tamamladıktan sonra kazandığı Karadeniz Teknik Üniversitesi’ nden mezun olan 28 yaşındaki Erdi Çetin, şuanda Karadeniz Teknik Üniversitesi’ nde asistan hekimlik yapıyor.

Genç Doktor Artvinli Erdi

Erdi Çetin, 5 aylık mecburi doktorluk görevini Artvin Devlet Hastanesi acil bölümünde yaptıktan sonra Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde kulak burun boğaz hastalıkları bölümünde asistan hekimlik görevini devam ettiriyor.

Verem hastalığı ile bilgiler veren Çetin, veremin ne olduğunu, nasıl bulaştığını ve nasıl önlenebileceğini anlattı:

“Verem hastalığı, yani tıbbi adıyla tüberküloz hava yoluyla bir bireyden diğerine yayılan, bulaşıcı bir akciğer hastalığıdır. Verem hastalığı Mycobacterium Tuberculosis isimli bakterilerden kaynaklanır. Verem hastalığı tedavi edilebilir ve verem aşısı ile önlenebilir bir hastalıktır. Tüberküloz hastalığı ile neredeyse dünya üzerindeki çoğu kişi karşılaşmıştır fakat aşının koruyuculuğu bu bakterinin hastalık yapmasını engeller.

Bizim bahsedeceğimiz tüberkülöz hastalığı akciğerleri tutan hastalık tipiyle daha çok karşımıza çıkar. Fakat tutulum yerleri farklı da olabilir. Ama çoğunlukla ya akciğerden başlayıp diğer bölgelere yayılır ya da nadirde olsa başlarken diğer organlarımızı da tutabilir. Verem hastalığı yani akciğer tüberkülozu havaya salınan mikroskobik damlacıklar yoluyla insandan insana yayılan bakterilerden kaynaklanır. Bu salınma, aktif tüberküloz formuna sahip ve tüberküloz tedavisine henüz başlamamış bir kişi güldüğünde, hapşırdığında, konuştuğunda, öksürdüğünde, şarkı söylediğinde veya tükürdüğünde gerçekleşebilir. Bir kişinin enfekte olabilmesi için bu salınan mikroplardan sadece birkaçını soluması yeterlidir. Tüberküloz bulaşıcı olmasına rağmen, kolaylıkla yayılan bir hastalık değildir. Bir yabancıdan verem kapmak zordur, daha çok birlikte yaşanılan bir kişiden diğerine geçer.

Dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birinin gizli verem hastalığı vardır. Bu insanların verem hastalığı bakterileri tarafından enfekte olduğu, ancak (henüz) hastalığa aktif olarak yakalanmadığı ve hastalığı başkalarına bulaştıramadığı anlamına gelir. Verem hastalığı bakterileri ile enfekte olan kişilerin yaşam boyu % 5 ila 15 arasında verem hastalığına yakalanma riski vardır.

Bir kişi aktif verem hastalığı geliştirdiğinde, hastalığın öksürük, ateş, gece terlemesi veya kilo kaybı gibi belirtileri ve semptomları aylarca sadece hafif seviyede görülebilir.

Bu durum, tıbbi yardım aranmasında gecikmeye yol açarak bakterilerin başkalarına bulaşmasına neden olabilir. Aktif verem hastalığı olan kişiler, bir yıl boyunca yakın temas yoluyla ortalamada 5 ila 15 kişiye daha bulaşabilir. En az iki hafta boyunca uygun ilaç tedavisi gören aktif verem hastalığı hastalarının çoğu artık bulaşıcı değildir. Yani verem hastalığının bulaştırıcılığını ilaç tedavisiyle engelleyebiliriz.

Verem hastalığı çoğunlukla yetişkin bireyleri etkiler. Ancak, tüm yaş grupları risk altındadır. HIV taşıyan, yetersiz beslenen veya diyabetli insanlar gibi bağışıklık sistemi zayıf olan bireylerin yanı sıra tütün kullanan bireylerin hasta olma riski daha yüksektir. İnsan vücudu verem hastalığına neden olan bakterileri barındırsa da, bağışıklık sistemi genellikle aktif olarak hasta olmayı engelleyebilir. Bu nedenle tıp uzmanları verem hastalığının aktiflik durumuna dayanarak bir ayrım yapar.

Latent verem hastalığı, yani gizli verem hastalığı durumunda, bireyde bir verem hastalığı bakterilerinden kaynaklanan bir enfeksiyon vardır. Ancak bakteriler vücutta aktif olmayan bir durumda kalırlar ve belirtilere ya da semptomlara neden olmazlar.

Gizli verem hastalığı yani TB enfeksiyonu bulaşıcı değildir. Ancak zaman içinde gizli veremden aktif verem hastalığına dönüşebilir. Bu nedenle tedavi gizli verem hastalığı olan bireyler için de verem hastalığının tedavi edilmesi, hastalığın yayılmasını kontrol etmeye yardımcı olmak için önemlidir.

