KÖŞE YAZARLARI
Giriş Tarihi : 29-03-2021 17:42   Güncelleme : 29-03-2021 17:42

EŞŞOĞOLU EŞEK..!

Geçtiğimiz hafta Doların yükselişi, Merkez Bankası ataması, İstanbul Sözleşmesi, İktidar kongresi gibi birçok konu gündemde yer aldı.

EŞŞOĞOLU EŞEK..!

Biri bitmeden bir diğeri, bazen hepsi birlikte kamuoyunu meşgul etti. 

Özellikle parti kongresi görüntüleri, yaygın ve sosyal medyada çok tartışıldı.  Salgın dönemindeki ikilik yaratan uygulamalar ve tutumlar eleştirildi.  Bu süreçte gündemi ister istemez takip ediyorsunuz.  Ve o kadar vasat, cahilce yorumlara, söylem ve eylemlere rastlanıyor ki, insan ister istemez toplumun eğitim durumu hakkında umutsuzluğa kapılarak, bütün bu olup bitenleri çaresizce izlemek durumunda kalıyor.  

Düşünsenize, bir tarafta canını dişine takmış sağlık çalışanları bir savaş veriyor, bir başka taraf memleketin her yerinden tıka basa salonları dolduruyor. Bir taraf bütün önlemleri hiçe sayarak,  kendini meşru görüyor. Diğer taraf tam aksine kurallara uygun davranarak, haklılığını sürdürmeye çalışıyor.

Bir vatandaş çıkıyor ‘İstanbul Sözleşmesi’ yerinde bir kabuldür diyor, bir başka vatandaş çıkıyor “Okumadım, içeriğini bilmiyorum ama kaldırılması çok yerinde bir karar oldu” diyor. İşin tuhaf tarafı birçok mecrada, görünüşte eğitimli diyebileceğimiz kişilerden bile çok garip yorumlar duyabiliyorsunuz.  

İşte bütün bu konuları izlerken,  geçen günlerde Zülfü Livaneli’nin aktarımıyla bir gazetede okuduğum anekdot aklıma geldi.

Dünyaca ünlü yazarımız Yaşar Kemal, Cumhuriyet Gazetesi’nde yazar ve muhabirken (1950’li yıllar), o sıralarda gazete bugünkü tabiriyle bir kamuoyu araştırması yapıyor. Bu kapsamda, toplumdaki kanaat önderleri ve özel kişilerle de görüşmeler yapılıyor. 

Türk halkı için nasıl bir eğitim modeli uygulanmalı? Konulu araştırmada, Yaşar Kemal’in konuşması gerekenler arasında Üstat Neyzen Tevfik de var. Bir gün takıldığı kahvede çevresinde arkadaşlarıyla sohbet ederken üstadı buluyor. 

Yanına giderek,  Efendim benim adım Yaşar Kemal. Cumhuriyet Gazetesi’nden geliyorum. Size bir sorumuz var.  Türk Halkına nasıl bir eğitim……….. der demez, Neyzen Tevfik büyük bir öfkeyle “Eşşoğolu eşek..! diye bağırarak, elindeki bastonunu Yaşar Kemal’in kafasına indirmeye başlıyor.  O da bir anda çaresizce bastonu tutuyor, hiçbir şey demeden baston elinde kahveden çıkıp gidiyor.

Ertesi gün Üstat, ‘bastonumu geri versin’ diye gazeteye haber yolluyor. Yaşar Kemal de yine aynı kahveye giderek, Neyzen Tevfik’e bastonunu geri veriyor. Bu sırada, Efendim neden kızdınız? diye soruyor tabi ki. 

Neyzen… “Kusura bakma evladım, senin kabahatin yok ama bu millet eğitilmez. Ben ona kızıyorum.  Acısını senden çıkardım” diyor.

Günümüzde yaşananlara ve insanların davranışlarına bakınca, insan Neyzen Tevfik’e hak vermeden edemiyor.

Ama yine de umutsuz olmamak lazım.

Sonuçta hepimiz bu toplumda yaşıyoruz.