YEREL
Giriş Tarihi : 01-04-2021 12:08   Güncelleme : 01-04-2021 12:08

Eser’den Ekonomi Değerlendirmesi

Artvin Çoruh Üniversitesi’nde kalkınma iktisat ve uluslararası iktisat alanında uzmanlaşan Zekeriya Eray Eser ekonomi alanında doktora yaptıktan sonra Artvin Çoruh Üniversitesi’nde akademisyen olarak çalışıyor.

Eser’den Ekonomi Değerlendirmesi

Zekeriya Eray Eser Türk lirasının son günlerde yaşamış olduğu sert düşüşe dair açıklamalarda bulundu.

Eser konuya ilişkin yaptığı açıklamalarda şunları söyledi; “ Bu düşüşün nedeni sadece bugünkü nedenler değil ancak bugün olan bazı şeyler son damla oluyor. Ekonomi için ben her zaman şunu söylerim. Ekonomi bir fotoğraftır. Ve fotoğrafta güzel çıkmak kötü çıkmak sizin bakımınızla ilgili bir şeydir. Siz kendinize iyi bakmazsanız fotoğrafta da iyi çıkmazsınız. Ekonomi sadece ekonomiyle ilgili olan bir şey değildir. Hukukla, demokrasiyle, politikayla oldukça yakından ilişkilidir. Son alınan kararlarda özellikle Merkez Bankası Başkanı’nın görevden alınması kararı olumsuz etki oldu. Ekonomi denilen alan diğer alanlardan bağımsız olarak düşünülebilecek bir alan değildir. Ekonomide beklentilerde bir değişkendir. Bir ülkenin olumlu gideceğini beklemekte hiçbir somut gelişme yokken de ekonomiyi olumlu etkileyebilir. Olumsuz beklentiler de olumsuz etkileyebilir. Bu anlamda kurdaki hareketlenme diğer faktörlerin etkisidir”

2013 yılından beri değer kaybeden Türk Lirası’nın geleceği hakkındaki düşüncelerini anlattı; “ Türk Lirası 2013’den beri değer kaybediyor. Bunun sebebi doğru zamanda doğru politikaların hayata geçirilememesi. 2013 yılında gezi olaylarında Amerika Merkez Bankası ‘ilerleyen dönemlerde faizleri artırmayı düşünüyoruz’ diye bir açıklama yaptı. Henüz bir artırım yoktu ve düşünüyoruz dedi. Bu da dolar kurunun bir nebze artmasına sebep oldu. Buna önlem olarak bir çok ülke faiz artırımına gitti. Bizde ülkedeki dolar artışını gezi olaylarına, başka iç meselelere bağladık. Aslında öyle değildi. Dolar dünyada değer kazanıyordu. Amerika Birleşik Devleti dolar faizini artıracaktı. Dolayısıyla diğer ülkelerinde sıcak para diye tabir ettiğimiz paranın kendisinden kaçmasını önlemek için kendi faizini artırması gerekiyor. Biz bunları ısrarla uzun süre yapmadık. Zaten dış borca ve sıcak paraya muhtaç bir ekonomimiz var. Bu gibi sebeplerle de sermaye kaçışını önleyemedik.”

Vatandaşların ekonomiyi dış güçlerin yönettiği düşüncesi hakkında konuşan Eser; “ Ekonomi görüp görebileceğimiz en rasyonel alandır. Çünkü bu işin içine kar zarar vardır, çıkar vardır. Kimse çıkarını zararını kaybetmek için başka bir ülkeyi veya kişiyi sabote etmekle uğraşmaz. Çünkü bunun karşılığında parasını kaybetme riski vardır. Ancak daha fazla para kazanabilecekse bunu yapar. Bunu yapabilmek içinde örgütlü bir yapının içinde olması lazım. Böyle bir örgütlü yapı da söz konusu değil. Kaldı ki milyonlarca yatırımcıdan bahsediyoruz. Ve bu yatırımcıların kendi paralarından bahsediyoruz. Bu paraları Türk Lirası alıp Türk Lirası satmakla sırf Türkiye’ye suikast için kullanacak insanlar değil bu insanlar. Oldukça mantıksız bir iddia, hayal ürünü çok inanılacak bir iddia değil” ifadelerinde bulundu.

Merkez Bankası Başkanı’nın görevden alınmasının etkileriyle ilgili fikirlerini anlatan Eser; “ Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ile ilgili bu konu birazda. Bu konu Merkez Bankası bağımsız olup olmaması üzerinden konuşulmalı. Eğer biz serbest piyasa içinde var olacaksak buranın kurallara uymamız gerekiyor. Bu sistemde, bu piyasada Merkez Bankası’nın bağımsızlığı bir prestijdir. Eğer Merkez Bankaları bağımsız olmazsa olumsuz bir algıya sebep olur. Bunun da çeşitli gerekçeleri var. Temel gerekçesi şudur. İktisat derslerinde hep şöyle anlatırız. Bireyi anlamaya çalışırken bireyin amacını anlamaya çalışırız. Bireyin ekonomi anlamında kendi faydasını maksimum yapma amacı güttüğünü düşünürüz. Yani bir ürünü satın alırken o ürünü mümkün olduğu kadar ucuza ve fazla miktara ve fazla kalitede almaya çalışırız. Bu kendi faydasını maksimum yapmaktır. O ürünü satan firma da kendi faydasını maksimum yapma çabasındadır. Bu durumda politikacı neyi maksimum yapma çabasındadır? Tabii ki alacağı oy oranını maksimum yapma çabasındadır. Bunları da seçim zamanları görüyoruz aslında. Partilere verilen ödenekler, bu ödeneklerin kötü kullanıldığı da oluyor. Çevre kirliliğine sebep olan bayraklar, propaganda için atılan sloganlar gürültü kirliliğine sebep oluyor. Ve bunlara ciddi paralar harcanıyor. Bunları eleştirmiyorum. Çünkü bir politik partinin, politik bir yapının doğal olarak oy maksimumu için çabalaması normaldir, en doğal yapısıdır. Ama Merkez Bankası oy maksimumu için kullanılabilecek bir yer olmamalıdır. Çünkü Merkez Bankası bağımsız olursa bunu yapabilir. Merkez Bankası’nı yöneten bir bürokrattır, politikacı değildir. Merkez Bankası Başkanları oy almak için politika üretmezler. Dolayısıyla daha rasyonel daha akılcı daha uzun vadeli popülist olmayan politikalar üretebilirler. Ancak siz Merkez Bankalarını bağımsızlıktan çıkartıp hükümetlere bağlarsanız orayı politize etmiş olursunuz. Popilist politikalar üretmeye başlarlar ve ekonomiyi iktidar partilerinin çıkarları doğrultusunda kendi güçleri adına kullanmaya başlarlar. Bu da güven ortamını sarsacaktır. Yabancı yatırımcı da bu sebeple kaçaktır ki kaçıyorlar böyle devam ettikçe de kaçacaktırlar” dedi