Yani söylediğimiz gibi dünya üzerindeki bir çok insan bu hastalığı barındırmakta fakat bakteri sessiz bir şekilde vücudumuzda beklemektedir. Vücudumuzun direnci düştüğünde bağışıklık sistemimiz çöktüğünde bakteri hastalık haline geçer ve semptom vermeye başlarız.

Aktif verem hastalığının belirtileri ve semptomları arasında üç haftadan daha fazla devam eden öksürük, kan öksürme, göğüs ağrısı, nefes alırken ağrı, öksürürken ağrı, yorgunluk, ateş, gece terlemeleri, titreme nöbetleri, iştah kaybı, istemsiz kilo verme bulunur. Tedavisi olmadan tüberküloz ölümcül olabilir. Tedavi edilmeyen aktif verem hastalığı genellikle akciğerleri etkiler, ancak kan dolaşımına geçmesi durumunda, damar yoluyla böbrekler, omurga ve beyin gibi vücudun diğer organlarına yayılabilir. Enfekte olan organa göre farklı belirti ve semptomlar ortaya çıkabilir. Omurga tüberkülozu sırt ağrısına ve sertliğe neden olabilir. Tüberküloz artrit ise genellikle kalçalar ile dizleri etkiler ve eklem hasarına yol açar. Beyne ulaşan tüberküloz bakterileri menenjite, yani beyni kaplayan zarın şişmesine neden olabilir. Bu haftalarca devam eden aralıklı veya kalıcı bir baş ağrısına neden olabilir. Şişme aynı zamanda zihinsel yetilerde değişikliklere de yol açabilir. Yani birçok sistemimizi etkileyerek sayısız semptoma yol açabilir. Verem hastalığının daha yaygın olduğu ülkelerde bebekler, çocuklarda şiddetli verem hastalığını engelleyebileceği için, genellikle basil Calmette-Guerin (BCG) aşısı, yani verem aşısı ile aşılanır.

Ülkemizde Genişletilmiş Bağışıklama Programı çerçevesinde doğumdan 2 ay sonra yani 3. ayın içinde BCG aşısı yapılması önerilir. Bireylerde hayat boyu sadece bir kez BCG aşısı kullanılması öngörülmüştür. Eğer bebekler 3. ayını bitirmişse veya daha büyükse verem aşısı yapılmadan önce Tüberkülin deri testi yani PPD testi yapılarak sonuç değerlendirilir. BCG aşısı yapılmış çocuklara aynı aşı tekrar yapılmaz. Bu aşı ile aşılanmamış çocuklarda ise 6 yaşından sonra BCG aşısı önerilmemektedir, çünkü aşı yaş ilerledikçe etkinliğini yitirmektedir. Eğer bir birey yapılan testlerde gizli verem hastalığı enfeksiyonu için pozitif sonuç verirse, doktor aktif tüberküloz geliştirme riskini azaltmak için ilaç kullanımını önerebilir. Bulaşıcı olan tek tüberküloz tipi, aktif olan ve akciğerleri etkileyen tiptir. Dolayısıyla gizli verem hastalığının aktifleşmesi önlenirse, hastalık başkalarına bulaştırılmaz. Aktif verem hastalığı durumunda, verem ilaçlarını kullanmaya başlamanın ardından bir kaç hafta içinde hastalığın bulaşıcılığı geçer. Bireyler ailelerinin ve arkadaşlarının hastalanmasını önlemek için birkaç basit önlem alabilir. Verem hastalığının yayılmasını önlemek için alınacak önlemlerden ilki evde kalmaktır. Doktorun tavsiye ettiği süre boyunca işe, okula gidilmemeli, başkalarıyla aynı odada uyunmamalıdır. Kalınan odalar mutlaka havalandırılmalıdır. Verem mikropları kendi başlarına hareket edemezler, bu yüzden havanın çok hareket etmediği küçük kapalı alanlarda daha kolay bulaşırlar. Dışarısı çok soğuk olmadığı sürece pencereleri açıp, içerideki havayı bir vantilatör ile dışarı yönlendirmek etkili olacaktır. Gülünce, hapşırınca, veya öksürünce ağzı bir mendil ile örtmek gereklidir.

Kirlenen mendilleri ayrı bir torbaya koyup, torbayı bağladıktan sonra ayrıca atmak gereklidir. Hastalığın tedavisinin ilk üç haftasında başkalarının yanındayken cerrahi maske takmak bulaşma riskini azaltmaya yardımcı olabilir.

Verem hastalığı teşhisi koymak için doktor tarafından yapılan fizik muayene sırasında lenf düğümleri şişlik açısından kontrol edilir ve nefes alırken akciğerlerin sesleri dikkatlice bir steteskop yardımıyla dinlenir.

