KÖŞE YAZARLARI
Giriş Tarihi : 05-10-2021 11:36   Güncelleme : 05-10-2021 11:36

ER-FESLİGİLLER’E

ER-FESLİGİLLER’E

Gün geçmiyor ki yaygın ve sosyal medyada, yobazın biri çıkıp din üzerinden kin kusmasın. Akla mantığa sığmayan laf etmesin, mütedeyyin insanların inançlarına sahip çıkıyoruz ayağıyla, bezirgânlık yapmasın. Başta diyanet olmak üzere ilahiyat fakülteleri bırakın ayağa kalkmayı, yapılan bu fütursuzluğa,  açıklamalara dilsiz kalmasın.

Bir Profesör, “iktidara zarar verecekse haksızlık ve yanlışlardan şikâyetle doğruları söylemek caizdir diyemem!” cümlesini nasıl kurar? Bir bilim adamı böyle bir akılı nasıl taşır? Hem de İlahiyatçı bir bilim adamı. İnsan hayretler içerisinde kalıyor. Hatta hayret kelimesinin anlamı bunu tarif etmeye yetmiyor.

Bakın beyler..!

Siz bu topluma ve halka nasıl bakıyorsunuz, nasıl arka bulup yol alıyorsunuz bilemem ama ‘gerçekten din adamı olan ve hakkaniyetle, samimiyetle, gönülden görevini yapanları tenzih ederek’, birkaç kelam da ben etmek isterim.  

Sizlere baktığım zaman ben..!

Türkiye’de ve dünyada eşi benzeri olmayan emperyalizm yardakçılarını, Ulusal Kurtuluş Mücadelesini yok sayanları, “keşke Yunan galip gelseydi” diyenleri ve bu uğurda dövünenleri, Ulusal Kurtuluş Savaşı veren insanların karşısında olanları görüyorum. Sevr Antlaşması’nı imzalayanları, Lozan’ı hezimet olarak değerlendirenleri görüyorum.

Sizlere baktığım zaman ben,

Dünyanın en güç döneminde, ulusal bağımsızlığımızı gerçekleştirip, çağdaş devlet oluşturma yolunda, çok büyük çabalar harcamış olanları değil, Atatürk devrimlerini yıkmak isteyenleri, mandacıları görüyorum. Türkiye’yi çağdaş bir toplum haline getirmek için yasa yapanları, kurum yapanları, ilke ortaya koyanları değil, çağdaşlığa, bilime düşman olanları görüyorum.

Halk Evleri’ni kuranları, eğitim hamlesini yapanları, Kadın-erkek eşitliğini gerçekleştirenleri değil, Türkiye’yi ortaçağ karanlığına sokmak isteyen ‘Taliban’ sevicileri görüyorum.  Yoksul Türkiye’yi ayağa kaldırmak için büyük ekonomik atılımlar yapanları, Anadolu’yu demir ağlarla örenleri, onları planlayanları, o yolları döşeyen nasırlı elleri değil, Türkiye’nin bağımsızlık ruhunu toprağa gömmek isteyenleri görüyorum.

Evet,  sizlere baktığım zaman ben…!

“Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti ile bu dünyada, bu coğrafyada ilk kez bir Müslüman toplumun demokratik bir atılım yapabileceğini kanıtlamış insanları değil, onları yok etmek isteyenlerle işbirliği yapanları, Arap sevicileri görüyorum.”

İslamiyet’te kadın-erkek eşitliğinin, demokrasi anlayışının, laik devlet düzeninin bir arada gerçekleşebileceğini ortaya koyanları değil, tüm kutsal değerlerimizi iğdiş edenleri, haktan yana değil güçlüden yana olanları, demokrasiyi araç olarak kullananları, haksızlığa karşı susanları, üç maymunu oynayanları görüyorum.

Sizler Türk devriminin, onurlu geçmişi olamazsınız..!

Demokrasiyi ve laikliği içselleştiremezsiniz. Emeğin, alın terinin yanında, sömürünün karşısında olamazsınız. Emek değil ‘yemek’ diye yaşayanlarsınız. Hakça paylaşım ve mücadele yerine ‘Sarı Sendika’ diyen insanlarsınız. Demokrasi yerine ‘şeriat isteriz’ diyenlersiniz.

Hak arayanları, halkı sömürenleri ifşa edenleri “Moskova Moskova’ya” diye tepki gösterenlersiniz. Ulusalcılığın vatanseverlik olduğunu, demokrasinin ve laikliğin inançlara saygı göstermek olduğunu, emeğe saygı göstermek olduğunu, hukuka saygı göstermek olduğunu,  aslında sizler de iyi biliyorsunuz. Hepiniz diyemem ama çoğunuz, cemaat ve tarikatlar yoluyla bu ülkede batılılar tarafından kurulan karakolların,  bilerek ya da bilmeyerek çalışan birer neferlerisiniz.

Belki münferit olarak gerçekleşmiştir. Ama sizler, Türkiye’de tam bağımsızlığa, demokrasiye inandığınız için hizmet ettiğiniz yerlerden bambaşka yerlere sürülen, işlerine son verilen insanlar olmadınız. Ekmeğiyle oynanan, haksızlığa uğrayan demokrasi mağdurları değilsiniz.  İşkencelerde katledilenlerden, talana soyguna, peşkeşe ve hırsızlığa karşı yollara düşenlerden değilsiniz. 

Sahi siz o zaman nesiniz, niye varsınız?  Bugüne kadar neye karşı durdunuz?  

Üstelik bir de tam yedi bakanlığın bütçesini aldınız. Saltanatınız sizi o kadar kör etti ki, insanları ve özellikle gençleri dinden nasıl uzaklaştığınızı bile görmüyorsunuz.

İşte sizlere baktığım zaman ben bunları görüyorum.

Ama diğer taraftan da...

Bağnazlığa smaç çakan kaptan Eda’ları, Ebrar’ları, yobazlığa  yumruk çakan Busenaz’ları, güler yüzüyle minderde salto atan A. Begüm Onbaşıları,  “……bizler ve bizim yetiştireceğimiz çocuklar, hegomanların elinde yozlaşmış bu sistemi değiştireceğiz” diyen Umutcan’ları, Nobel ödülünü Anıtkabir’e bağışlayan Aziz Sancar'ları görüyorum!

İşte onlarla birlikte Türkiye’nin onurlu, şerefli tarihini görüyorum. Gençlerle, bilimle ve gerçek bilim adamlarıyla birlikte gelecek olan, aydınlık geleceği görüyorum.

İşte Türkiye'nin gelecekteki aydınlık günlerinin asıl sahibi ve gerçekleştirici insanları onlardır.                               

Siz hangi rüyayı görürseniz görün, kimi arkanıza alırsanız alın.

İşte ben sizi böyle görüyorum..!

Not: Bu yazıda intihal vardır.