YEREL
Giriş Tarihi : 27-11-2021 12:36   Güncelleme : 27-11-2021 12:36

Eşit ve özgür bir hayat için birlikte mücadeleye devam

Eşit ve özgür bir hayat için birlikte mücadeleye devam

Hopa Kadın Dayanışma Merkezi 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde Hopa Parkı’nda bir araya gelerek Hopa meydanına yürüdü ve basın açıklaması gerçekleştirdi.

Hopa Kadın Dayanışma Merkezi adına Gamze Çakmak ve YarensuUstabaş’ın okuduğu basın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

“Hayatlarından, Haklarından, Mücadelesinden, Yarınlarından Vazgeçmeyen, Kadın Dayanışmasını Büyüten Kadınlar merhaba

Dünya kadınlarının şiddete karşı ortak sözünü dillendirdiği 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele ve Dayanışma Gününde Hopa’dan sözümüzü, sesimizi, isyanımızı büyütüyoruz. Hayatlarımız için, haklarımız için sokaktayız. Erkek devlet şiddetine karşı, yoksulluğa, işsizliğe, erkek adalete, ayrımcılığa karşı sokaktayız.

Geçmişten bugüne kadın mücadelesi, sokaklarda, okullarda, iş yerlerinde, tarlalarda, evlerimizde, hayatın her alanında kendini var etmeyi bildi. Kadınlar görünmeyen emeklerinin, cinsiyet eşitsizliğinin, baskı ve şiddetin karşısında mücadelelerini büyüttü. Büyütmeye devam ediyor.

Kazanılmış haklarımıza saldıran, her gün kadın düşmanı politikalarla erkek şiddetinin önünü açan, bizi yoksulluğa, işsizliğe mahkum eden iktidarın tam karşısında haklarımız, hayatlarımız için sözümüzü, irademizi sokaklara taşıyoruz.

Yan yana gelmek, birbirimize el uzatmak, omuz omuza yaşamlarımızı savunmak, birbirimizin hayatlarına köprü olmak bizim için hayati bir durum. Çünkü karşımızda kadınların varlığını yok sayarak, yaşamlarımıza, haklarımıza karşı savaş açmış bir iktidar var.

Feministler tarafından yazılan ve kadınların mücadelesiyle yürürlüğe giren kadınların yaşam güvencesi olan İstanbul sözleşmesinden bir gece yarısı çekilme kararı alan, tek adamların karşısında Türkiye’nin dört bir yanında binlerce kadın sokaklara döküldük ve İstanbul sözleşmesi biziz dedik. Katledilen şiddete uğrayan kız kardeşlerimiz için adliyelerde davaların takipçisi olduk, sokaklarda mücadeleyi büyüterek kız kardeşlerimizin sesi olarak gerçek adalet mücadelesinden vazgeçmedik. Vazgeçmeyeceğiz.

İstanbul sözleşmesinden çekilerek faillerin sırtını sıvazlayan, kadın cinayetlerinin, kadına yönelik her türlü şiddetin önünü açan ERDOĞAN; “Her kim bu ülkede bir daha İstanbul Sözleşmesi ile başlayan bir cümle kurarsa, ona en başta ve en çok kendi adlarını sapkın ideolojik ajandaları uğruna istismar ettiği için kadınlarımız tepki göstermelidir demiş”.

Buradan bir kez daha söyleyelim İstanbul sözleşmesi kadınların yaşam garantisidir. İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı kız kardeşlerimiz sokak ortasında şiddete uğramayacak, katledilmeyeceklerdi. İstanbul Sözleşmesi’nden asla vazgeçmeyeceğiz. İstanbul sözleşmesi biziz. İstanbul Sözleşmesinden çekilen ve kadın cinayetlerinin önünü açanlardan, kız kardeşlerimiz için hesap soracağız.

 AKP’nin yıllar geçtikçe artan kadın düşmanı politikaları, adaletin erkeklik krizini gün geçtikçe derinleştirdi.

İstanbul sözleşmesinden çekilme kararı alanlar, faili devlet adamları olan kadın cinayetlerini örtbas edip cezasızlıkla ödüllendirenler, öz savunma uygulayan kadınları adeta ölmediği için cezalandırıyor.

Ölmemek için öldürmek zorunda kalan Çilem Doğan yakın bir zaman önce Yargıtay tarafından 15 yıl hapis cezası ile cezalandırıldı.

Kendisine 3 yıl boyunca tecavüz eden ve devletin bu tecavüzü önlemediği koşullarda akrabasını öldüren Nevin Yıldırım müebbet hapis cezası aldı.

İçinde olduğu şiddet döngüsünden kurtulmak, hayatta kalmak için öz savunma hakkını kullanan kadınlar cezalandırılırken, fail erkekler cezasızlıklarla ödüllendiriliyor. Buradan bir kez daha söyleyelim Öz Savunma haktır. Gerçek adaleti, eşitlik ve özgürlük mücadelemizi mutlaka kazanacağız.

Hepimiz gittikçe daha güvencesiz hayatlara hapsedildik. Gıdadan, faturalara her gün zam geliyor. Yoksulluk derinleşiyor. İşsizlik günden güne çığ gibi büyürken, en çok kadınlar işsiz kalıyor, yoksullaşıyor. Aynı iş yerinde ve aynı konumda çalışan kadınlar, erkeklere göre daha ucuza çalıştırılarak, emekleri iki kat değersizleştiriliyor. İktidar bizleri güvencesiz işlere, kredi borçlarına mahkum ederken, sermaye bizleri yedek iş gücü olarak tutarken, karına kar katıyor.

Artık her geçen günden daha fazla mücadelenin içerisinde olmalıyız. Şiddete karşı mücadele etmek aynı zamanda yoksulluğa, sömürüye ve krizin faturasını ödemeye karşı mücadele etmek demektir. Haklarımıza ve hayatlarımıza sahip çıkmayı, birlikte öğrenmeyi, birlikte güçlenmeyi istemeli, bunun yol ve yöntemlerini hep birlikte geliştirebilmeliyiz. Bize ne yapmamız gerektiğini dayatanlarla uzlaşmayacağız, bu kavga bizim, bu yaşam bizim. Güzelliklerden yana, başka bir hayat mümkün. Şiddetsiz ve özgür yaşamak hakkımız. Umutsuzluğa yer yok, hiçbir kız kardeşimizin kirpiği yere düşmesin.

Eşit ve özgür bir hayat için birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.

Yaşasın kadın dayanışması.”

Dilan Şahinbaş