Verem hastalığı için kan testleri artık yaygınlaşmaya başlasa bile tüberküloz için en sık kullanılan tanı aracı Tüberkülin deri testi yani PPD testi adı verilen basit bir cilt testidir. PPD tüberkülin adı verilen bir madde, kolun iç kısmındaki derinin hemen altına çok az miktarda enjekte edilir.

48 - 72 saat içerisinde, koldaki enjeksiyon bölgesinde şişme olup olmadığı bir sağlık uzmanı tarafından kontrol edilecektir. Burada sert ve kabarmış bir yumru verem hastalığı riski altında olduğunuz anlamına gelmektedir. Yumru boyutları hastalığın ne kadar ciddi seyredebileceğini göstermektedir.

Ancak cilt testi garantili değildir. Bazen, sağlıklı bireylerde olmasa bile verem hastalığı için var sonucu verebilir. Buna ek olarak verem hastalığı olan bireylerde olmadığı sonucunu da verebilir.

Birey özellikle yakın zamanda basil Calmette-Guerin (BCG) aşısı ile aşılandığında yanlış pozitif test olabilir. Çocuklar, yaşlılar ve bağışıklık sistemi hastalığı olan bireylerin yanı sıra çok kısa süre öncesinde verem mikrobu ile enfekte olmuş ve bağışıklık sistemi henüz tepki vermeye zaman bulamamış bireylerde de yanlış negatif sonuç ortaya çıkabilir.

Yapılan testlerde pozitif sonuç elde edildiğinde doktor göğüs röntgeni veya bilgisayarlı tomografi (BT) taraması isteyebilir. Akciğerlerde bağışıklık sistemi ile verem hastalığı bakterilerinin çatıştığı yerler beyaz lekeler şeklinde görülebilir veya akciğerlerde aktif tüberkülozun neden olduğu değişiklikler görülebilir. Bilgisayarlı tomografi yani BT taramaları, röntgenden daha ayrıntılı görüntüler sağlar.

 

Eğer göğüs röntgeni de tüberküloz belirtileri gösteriyorsa, öksürünce ortaya çıkan balgamdan örnek alınabilir. Bu örnekler verem hastalığı bakterileri için test edilir. Balgam örnekleri aynı zamanda bakterilerin ilaçlara direncini test etmek için kullanılabilir. Dört ila sekiz hafta içinde tamamlanan bu test sonuçları, bu bakterilere karşı işe yaraması en muhtemel ilaçların doktor tarafından belirlenmesini sağlayacaktır.

İlaçla tedavi tüberküloz tedavisinin temel taşıdır. Ancak verem hastalığı tedavisi, diğer bakteriyel enfeksiyonların tedavisinden çok daha uzun sürer. Dahası günümüzde verem hastalığına neden olan bakteri türlerinin önemli bir kısmı, hastalığı tedavi etmek için en yaygın olarak kullanılan ilaçlara direnç geliştirmiştir. Aktif tüberkülozlu insanlar, enfeksiyonu ortadan kaldırmak ve antibiyotik direncinin gelişmesini önlemek için altı ila dokuz ay boyunca birkaç çeşit ilaç kullanmak zorundadır. Bu ilaçlar ve tedavi süresi bireyin yaşına, genel sağlığına, bakterilerin olası ilaç direncine, hastalığın aşamasına ve enfeksiyonun vücuttaki konumuna bağlıdır. Eğer bireyde gizli tüberküloz varsa, sadece bir veya iki tip verem hastalığı ilacı alması yetebilir. Ancak aktif verem hastalığında, özellikle ilaca dirençli bir bakteri türü ise, aynı anda birkaç ilaç kullanılacaktır. Verem tedavisi ilaçları arasında en yaygın olanları izoniazid, pirazinamid, rifampisin, ve etambutoldur. Bunların yanı sıra ilaca dirençli verem hastalıklarında enjekte edilebilir preparatlar olarak adlandırılan amikasin ve kapromisin ile florokinolon grubu antibiyotikler genellikle 20 ila 30 ay boyunca kullanılır. Mevcut ilaçların hepsine dirençli türlerde tedaviye ek olarak göreceli olarak yeni bulunmuş bedaquiline ve linezolid kullanılabilir. Tüberküloz ilaçlarının yan etkilerinin ciddi olduğu vakalar yaygın değildir, ancak meydana geldiklerinde tehlikeli olabilir. Tüm tüberküloz ilaçları karaciğer için oldukça toksik bir yapıya sahiptir. Bu ilaçları kullanan bireyler eğer mide bulantısı ya da kusma, iştah kaybı, ciltte renk kaybı (sarılık), koyu idrar, üç günden daha uzun süren nedensiz ateş gibi belirti ve semptomlardan biri veya birden fazlası ile karşılaşırsa derhal doktoruna ulaşmalıdır.”